Herkes sanıyor ki, gelişmeler akışına göre zamanla unutulup gidiyor.
Kazın ayağı öyle değil.
Kapalı kapılar ardından öyle şeyler konuşuluyor, öyle fikirler üretilip, nice senaryolar ortaya atılıyor ki, akıllarda tutabilmek mümkün değil.,
Not tutmak istesen, parmakların takadı kalmaz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu?nun Antalya ziyaretleri. İki günlük programın yoğunluğu, partili-partisiz Kılıçdaroğlu?na gösterilen veya gösterilmeyen ilgi.
Abdal Musa Şenlikleri?nin özellikle gazetecileri çileden çıkartan organizasyonu.
CHP İl Yönetimi?nin Örgüt Yemeği?nde Gençlik ve Kadın Kolları Yöneticilerine karşı takındığı tavır.
CHP İl Yönetimi?nin Partililer için Elmalı?ya kaldıracağı otobüslerin son anda iptal edilmesi ve iptal olayı yetmezmiş gibi, partililere hakaret edercesine, ?Kime şikayet ederseniz edin? çıkışı.
Kasırga-1 ve Kasırga-2 operasyonlarının zamanla neler getireceğinden tutun da, Sarısu?nun akibetinin ne olacağı başlıkları atılıp, yorumları yapılıyor.
Bu durum birilerin umurunda mı?
Kılıçdaroğlu?nun Antalya gezisi ile ilgili, ?Öncelikle böylesine yoğun bir program olmamalıydı? başlığı atıldığı bir gerçek.
Gazikoşusuna katılan at misali, Genel Başkanı bir oraya, bir buraya sürüklemenin manası yoktu.
Düne kadar CHP?de Genel Başkan?ın olduğu ortamlara Parti yöneticilerinden çok, sade partili vatandaşın yer aldırılması gayreti gösterilirdi. Ama Kılıçdaroğlu Antalya?ya geldiğinde, ?Genel Başkanıma nasıl daha yakın olabilirim de, ona şirin gözükürüm? zihniyeti ön plana çıktı.
İl Yönetimi?nin Gençlik ve Kadın Kolları Yöneticilerine karşı takındığı tavır, ?Antalya?da CHP benden sorulur? burun büyüklüğünden başka bir şey olmadığı da ortada.
En önemlisi de Tekke köyüne götürüleceği açıklanan, bu konuda parti binasına da yazı asan il yönetiminin partilisine verdiği sözde durmaması olduğu muhakkak.
Bana göre Özer Ülgen ve ekibi, 3.5 ayda kendi partilisinin gözünde yükselme gayreti göstermesi, kendilerine bağlanan umudu gerçeğe dönüştürmesi gerekirken, tam aksi, tutum, davranış, yorum ve hitaplarıyla hayal kırıklığı yaşatmıştır.
..Ve Kapalı kapılar ardında sıkça konuşulan Kasırga-1 ve Kasırga-2 operasyonu.
Bu konuda, ?Son zamanlarda Türkiye?de ?Suçludan delile? gitme olayının bir örneği de Kasırga operasyonlarıdır? adını koyanlar başı çekiyor.
Acaba?
Bu soruyu soranlar da bir hayli fazla.
Peki ama, ?Suçludan delile? fikrini ortaya atanlara, neden ?Acaba? yaklaşımı yapılır?
Cevabını da, ?Acaba? sorusunu ortaya atan veriyor.
?Böylesine büyük bir operasyon, laf olsun diye yapılmaz. Yapılamaz. Kasırga-1?de tutuklanan, Kasırga-2?de de soruşturma geçirip, tutuklu olduğu halde ikinci kez tutuklama kararı verilen Muratpaşa Zabıta Müdürü Baki Uçar bir konuşsun, değil Kasırga-3 veya 4, 5-6, 7-8 hatta 9?ncusu dahi gelmezse ben insan değilim.?
Buyur buradan yak.
Peki ama Baki Uçar ne konuşur veya nasıl konuşturulur da ortalık toz duman olabilir?
Kasırga?nın devamı gelir?
A- Sanırım kendisini cezaevinde yalnız hissetmeye başladığında.
B- ?Ne halleri varsa görsün? hissi baş gösterdiğinde.
C- Kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında
D- Gerçeklerle yüzleşip, vicdan rahatsızlığı duymaya başladığında.
İnsanlar ürettikçe, üretiyor işte. Kapalı kapılar ardında üretkenlik o kadar fazla olabiliyor ki, bir bakmışsınız sabahın köründe başlayan sohbet, gecenin yarılarına kadar devam etmiş, kimse farkında bile değil.
Evin yolu tutulur, bir sonraki sabah için nelerin üretileceği düşünülür.
Unutulmamalıdır ki, her yeni üretilen fikirlerin içerisinde mutlaka minicik de olsa bir gerçek payı vardır.
O da zamanla ortaya kendiliğinden çıkıverir.