Önceki gün Antalyaspor’un Ordu’daki deplasman karşılaşması için Ordu’daydık.
Ben maç bahanesine sığındığımdan dolayı, Sude hanımlar Cumartesi’yi kendi başına geçirdi.
Kendisini şikayet ediyorum, Ordu’da olduğumu bildiğinden midir nedir, bir kez olsun telefon açıp, “Ne yapıyorsun baba” diye sorma gereği dahi duymadı.
Oysa ki, cumartesi sabahları erken uyanıp, gazete almak için dışarıya çıksam, gözünü açar açmaz anında telefona sarılıp, “Bugün cumartesi. Beni yatakta bırakıp nereye kaçtın” diye soru yağmuruna tutardı.
Dünya menfaat dünyası!..
Cumartesi günü yanıma son genel seçimlerde CHP’nin 9’ncu sıra milletvekili adayı Aydın Özer’i de alarak, Antalyaspor ile Ordu’ya uçtuk. Çarşamba havalimanından, akşam saatlerinde Ordu’ya geçtik.
Daha önce Trabzon, Samsun ve Giresun’u görmüş, Ordu’nun da içerisinden geçmiştik ancak, ben Karadeniz’de Ordu için kendime ayrı bir sayfa açtım.
Antalya’dan sessiz sedasız kaçmak istesem, yaşamımı idame ettirebileceğim yerlerin arasına Ordu’yu da aldım.
Ama şunu tüm açık gönüllükle belirtmek isterim ki, Antalyalı siyasetçiler asıl kendilerine kocaman bir Ordu sayfası açsın.
Temiz bir şehir.
Ve belediye çalışmaları hakikaten takdire değer.
Hani biz diyoruz ya, “Yaşadığımız kent dünya kentidir” diye.
Megalomanlık yapıyoruz!.
Ordu’nun 7 Mehmet’i, “Mıdı” Restoran.
Sahibinin de adı Mehmet.
Mehmet bey 70 yaşında ve 45 yıldır deniz ile iç içe girmiş, baraka görünümünde bir lokanta.
Bizim burada olduğu gibi balık öyle kilo ile falan satılmıyor. Otele yerleştiğimiz gün galerici Orhan ağabeymizin tavsiyesi ile MIDI restoranda Tirsi balığı yememizi tavsiye etti.
Ben gelinceye kadar Aydın Özer Tirsi’yi götürmüş. Benim için de bir porsiyon ayırtmış ancak, yok satan Tirsi’yi MIDI Mehmet amca bir gün sonraki Ordu-Antalya maçının hakemi Tolga Özkalfa’ya vermiş.
O da son porsiyon kaldığından.
Aklı sıra maç öncesi karşılaşmanın hakemine Tirsi jesti yapacak, maça yatırım yapacak!..
Şaka bir yana, MIDI restoran hakikaten Ordu’nun 7 Mehmet’i.
Fiyatları hariç.
Bizim 7 Mehmet’e cebin doluysa gidebiliyorsun, Ordu’nun 7 Mehmet’ine herkes rahatlıkla gidip, yemeğini yiyip, içkisini yudumlayabiliyor.
Ordu bir sahil kenti olarak harika bir yer. Yeşili bol, İmar yapısı düzenli.
En önemlisi de, insani zihniyet..
Belki abarttığımı düşünen çıkabilir fakat, insanları hakikaten güleç yüzlü. Bakışlar hin değil. Yardımsever, sıcak kanlılar ve cana yakınlar.
Belediye Başkanı Seyit Torun CHP’den.
Torun seçimlerdeki vaadini yerine getirip, teleferiği hizmete sunmasıyla birlikte, Ordu’nun çehresi değişmiş.
Kentin cazibesini teleferik ciddi derecede arttırmış.
Geçen yıl Ordu’dan geçtiğimde bir dostuma, “Ben Ordu’ya gittim” demiştim de, bana, “Boztepe’ye çıkıp, orada bir çay içip, şehre kuşbakışı bakmayan Ordu’ya gitmiş sayılmaz” demişti.
Ne kadar da doğruymuş?
İnsan hizmet için seçildiğini yeter ki bilsin. Ve bir şeyler yapmayı yürekten istesin. Seçildiği kente güzellikler sunmak çok kolay.
Ordu’da bunu açıkça görebildik.
Oysa ki bizim dünya kentimizin teleferiği 20 yıldır hala yapılacak.
Merak ediyorum da, 20 yılı aşkın süredir teleferik yapılacağı söylenen Tünektepe’ye kaç kişi çıkmıştır.
Peki ya teleferik olsaydı çıkmayan kalır mıydı?
Ama dibimizdeki Tünektepe’ye 20 yılda sadece 1 defa çıkabilen biz gittik Ordu’da teleferik ile Boztepe’ye çıktık.
Bozuk plak gibi, “Hizmet etmemi engelliyorlar” demekle, belediye başkanlığı yapılmaz.
Çünkü Ordu belediye başkanı da CHP’li.