Son yıllarda sürekli “Yeşil Mutabakat” sürecinden bahsediliyor. Tarımla ilgili yapılan konuşmalar arasında yer verildiği gibi birçok önemli projelerin de buna uygun olması hedefleniyor. Peki bu yeşil mutabakat süreci nedir, nereden geliyor, neleri hedefliyor, kısaca bahsedelim.

Aslında bu süreç Avrupa Birliği tarafından kullanılan bir mevzuat aracıdır. Çevre ile ilgili oluşturulan politikaları ve hedeflerini belirlemek için kullanılan bir mevzuat aracı. Bu kapsamda AB üyeleri ortak hareket etmek için hedefler belirlerler. Aslında kapsamlı şekilde ele alınan çevre ve iklim politikasıdır.

Yeşil Mutabakatın hedeflerini şu şekilde özetleyebiliriz:

1- Sıfır karbon: AB 2050 yılına kadar sıfır karbon hedefine ulaşmak istiyor. Bunun için fosil yakıtlardan vazgeçilmesi ve yenilenebilir enerjiye geçilmesi demektir.

2- Dönüşüm ve yatırımlar: Bunun için ekonomi ön plana çıkıyor ve yeşil ekonomi adı veriliyor. Bunun için kamu-özel sektör işbirliği ile yeni yatırımlar yapılması, yeni iş kollarının oluşturulması gerekiyor.

3- Sıfır kirlilik: Hava, su ve toprak kirliliğin önlenmesi gerekiyor. Örneğin ulaşım sektörünün daha temiz hale getirilmesi gerekiyor.

4- Yenilenebilir enerji: Güneş, rüzgar, hidroelektrik gibi yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımına geçilmesi gerekiyor. Haliyle fosil yakıtlardan vazgeçilecek.

5- Sürdürülebilir tarım: Çiftçilerin daha çevre dostu yöntemlerle üretim yapması hedefleniyor. Bu da kimyasal gübre ve pestisit kullanımının azaltılması anlamı taşıyor.

6- Döngüsel ekonomi: Atıkların geri dönüşümleriyle ilgili çalışmalara dayanıyor.

Yeşil mutabakat sürecinde çiftçilerin durumu belirleyici konumunda diyebiliriz. Burada sadece küçük üreticileri düşünmemek gerekiyor. Tarımsal üretimde yer alan her kesimi düşünebiliriz.

Tarımsak üretimin sürdürülebilir hala gelmesi için kimyasal girdilerden uzaklaşmak en başta gelen hedeftir. Bu hedefin gerçekleşmesinin bazı maliyetleri ortaya çıkıyor. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki tarımsal işletmelere büyük maliyetler yükleyecektir. Bunun için destekleme modelleri büyük önem taşıyor.

AB ülkelerinin kendi üreticilerine her türlü kademede desteklediklerini biliyoruz. Bu destekleme miktarları ülkelerin gelişmişlik durumlarıyla da yakından ilgili. AB ülkeleri kendi içlerinde de yardımlaşabiliyor.

AB üyesi olmayan Türkiyemiz bu süreçten yakından etkilenmiş durumda. Tarımsal politikalarını bu sürece göre belirlemeye çalışmaktadır. Beklenilen hedeflere ulaşabilir miyiz, ne zaman ulaşabiliriz, gelecek zaman dilimlerinde hep birlikte göreceğiz.

Benim bu konuda kendime göre bazı notlarım var.

Öncelikle tarımla ilgili yeni bazı söylemsel akımlar ortaya çıkıyor ve biz hemen buna teşne oluyoruz. Aslında insanları buna algısal olarak hazırlıyorlar. Yeşil mutabakat içerisinde sürdürülebilir tarım da var, bu önceden de vardı. Permakültür içerisinde de sürdürülebilir tarım var.

Kimyasal kullanımın azaltılması yeşil mutabakatın önemli özelliklerinden birisi. İyi tarım uygulamaları da böyleydi. Rejenaratif tarım içerisinde de bunlar var.

Yeşil mutabakat süreci nasıl ilerler, buna AB ülkelerine bakarak göreceğiz. Malum, Almanya bile ekonomik zorluk dönemine giriyor. Ben söylemiyorum, Almanya’dan gelenlere sorabiliriz. AB genelinde de böyle olacağını görebiliriz.

Ayrıca devletlerin yönetimi uluslararası hukuka göre değil güce göre şekillenmeye başladı. Ve sürekli silahlanma var, savaş tam tamları hızlanıyor.

Bunların yanında bir tarımsal model akımı oluşunca insanları bilgilendirmemiz gerekiyor. Örneğin, yeni tarımsal modelleri (!) anlayanlar ya da anlamaya çalışanlar arasında proje yarışları yapılırken, bunları uygulayacak tarımcılar hangi aşamada mutlaka göz önünde bulundurmalıyız.

Hemen bir örnekle yazıyı tamamlayalım. Geçtiğimiz günlerde bir eski mezunumuz aradı. Çalışanlarından birisi domateslerine yanlışlıkla herbisit uygulaması yapmış. Bitkileri kurtarabilir miyiz, diye soruyor. Sizce meyveler ne olmuş? Satışa gitmiş olabilir mi?

Biz eğitimli dediğimiz kesimi bile bilinçlendiremiyorsak yeni akımlar peşine takılmak yerine kendimize göre gelişmeleri hızlandırmalıyız. AB istiyor diye değil, sağlık açısından üretim yapmalıyız. İnanın aynı gelişmeleri sağlayabiliriz.