Bizim Yüksel Yener ağabeyimiz vardır.
Basın şeref kartı taşır cebinde..
TRT emeklisi..
En az on senedir kadınyarından Cumhuriyet Meydanı tarafına doğru 10 metre geçmemiştir.
Nedenini sorduğumuzda, “Geçip de ne yapacağım” cevabını verir, eliyle de, “Boş ver gerisini” işareti yapar.
Antalya kentinin çarpıklığını gördükten sonra, Yüksel ağabeyimizin, “Geçip de ne yapacağım” gerekçesine hak vermemek elde değil.
Ne yazık ki Antalya’da düzen sağlamak asli görevleri olanlar, tam aksine çarpıklıkları körüklüyorlar.
Büyükşehir küçük belediye ayırt etmiyorum.
Bu memlekette zabıta yok mu?
Var da yokları mı oynuyor işte asıl mesele burada.
Gelin kapalı yol diye adlandırılan caddenin üstünden aşağıya doğru yaya olarak yürüyelim.
Tabi yürüyebilirsek..
Tost makinesini kapan 2 metre karelik yeri kiralamış.
Kiraladığı yerin 20 katı alanı zabdetmiş, masaları sıralamış.
Vatandaş nereden geçerse geçsin!..
Seyyarlar desen cirit atıyor.
“Hanutçulara ağır yaptırım uygulanacak” mavalları okundu, Kalekapısı’nda nar suyu satıcıları milletin kolundan çekip, eline nar suyu bardağını tutuşturuyor.
Antalya caddelerinde tur atıp, stres dağıtmak isteyen halt etmiş.
Çarpık yapılar, çarpık iş yerleri, çarpık trafikleri seyrederek, onların arasında cambazlıklar yapmaları sayesinde dolaşarak mı atılacak o stres?
Hadi gelin parka gidelim!..
Sakın ola ki parktaki özel güvenlikçilerden her hangi birisine, “Nasılsın” diye kimse hatır sormasın.
Ana caddelerin ortalarındaki çiçeklerle uğraşan park ve bahçelerde görevli işçilere asla, “Kolay gelsin” temennisinde bulunmasın.
Adamcağızlara küfür gibi gelir, o an cinnet geçirebilirler.
Üç aydır maaş alıp, evlerine ekmek götüremiyor o işçiler.
Akşam oldu mu eline aslan sütünü alıp, pirzolalarını dişleyenler anlamaz o işçilerin halinden..
Antalya’ya iki damla yağmur suyu düştü mü, aracınla git gideceğin yere gidebiliyorsan.
Ana caddelerin her yanı park etmiş araçlarla dolu.
Tüm bu görüntüleriyle bir de, “Dünya kenti” demezler mi Antalya’ya..
Delirme gerekçesi.
Kendilerini, “Dünya kentinde belediye başkanlığı yapıp, trafik şube müdürlüğünü yönetiyorum” gibi görenlerin züğürt tesellisi tüm bunlar.
Vatandaş delirecek duruma gelmiş, kimin umurunda?
Zabıta zabıtalığını yapmaz.,
Belediye Başkanları çalışanlarının maaşlarını aylarca ödemez.,
Esnaf esnaf gibi mi davranır.
Yoksa motosiklet avcılığı yapmaktan özellikle ana cadde üzerlerine gelişi güzel park yapmış araçları görmekte kör olanlar..
Trafik polisliği mi yapar?
Bu kent hızla bitiyor.
Bitiriliyor..
Sahi orada birileri var mı?