Kurban Bayramı yaklaştıkça her yıl yaşanan tabloyla yine karşı karşıyayız. Zaman yaklaştıkça hayvan pazarları, büyük ve küçük baş hayvan çiftlikleri kalabalıklaşmaya başladı.

Kurban ibadetini yapmak isteyenler gönüllerine ve keselerine uyan bir kurbanlık peşindeler. Peki işleyen piyasa bu imkanı sağlıyor mu? Bana göre sağlamıyor. Piyasaya bakınca bir karmaşanın olduğunu görüyoruz. Bunun temel sebebi ise kurbanlık fiyatları. Aslında bu yıl da fiyatlar çoktan belirlendi. Antalya Kasaplar Odası’nın açıklamasına göre:

Dana: 450 TL/kg

Düve: 440 TL/kg

Sığır: 400 TL/kg

Dişi küçükbaş: 360 TL/kg

Erkek keçi: 430 TL/kg

Erkek koyun: 440 TL/kg

Kesim ücretleri: Büyükbaş 15 000/adet, küçükbaş 2000 TL/adet

Her şeyin bu fiyatlara göre olacağı aşikar durumda. Kurbanlık piyasasında sünnete uygun şekilde pazarlık yapılmak isteniyor. Pazarlık başlayınca işler karışıyor.

Satıcı hayvanlarını önceden basküle çıkarmış, kilolar belirlenmiş. Alıcı fiyat soruyor, satıcı söylüyor. Peki hangi fiyatı söylüyor. Geçtiğimiz hafta sonu Döşemealtı ilçesinde yaşadığımız tecrübeye dayalı örneklemeler yapalım.

Bir düve fiyatı sorduk. Fiyatı 280 bin lira olarak cevap aldık. Alıcı olarak bizler gözleme dayalı kilo tahmin edebiliriz. Bilmiyorsanız kazıklandınız demektir. Kaç kilo gelir deyince, canlı 540-550 kg olur cevabı geliyor. Yani ortalama 518 liraya geliyor. Yani 440 lira nere, 518 lira nere? Kesme ücretini çıkaralım, bu durumda 490 liraya geliyor. Düve fiyatının yine çok üzerinde. Sen de fiyat ver diyor çiftlik sahibi ama pazarlıkla 260 bin liraya kadar düşüyor. Peki açıklanan fiyata ne oldu?

Başka bir çiftliğe gittik. Elinde hayvanların kilolarının bir listesi var. Kilosunu 470 liradan çarpıyor ve fiyat veriyor. Açıklanan fiyatlara yine uyulmadı. Çok meşhur bir kasabımızın işletmesini aradık. 480 liradan hesapladıklarını söylediler.

Bu arada haksızlık yapmayalım, kurbanlar kesilecek, paylanacak ve teslim edilecek. Buradaki fiyatlandırmalar da net değil. Sadece kesme ücreti net.

Hayvanların kilosunu satıcı biliyor, alıcı bilmiyor. Ama körü körüne bir pazarlık var. Pazarlık yapılıyor ama insan sormadan edemiyor: Neyin pazarlığı bu?

Kurban bir ibadet ve bu zihniyetle kesmek isteyenler sünnete uymak istiyorlar. Baskül fiyatına göre hareket edebilirler mi, tabiki de yapabilirler. Pazarlık aşamasında baskül ile kurban kesileceği gün baskül değerleri farklılıkları da sizce kafa karışıklığına sebep olur mu?

Aslında ortada tuhaf bir durum var. Pazarlık, gerçek piyasa fiyatı üzerinden değil, psikolojik bir etiket üzerinden yapılıyor. Satıcı, zaten satmayı düşündüğü fiyatın üstünü söylüyor. Alıcı da bunu biliyor ama yine de pazarlık yapmak istiyor; çünkü pazarlık yapılmazsa sanki kazık yemiş gibi hissediyor. İndirimin kendisi değil, indirimin yapılmış olması önemli hale geliyor.

Aslında konunun bir yan etkisi var: Güvensizlik.

Kurban ibadetine soğuk yaklaşanlar ya da bu işten kaçmaya gönüllü olanlar bu iş ticarete dönmüş diyorlar.

Bu Kurban Bayramı’nın satıcılar açısından ne kadar çok kazandım ya da pazarlık yapıldı düşüncesi yerine “Bu hayvanın hakkı bu mu?” sorusunun cevabına ellerini vicdanlarına koyarak odaklanmalarına vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu arada din adamlarımızın, Diyanet’in kurban sabahı baskül ile satın alma konusunda bir görüş yayınlamaları önemli olacaktır. Ayrıca kurbanlık fiyatlarının belirlenmesi sadece odalara bırakılmalı mı, üzerinde düşünülmesi gerekir.