Son günlerde gittikçe artan şiddet, toplumumuzun geldiği içler acısı hali daha da yüzümüze vuran bir gerçek. Bunun daha reşit bile olmamış çocuklar arasında olması bizi daha da düşündürmeli. Ayrıca şiddetin ölümlere, genç hayatların sonuna sebep olması…

“Şiddeti uygulayanın yaşça ‘çocuk’ kategorisine girmesi onu masumlaştırır mı? Kaç yaşından sonra bir ‘çocuk’ cinayetin, şiddetin farkına varır?” gibi sorular akıllarımıza düşüyor. Bir taraftan da bu çocuklar da etrafından gördüklerinin, ailesinde gözlemlediklerinin dışa vurumu.

Cezaları arttırmak caydırıcılığı artırabilir ama sorun çok daha derin ve kompleks. Çözüm uzun vadeli iyileşmeyi öncelemek ve aslında bu toplumsal bozulmanın en temelinde ekonominin olduğu da aşikâr. Bu ve bunun gibi olayların yaşanmaması için bir an önce önlem alınmalı…

Ahmet Minguzzi…

Atlas Çağlayan…

Ve niceleri…

Gerçekten çok kötü hissediyorum. Kalbim sıkışıyor…

Korkunç vahşetle kaybedilen canlar, canımızı yakarken suça sürüklenen çocuk kavramını da gözden geçirmeliyiz…

Çünkü bu suçun ta kendisi…

Bakın Atlas Çağlayan’ın annesi ne dedi…

“Çocuğuma bunları yapanlar 15 yaşında olabilir ama çocuk değiller, tam anlamıyla caniler.”

Daha kaç can verilecek…

Kaç kayıp…

Bir tarafta da afla salıverilenler…

Ne anaların gözyaşı diniyor ne ölümler bitiyor…

Bir gazetecinin paylaşımına göre halihazırda 3 bin tutuklu çocuk var ülkemizde…

Çocuk ve Genç Psikiyatristi Prof. Dr. Veysi Çeri de “Çocuklar arasında zorbalık ve şiddet normal bir kendini ifade tarzına dönüştü. Bu gidişatı artık durdurmamız lazım” diyor…

Gerçekten her gün bir yerde şiddet, canice katledilen gençler ve çocuklar haberlere konu oluyor…

Sahi neyi bekliyoruz bu duruma dur demek için…