Hoca’yı nasıl biliyorsunuz?
Ben kendisinin yapmak zorunda olduğu halde seçildiği kente yapmadığı hizmetleri yazmaktan.,
Bir gün önce söylediklerini, bir gün sonra inkar etmelerini örnekleriyle ortaya dökmekten.,
Göreve geldiği ilk günden itibaren, makyaj belediyeciliği anlayışıyla dünya kenti Antalya’ya hizmet etmiş sayılamayacağını.,
Her önüne gelenle (Kendisini Büyükşehir adayı yapan eski Genel Başkanı, CHP İl Başkanı, CHP’li Belediye Başkanları ve meclis üyeleri dahil) kavga etmekle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapılmadığını yüzüne söylemekten.,
Belediye’nin günlük, aylık ve yıllık hizmet çalışmaları anlatımlarında (Hizmette 100. günümüz, 1. yıl, 2 ve 3. yıl toplantıları) barkovizyon sunumlarıyla kimseyi kandıramayacağı eleştirilerini yapmaktan.,
Bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, seçildiği kente festivaller düzenleyip, kaldırım taşlarını değiştirip, eski asfalt yolun asfaltını yenilemek dışında hiçbir kalıcı eser bırakmamaya hakkı olmadığını defalarca haykırmaktan.,
Bıktım, bıktım, bıktıııım.
En sevdiklerimin üzerine yeminler ediyorum ki, Akaydın ile ilgili konuları yazmaktan da bir o kadar bıktım.
Bazen öyle bir eziyet gibi geliyor ki onu yazmak, ama yaşadığım bu kentte yaşayanlara yaşattıklarını görüp, düşündükçe kendimi alamıyorum.
Yazık ya.,
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı bu kadar mı ucuz bir mevki?
Varsa yoksa enkaz edebiyatı..
Bir Menderes Türel’dir tutturmuş, sanki bu kentte yapılacak, konuşulacak hiçbir şey kalmamış gibi, her seferinde de gündem yaratmaktan başka elinden hiçbir şey gelmiyor.
Dün de yine Hoca’dan nağmeler vardı?
“Konu neydi” diye sorusu olan var mı?
Eminim ki olmaz.
Zira, 4 yıldır bu kente yapmadığı şeyler için, “Ben şunu yaptım, ben bunu ettim” sözleriyle milleti kandırmıştır, ya da, “Menderes Türel’i suçlamaktan başka ne yapmıştır ki” diyenleri duyar gibiyim.
Büyükşehir belediye Başkanı Altın Portakal film festivali ile ilgili basın toplantısı düzenliyor, toplantının esas amacıyla ilgili yeterli bir açıklama yapamadığını anlıyor ki, sırf o günkü toplantı olayını ön plana çıkarta bilmek adına, Menderes Türel ismini ortaya atıveriyor.
Biz gazeteciler için festival de neyin nesiymiş. Önemli olan Hoca’nın Türel hitabı!..
Nitekim ertesi gün tüm gazetelerde Hoca-Türel sürtüşmesinin beyanatları.
Festival mi?
İki üç satırla es geç gitsin!.
Ardından Menderes Türel kendisine cevap vermek için AK Parti İl Teşkilatında, İl Başkanı ile birlikte bir basın toplantısı düzenliyor, Hoca’ya cevap veriyor. Hem de barkovizyonlu sunumla.
Üç gün sonra da bu kez Hoca Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda CHP İl Başkanı ve Yöneticileriyle basın toplantısı düzenleyip, Menderes Türel’e cevap veriyor.
Türel il başkanıyla basının karşısına çıkar da, Akaydın çıkamaz mı?
Çıkıyor. Ama nerede?
Birisi İl binasında, diğeri AKM’de.
Sen niye il binasında o toplantıyı yapamıyorsun?
AKM’de yapıyor.
“Yok şu, yok bu, yok şöyle, yok böyle.”
Toplantı sonrası bizim soru sorma üslubumuzu beğenmiyor hoca.
Neden?
Kavga ediyor gibi soruyormuşuz.
“Sizinle kavga ne haddimize? Bizim üslubumuz bu, ne yapabiliriz ki” diyoruz, “O zaman kendini değiştireceksin” demez mi?
60 kusur yaşına gelmiş, öğrencilikten tutun da, sırasıyla öğretmenlik ve profesörlük gibi en üst mertebeye ulaşmış, ardından da Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş birisi, Üniversite’deki mesai arkadaşlarını bir kenara bıraktım, aday gösterilmesiyle kendisini küllerinden doğuran eski genel başkanını bir kalemde silen, onca partilisi kişilere sırt dönüp, kavgalardan geri durmayıp, ağzını tutamayan Hoca değişir mi ki, ben bu yaştan sonra değişeyim?
Verseydin elimize çanak sorularını, onu sorsaydık bari!..
Yetti gari hoca vallahi yetti.
Bir yıl sonra bu millet senin ardından, “Hoca’yı nasıl bilirdiniz” bile demeyecek, farkında bile değilsin.