İki gün boyunca..
Minibüsçüler Odası Başkanı Mustafa Gönenç’in, “Halkkart’la yolumuza devam etmeliyiz” sözünün üzerine düşüncelerimi ve tespitlerimi yazdım..
Dün de yazımı bitirirken şöyle dedim:
“Buna Gönenç’ten, Büyükşehir’den veya Halk Otobüsleri yöneticilerinden bir cevap gelirse..
Söz..
Bu köşede ‘aynen’ kamuoyuna aktaracağım..
Bir diyeceği olan varsa, susmasın..
Bekliyorum..”

Ve iki cevap geldi..
Biri bir Halk Otobüsü esnafından..
Diğeri Mustafa Gönenç’ten..

Halk Otobüsü esnafı arkadaşımız şöyle dedi:
“Yazdıklarınızın altına ben de imzamı atarım..
Elinize, yüreğinize sağlık..
Bence az bile yazmışsınız..”

Gönenç biraz uzun konuştu..
Özetle şunları söyledi:
1- Ben Antkart’a karşı çıktım, Halkkart’ın devamını istedim..
Çünkü, benden Antkart yüzde 13 komisyon alıyordu, Halkkart yüzde 5 artı KDV alıyor..
Neredeyse yarı yarıya..
Tabii ki bunu tercih edeceğim..
2- Araçlarımıza ‘ne idüğü belirsiz araçlar’ derken, dikkat edin Menderes Türel’e de hakaret etmiş oluyorsunuz..
Minibüsleri büyütüp otobüs yaptığı için Menderes Türel ve ekibine binlerce kere teşekkür ederiz..
Allah tuttuklarını altın etsin..
Bizi birer otobüs sahibi yaptılar..
3- Halk Otobüsleri Kooperatifi’nin avukatı Ömer Aydoğmuş’un bu midibüsler için açtığı davayı geri çekmesi, otobüs esnafı yöneticileriyle yaptığımız bir anlaşma sonucudur..
Halk Otobüsleri’nin yöneticileri, mevcut otobüslerine 50-60 ilave yapılırsa, davayı geri çekeceklerini söylediler..
Biz de bunu kabul ettik ve dava geri çekildi..
Başkan Muhammet Demirtop’un niye istifa ettiğini bilmiyorum..
Bunu ona sorun..
4- Benim bir midibüs daha aldığımı yazmışsınız..
Ben almadım, kardeşim aldı..
Soyadı aynı olduğu için, benim aldığım sanılmış olabilir..
5- Menderes Türel araçların devir işlemlerine izin vermiyordu demişsiniz..
Hayır, o zaman devir yapılıyordu..
Birçok örneğini verebilirim..
Midibüslerin iptal kararı geldikten sonra devir işlemleri durdu..
Bu da Mustafa Akaydın seçimi kazandıktan 1 ay sonrasına denk geliyor..

Söz verdim, cevap geldi, köşemde kamuoyuna sunuyorum..
Gönenç’in bu söylediklerine elbette benim de diyeceklerim var..
Ama, bunu sonraya bırakıyorum..
Şimdilik..
Konuyla ilgili başka “diyeceği olan” varsa..
Onları da beklerim..

Bu arada..
Öğrendim ki..
Yazılarımdan dolayı “rahatsız” olanlar varmış..
Beni kendileri için “düşman” ilan edenler varmış..
Olsun..
Araştırıyorum, öğreniyorum, analiz ediyorum, yazıyorum..
Ben Antalya’nın “daha iyi yaşanabilir bir kent” olması için bir gazeteci olarak ne yapmam gerekiyorsa, yapmaya devam edeceğim..
Yazıysa yazı, haberse haber, yorumsa yorum..
İşini “doğru” yapanlar, bundan rahatsız olmayacak..
Vesselam..