Antalya’da gazetecilik yapmak eskisi gibi marifet isteyen bir şey değil.
Eskisi gibi kişilerde bilgi, beceri ve istihbaratı konusunda da yeterlilik aranmıyor.
Hatta müracaatçıdan ilk girişlerde sabıka kaydı istenmeye bile gerek görülmüyor.
Hal böyle olunca da, özellikle yemekli basın toplantılarında resmen gazeteci enflasyonu yaşanır.
Ortamı gören Antalya’nın “Akil” gazetecileri de, “Bu kim, şu kim, o hangi gazetede, bu hangi kurumda” çalışıyor diye en yakınındakilere sorular sormaktan geri durmuyor.
Haber edinme olaylarını sadece Ajanslardan bekliyoruz yani hazırcılığa alışmışız ya.,
Kişileri tanıma konusunda da araştırma yaparak bilgi edinmek yerine, hazırcılık bekliyoruz.
Sonra da başka gazetelerde çıkan her habere bir kulp takıyoruz.
Tıpkı son iki üç gündür Akdeniz Manşet’te çıkan haberlere ve aynı kurumun çalışanları olarak köşelerimizde yaptığımız yorumlara yapıldığı gibi.
Efendim.,
Akdeniz Manşet olarak son iki-üç gündür Büyükşehir Belediyesi ile ilgili, “Skandallar Belediyesi” başlığı altında manşet atıp, Büyükşehir’in neden Skandallar Belediyesi olduğunu maddeler halinde ele alarak sıralamışız.
Neymiş, biz bunu yapmakla dosyalar savaşı başlatmışız. Yerel seçimlere çok zaman olmasına rağmen, silahların erken çekilmesine neden olmuşuz.
Bizim bugüne kadar tek silahımız kalemimiz oldu. Ve hala da kalemimiz. Kalemimiz ile girilmesi gereken savaşa gireriz girmesine de, zat-ı muhteremlerin demek istediği savaş ne bilindiği türden bir savaş, ne de çekilen silah bizim kalemimiz türünden bir silah olmasa gerek.
Zira bunca yıllık meslek hayatımızda ne kimseyle savaş etmeye kalktık. Ne de erken yada geç bilemiyoruz silah falan çektik.
Birileri bu işlerin nasıl yapıldığını çok iyi biliyor ki, savaşın nasıl başlatılacağını, silahın ne zaman ve nerede çekileceğini de iyi biliyor.
Ve kendisiyle bizi karıştırıyor.
Belki haklı.
Zira kişi kendisi neyse başkasını da öyle sanırmış denir ya hani.
Ve yaylım ne bileyim seri yada taciz mi denir nedir, meğer yaptığımız iş yaylım ateşinden de betermiş.
Sap ile samanı karıştıran siyaset bilimcisi gazeteci müsvetteleri bilmiyorlar ki gazetecilik imece usulü asla yapılamaz.
Hele hele bir gazeteci, “İsme takılmadan yürürsek” tabirini kullanarak, bir başkasının yaptığı inceleme-araştırma haberciliğine kulp takıp, konudan zerre kadar haberi bile olmayan insanların günahını alarak yakıştırma yoluna kesinlikle gidemez.
Sen asli görevinden çok rüşvet skandallarıyla anılacaksın.
Personelin haksız kazançlardan demir parmaklıklarının ardına boylayacak.
Yaptığın hovardalıkta kullandığın prezervatiflerin paralarını vakfa ödeteceksin.
Kent ulaşımında usulsüzlük yaptığından dolayı mahkemelere çağrılacaksın.
Ben de senin bu icraatlarını bir gazeteci olarak, “İşte sen busun” diye maddeler halinde bir araya toplayarak kamuoyuna duyuracağım.
Bunu yapan ben tetikçi olacağım!..
Bunu yaptığım için, “Neden silahları erken çektin” diye hesap sormaya kalkan kişi gazeteci olmuş olacak öyle mi?
Hadi ordan hadi..
Gazetecilik yapmaya yeminliyiz ve bundan sonra da bu yeminimizi tutmak için elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Bu erken silah çekme manasına mı gelir, yoksa birilerinin kirli çamaşırlarını ortaya dökmemiz mi artık orasını kamuoyu karar verir.
Ama asla ve asla imece usulüyle gazetecilik yapanlar veremez. .