Antalya eskiden bir avuç insan topluluğundan oluşurdu.

Şarampol, Kalekapısı, Üç kapılar, Yenikapı, Mezbaha..

Sonradan Bahçelievler, Işıklar..

Sokağa çıkan birisi, herkesle selamlaşarak gideceği yere zor varırdı.

Şimdi öyle mi?

Bırakın sokağa çıkmayı, oturduğu apartmandaki alt hatta üst komşusunu tanımayanlarla dolu..

Bir de Antalya kenti ile simgelenmiş insanlarımız vardır.

Misal, rahmetli 7 Mehmet.

İkinci  misal yine rahmetliler Ahmet Uluç, Orhan Selekler, Erdal Akpınar vs. vs..

Üçüncü misal için Fondip Mustafa’yı versek yanlış mı yapmış oluruz ki?

Cuma gecesi rahatsızlığı nedeniyle bir süredir yatmakta olduğu hastanede vefat eden benim namıdiğer, “Fondip amcam” Mustafa Eğriboyun’u ne yazık ki kaybettik.

“Antalyalıyım” deyip, hatta 30-40 yıldır Antalya kentinde oturuyor olup, özellikle sosyal faaliyetler ile haşır neşir olanların yakinen tanıdığı Fondip artık aramızda yok..

Kendisiyle Belediye İşhanının altında birahane işletirken tanıştım.

Nefis mezeler yapardı..

Müşterileriyle hep gülen ya da tebessüm eden yüzüyle sohbetler eder.,

Kibarlığını asla elden bırakmazdı..

1990’lı yılların başında, Antalya Belediye Başkanı Hasan Subaşı Fondip Mustafa’ya Karaoğlan Parkı içerisinde mekan vermesiyle yer değiştirdi. Altı Antalyaspor Kulübü’nün idari ofisiydi, üstü ise Fondip’in Deniz Restoran’ı..

Subaşı 10 yıl Belediye Başkanlığı yaptı.

Bekir Kumbul da 5 yıl.

Ardından 2004-2009 arası bugünkü Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in 5 yıllık sürecini de eklersek tam tamına 20 yıl boyunca her gelen belediye başkanın sevgi ve hürmetle baktığı birisi oldu hep Fondip Mustafa..

Peki ya Mustafa Akaydın?

Buradan sonrasını, 2014 yılına kadar benim de çok sık gittiğim Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne gelip gittiği sırada Fondip Mustafa’nın anlattığı şekilde yazıyorum:

“Haftanın birçok gününde mekânıma gelir, kendisine itinayla masa hazırlatır, saatlerce demlenirdik. Bu süreçte de restoranın akıbeti ile ilgili fikir alışverişinde bulunur, bana hep vaatler vererek beni rahatlatırdı.

Hatta bir gün dedi ki, “Ya Mustafa bey şuraya bir asansör yapalım, vatandaşlar aşağıdaki plaja rahat inip çıksınlar” demez mi?

“Mekânımı yıkacaklar mı acaba” sorularıyla boğuşurken, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan böylesine rahatlatıcı sözler duymamla içimdeki tüm şüphelerim gitmişti ki, bir gün belediye çalışanları elime bir yazı tutuşturdu, ikinci gün yıkıma gelmezler mi?

Yıllarımı verdiğim Deniz Restoran’dan ceketimi alıp zor çıktım. Gözyaşlarımı tutamıyor, bana içki masalarında vaatlerde bulunan koskoca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın telefonlarımı bile çıkmadı. Ben ve eşim ile birlikte toplam 7 nüfusa bakan birisiydim-ki hepsi kaderine mahkûm edildi. Hem de hiç beklenmedik anda.”

Sosyal demokratlık, sosyal belediyecilik anlayışından olsa gerek ki (!), Antalya kentine mal olmuş 70 yaşındaki Fondip Mustafa Eğriboyun bana bunları anlatırken gözyaşlarını bir kez daha tutamıyordu.

Sarıldım kimse görmesin Fondip Mustafa amcamın göz yaşlarını diye..

2015 yılının başlarıydı. Karaoğlan Parkı’nın eski Nikah Salonu’nun karşısındaki deniz tarafı kafe haline getirilmiş, işletmesi de Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel tarafından Fondip Mustafa’ya verilmişti.

Mustafa amca ile orada karşılaştım. Beni misafir etti, uzun uzun anlatmaya başladı.

“Evlat ne varsa Antalya çocuğunda var. Menderes başkan bana sahip çıktı. Artık bu saatten sonra ölsem de gam yemem. Ama şunu iyi bilin ki Mustafa Akaydın denen adamı asla ve asla affetmeyeceğim. “

Kimsenin yaptığı kendisine kar kalmıyor.

Sen ki, parası olmayanlara üste para verip düğünlerini mekânında yaptıklarının hayır dualarıyla cennetlik birisi olduğundan asla şüphem yok.

Mekanın cennet olsun Fondip Mustafa amcam.

Işıklar içerisinde uyu.