Akil İnsanlar Heyeti Akdeniz Bölgesi Gurubu birkaç gündür Antalya’da.
Kente ayak basar basmaz turizmcilerle görüşen heyet, daha sonra sivil toplum kuruluşlarıyla bir adaya geldi.
Önceki gün akşam saatlerinde biz gazetecilerle de görüşen heyet, olumlu-olumsuz önerilerimizi dinledi.
Heyet başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu hastalandığı için toplantıya katılamadı.
Heyetin diğer üyeleri Kadir İnanır, Tarık Çelenk, Lale Mansur, Nihal Bengisu Karaca, Şükrü Karatepe, Muhsin Kızılkaya, Öztürk Türkdoğan ve Hüseyin Yayman bir saatten fazla gazetecileri dinledi, not tuttu.
Tuttukları notları bir rapor halinde gerekli mercilere sunacak olan heyeti karşımızda görünce haliyle ilk olarak tutuklu gazetecilerin durumunu masaya yatırdık.
Barıştan, demokrasiden, insan haklarından söz edilecekse tutuklu olan gazetecilerin serbest kalması gerektiğini hep birlikte haykırdık.
Yaklaşık 20 gazetecinin katıldığı toplantıda herkes düşüncesini tek tek söyledi.
Ben de barışın kalıcı olması için mutlaka ama mutlaka ana muhalefet partisi CHP’nin de sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladım. Toplantının sonunda ise gazeteci yazar Muhsin Kızılkaya ile kısa bir görüşmem oldu. Antalya’da sürece bakışın nasıl olduğunu sordum. O da görüşme yapılan kişilerin büyük bir çoğunluğun barıştan yana olduğunu vurguladı. Ancak Alevi köylerinin sürece kaygıyla baktığını da sözlerine ekledi.
Toplantı öncesi heyet üyeleri görüş ve fikirlerini bizlerle paylaştı. Antalya’daki çalışmalarından sözetti.
Heyet, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ile de görüşmek istediklerini ancak Akaydın’ın nedense kendileriyle görüşmediğini aktardı.
Akaydın, daha önceki bir açıklamasında heyetin kendisiyle görüşmek istemesi halinde görüşebileceğini aktarmıştı. Acaba yukarıdan birileri baskı yaptığı için mi görüşmek istemedi. Buna en iyi cevabı kendisi verecektir. Bu konuda fazla yorum yapmayacağım. Ancak Antalya’yı yöneten birinin bu görüşmeden kaçmaması gerektiğine inananlardanım. Söyleyeceği varsa onların yüzüne söylemeliydi diye düşünüyorum.
Heyet ile ilgili birkaç satır yazı da yazmak istiyorum. Bu kişiler bu görüşmeleri yaptığı için para-pul almıyor. İşini-gücünü bırakıp bu işe odaklandılar. Bir kesim tarafından da hedef haline gelindiler. Küfür ve hakarete maruz kaldılar, kalıyorlar. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen barış için, huzur için, demokrasi için ter akıtıyorlar. Bu nedenle kendi adıma bu insanları kutluyorum. İyi ki varsınız diyorum.