Gazetecilerin kendi aralarındaki polemik olayı, Türkiye?de aldı başını gidiyor.
Birisinin ?Siyah? dediğine, diğeri ?Beyaz? demekten asla çekinmez oldu.
Hani hep denirya, ?Medya bir ülkede 4?ncü büyük güçtür? diye.
Yalan.,
Biri çıkıyor, ?Köşe yazarları arasında köşesini kadın-kız tavlamak için kullananlar var.?
Söyleyen kişi Star Gazeteci Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar.
Karşı cevap gecikmemiş.,
?Başbakan tavlamak için kullanmaktan daha onurludur.?
Bu cevap ise Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Ahmet Hakan?dan.
Haber Türk?ten Serdar Turgut?un olaya yaklaşımı biraz ılımlı.
?Köşeler kadın tavlamak için de, erkek tavlamak için de kullanılabilir.?
Kadın işini anladık da, erkek tavlamak ne oluyorsa!..
Nazlı Ilıcak yılların verdiği tecrübeyle:
?Birbirimize ince ayar yapmaya gerek yok? diye yaklaşım gösteriyor.
Bak en doğru söz de işte bu olsa gerek.
Biz gazeteciler kendi aramızda bir birimize ince ayar yapıyoruz.
Kimileri kendilerine bir gün belirler. O gün Aşk yazası yazması gerekir ve her haftanın belli günü aşk dizelerini sıralar.
Adamın yaşı 50?yi geçmiş 18 yaşındaki gencin yaşayacağı duygulardan bahsediyor.
Teneşir tahtası bile paklamaz.
Kimisi ?nasıl kullanıldığını ve peçete gibi kenara atıldığından? bahseder, hiç de utanmaz.
Gazeteci kendisini mi kullandırırmış?
Yanlı, olaylara tek taraflı bakan, kaz gelecek yerden tavuğu esirgemeyenler belki günü kurtarabilirler ancak, kendilerinin köşelerinde sıkıştıkları zaman sıkça vurguladıkları gibi, gün gelir tarih affetmez.
Affetmemiştir de.
Peki biz napıyoruz?
Cumartesi günümüz, aile bireylerine ayırma günü ya.,
Sude hanımın program yapıp, o programa uyma saatleriyle dolu ya.,
5 yıla varan süreçtir de, bazen pazartesi, bazen da Salı günleri bunu köşemize taşır, milleti okumaya mecbur bırakırız ya!..
Sanki bu ülkede referandum yapılmayacak.
Sanki ekonomi güllük gülistanlık, hava sıcaklıkları mevsim normallerinde seyrediyor.
Ama ben bundan anlıyorum arkadaş. Keşfedilmemiş yaylalarımızı gezmeyi, köy tavuğunu, mangal keyfini ve çürümeye terk edilmiş un değirmenlerini görmeye gitmeyi.
Bunları yaparken de, tahsis edilen taş ocaklarının doğayı nasıl katledip, insanlara ne şekilde geri döndüğüne şahit oluyorum.
Her görüp, şahit olduklarımı da gelip bana ayrılan bu köşeden kendi üslubumla aktarıyorum.
Aşk yazılarını cumartesi günleri sakallı Ali?lere, yurt dışı gezi turları anılarını Haşmetli üstadlarımızın tekeline bıraktık.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır var olmasına da, bizim camiada kaç yiğit kaldı işte en büyük merakım da bu.
Bunu da araştırmacı gazetecilere havale ediyorum.
Geçen Cumartesi ne mi yaptım?
Dağdan indim şehre.
Havlumu şezlonga serdim, sicim sicim ter akınca attım kendimi havuza. Havuz yetmedi duşa koştum. Duş yetmedi Akdeniz?in hamam suyunu andıran denizinde kulaç attım.
Sude hanım beni de kaydırakta kaydırdı. Koca adamı kendi seviyesine indirdi.
Ne gazete okudum, nede TV izledim. Hatta cep telefonumu bile kapattım.
Ne vefasızlıkları aklıma getirdim, nede nankörlükleri.
Kimseye sitemim bile olmadı.
Çünkü beynimi boşaltıyorum.
Ara sıra kendime reset atma olayını yapıyorum ki, yeni bir haftaya beynen rahat giriş yapabileyim.
Sahi benim bu yazdığım yazı da, ?Köşesini karı-kız tavlamak için kullananlar var? kategorisine girer mi?
Antalya
Güncel
Spor
Asayiş
İlçeler
Bölge
Reset atmak!
Vedat Gürhan
Yorumlar