4 günlük ayrılığın ardından yeniden sizlere ‘merhaba’ dediğim için mutluyum.
Tatilin ardından dün işbaşı yaptım.
Ofise ayak basar basmaz haber merkezindeki arkadaşlar günün sıcak haberlerini iletti bana.
İlk haber Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’ndaki prezervatif olayıydı.
Hatırlanacağı üzere AKSAV Genel Müdürü Göksel Kumsal ve Genel Müdür Yardımcısı Birol Kaya’nın Altın Portakal Film Festivali organizasyonu için gittikleri İstanbul’da kaldıkları otelde şahsi masraflarını AKSAV’a fatura ettikleri gerekçesiyle dava açılmıştı. İşte bu davadan sonra yaşanan tartışmalar sonunda istifayla sonuçlandı. Davanın iki yönetici Kumsal ve Kaya, AKSAV yönetimine istifalarını sundu. İstifalar kabul edildi. Bu konuyu şimdilik irdelemeyeceğim. Ancak Kumsal ve Kaya’nın istifalarını sunması doğru bir karardır. İstifaları kabul eden AKSAV da yapması gerekeni yapmıştır.
Gelelim asıl konumuza.
Antalya gündemini bir anda değiştiren olay dün sabah saatlerinde yaşandı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal’ın yürüttüğü Halkkart soruşturması kapsamında ifade vermek üzere adliyeye çağrıldı.
Bu olay birilerini şaşırtmış olabilir. Ancak ben hiç şaşırmadım. İfadeye çağrılmamış olsaydı benim için sürpriz olurdu. Zira Halkkart’ın Hoca’nın başına bela olacağını cümle alem biliyordu. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Mali Suçlar Bürosu ekipleri, bir yıl önce bazı toplu ulaşım araçları şoförleri ile yolcuların paralarını şirket tarafından hesaplarına eksik yatırıldığı şikayetleri üzerine soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında Halk Kart’ın hizmet binasında arama yapılmıştı.
Ardından Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mehmet Aktekin, Hukuk Müşaviri İlker Gedik ve Genel Sekreter yardımcıları Bayram Özen ile Ali Özkayacan’ın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla belediye çalışanı KOM Şube’de ifade vermişti.
Bu kadar kapsamlı bir soruşturmadan sonra Başkan Mustafa Akaydın’ın ifadeye çağrılmaması herhalde düşünülemezdi. Yukarıda belirttiğim gibi ifade vermeye gitmemesi kafalarda soru işareti yaratırdı.
Birileri bunu CHP’li belediyelere karşı bir operasyon gibi gösterecek. Kimileri de öyle görmek isteyecek. Hatta yerel seçimler öncesi belediyeyi itibarsızlaştırma girişimi diyen de olacak. Ancak bu görüşlere katılmıyorum. Yukarıda neden katılmadığımı kısaca anlatmaya çalıştım. 21 günlük bir firmaya milyon dolarların döndüğü bir ihaleyi verirseniz olacağı budur. Bu arada Halkkart’a yapılan operasyon bazı araç sürücüleri ile yolcuların şikayeti üzerine yapıldı. Haliyle iktidarı suçlamanın bir anlamı da yok.
Özetle, Akaydın’ın ifadeye çağrılması normal. O da kendisini savunarak oluşan soru işaretlerini yok etmeli.