Nerede kalmıştık?
Bayram?da tatil mi yapıyoruz yoksa yol aşındırma yarışına mı girdik belli değil. Ancak sanırım bizimkisinin adı tatil olmayacak.
İkinci bayram günü Datça?ya yöneldik. Merkez?de küçük ama gerçekten güzel ve şirin bir oteli gözümüze kestirdik. Datça?ya Yalova?dan gelip, hem çalışıp hem de okuyan Volkan ile tanıştık. Öğle kayıntısı yapmak için bir Kafe?ye oturduk, garson tatilci olduğumuzu anında anlamış olacak ki, biz de hiç belli etmiyorduk(!), ?Datça?nın koylarını görmeden giderseniz, buraya kadar boşuna gelmiş olursunuz? uyarısında bulundu.
Merkez?de kalmak yerine, başka yerlerde pansiyon yada otel bulmaya karar verdik. Sanki her yer bizi bekliyordu.
Mesudiye Datça?nın küçük ancak, tüm koyları bünyesinde tutan bir köyü.
Hayıtbükü koyunda her pansiyonu tek tek gezdik.
Yer yok. Ovabükü tarafına geçtik, pansiyon aradık.
Yerli halkı da yardımcı olmaya çalıştı sonunda, ?Hoppala? isimli pansiyonda yer olduğunu öğrendik. Sahibi bir bayan. Bizi sahilden alıp, 200 metre yukarıdaki pansiyonuna götürüp, odaları gezdirdi.
Hoppala?nın sahibi önce 120 TL fiyat söyleyip, odayı beğendiğimizi belirtince 150 TL demez mi?
Hoppalaaaa.
Onlara belli ki bayram her gün gelmiyor.
Peki ama esnaf ahlakı gelgitlere dayalı değil ki bu ülkede.
Sefa devreye girdi, oda bulabilmenin gönül rahatlığıyla çocukları denizi daha sakin olan Hayıtbükü tarafına götürdü. Aradaki mesafe sahilden 2 kilometre. Giderken de yol kenarında yeni yapılmış  bungalov evlerini görmüş, bana bir bak diye telefon açıyor.
Dediği yerin adı Yalım Pansiyon. İsmi beni anında çekmişti, zira Antalya?daki Yalım restoran ile çağrışım yapıyordu.
Sahipleri karı-koca bir aile. Henüz 2 aylık  tesis. A.İhsan bey Albay emeklisi. Eşi Esin hanım ise öğretmen. Ovabükü ile Hayıtbükü sahil yolunun tam ortasında. Bize verdikleri fiyat ?Hoppala?dan çok daha aşağıda ve odalar pırıl yırıl, yataklar yeni. Her şeyden evvel henüz turizmde yeniler ancak, A.İhsan-Esin Aydın çifti esnaflıkta ve insani ahlakta çok eskiler. Zira samimiyetlikleri sözleriyle dışa vuruyor.
Kalacak yer konusu halledilmiş, deniz keyfi de Hayıtbükü?nde giderilmişti. Esin hanımın fırında köfteli akşam menüsü güzelliklere tat katmıştı. Akşamın serinliği inanılmaz. Sanki Antalya?nın Aralık ayında oturuyor gibi hissettik kendimizi.
Bir önceki akşam öyle kaynaşmıştık ki Aydın çiftiyle, sabah ayrılık zor gibi geldi. Hatta Esin hanımın, ?Bir gün daha kalın. Sizi çok sevdik? sözleri bizi şaşırttı ancak, yolcu yolunda gerekti.
Datça tarafına yolu düşenlere Ovabükü-Hayıtbükü sahil yolu üzerindeki Yalım Pansiyon?u gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Bayram?ın son günüydü ve dönüş istikametine yöneldik.
İlk durak Marmaris. Tabi ona da durmak denirse. Resmen insan seli. Yollar, sahiller, caddeler adeta kaynıyor. Bir çay içimlik mola derken, ayağımızı gazdan çekmeden Dalyan.
Daylan?a Köyceğiz tarafındaki eski yoldan girdik, şehir içindi turlayabildiğimiz kadar turlayıp, yeni yol, yani Ortaca istikametinden çıkışımızı yaptık.
Hiçbir turizm yerleşkelerinin hatırı kalmaması adına.
Günlüklü koyunda deniz molası verdik. Sıkıysa verme. Sude hanımlar deniz, deniz diye başımın etini yedi durdu.
Sefa dönüş yolu olarak gelişte olduğu gibi Kalkan-Kaş istikametini kullanmak istiyordu bense yayla.
Köy yerini seviyoruz ya, Kalkan ile bizim köyün arası 30 dakikalık araç yolu mesafesi. Ben köyde kaldım Sefa Kalkan?da, sabah da buluştuk. Buluştuk buluşmasına da, o buluşma uğruna gaza köküne kadar basmak yerine, kurallar çerçevesinde, yani hız limitini aşmadan aheste aheste ama, 62 TL?yi yinede çiziktirdiler.
Kalkan?da buluşup, Kalkan-Kaş arasındaki ADA restoranda çay molası derken, Üçağız?a girmeye karar verdik.
(YARIN: Nasıl kendi kendimizin altını oyuyoruz?)