Çekirdekten CHP?li olan, ancak partililiğini sadece sandıktan, sandığa yaşayabilen, faal siyaset hiç yapmayan sıradan bir Antalya yerlisi, CHP eski Merkez ilçe başkanı Yıldıray Sapan ile  tesadüfen bir yerde karşılaşır.
İkisinin de tek ortak noktası CHP?li oluşları.
Ayaküstü sohbetin ardından, Yıldıray Sapan, ?Çay içmeye beklerim? davetini yapar ve tesadüfi görüşme son bulur. Aradan belli bir süre geçtikten sonra, kökten CHP?li sıradan vatandaşımız Sapan?ın davetine icabet etmek ister ama telefon numarası yoktur. Kendisi gibi CHP?li olan bir dostunu arar ve Yıldıray Sapan?ın telefonunu ister.
?Hayırdır. Sapan?ın telefonunu ne yapacaksın? sorusu yöneltilir.
?Kendisine nezaket ziyaretinde bulunup, bir çayını içeceğim? cevabı verir. Karşıdan gelen ses, ?Bu aralar Yıldıray Sapan?ın yanında gözükme. Sapan ihraç talebiyle Disiplin Kurulu?na sevk edildi? uyarısını yapar.
Sade bir CHP?li konumundaki Antalya yerlisi bu uyarı karşısında şaşırır. Nedenini sorar ama cevap alamaz derken telefon kapanır. Bir çay içimlik nezaket ziyareti gerçekleşemez.
Sözünü ettiğim sade CHP?li yakın dostlarımdan birisidir. Ve bu konuyu bana anlattığı anda ilk işim, ihraç olayını bizzat yaşayan Mesut Kılcı?yı aradım.
Kılcı, bana anlatılan konuyu kendisine ilettiğimde şaşırdı.
?Böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Ben bir araştırıp sana döneyim? deyip telefonu kapattı.
Ardından, CHP İl Disiplin Kurulu Başkanı Mahmut Yıldırım?ı aradım. Aradım aramasına da, ben Yıldırım?ın ?Evet Yıldıray Sapan disiplin kuruluna sevk edilmiştir yada edilmemiştir? dese bile, Yıldırım?a inanmayacaktım. Buna rağmen bile bile aradım ve kendisi ne yazık ki net bir cevap vermedi.
Peki ama CHP İl Disiplin Kurulu Başkanı Mahmut Yıldıram?a niçin inanmayacaktım?
Öncelikle, Mesut Kılcı?nın ihraç olayı ile ilgili yazı yazdığım gün, Mahmut Yıldırım şahsımı telefon ile arayıp, ?Gerekçeli karar açıklanmadan ihraç olayını gündeme getirdiler. Biz Kılcı için disiplin kurulu olarak henüz ihraç kararı vermiş değiliz ki? sözlerini bizzat şahsıma söyledi.
Söylediği tarih 16 Şubat 2010.
Mesut Kılcı?nın, karar defterine geçen ihraç kararının tarihi ise 8 Şubat 2010.
İhraç kararı alındıktan 8 gün sonra şahsımı telefon ile arayıp, ?Gerekçeli kararı henüz vermiş değiliz. İhraç olayı da nereden çıktı? diyen birisinin, bir başka partili için vereceği bilgiler ne derece sağlıklı olabilirdi ki?
İşte bunun için ne derse desin, inanmayacaktım. Nitekim inanmadım ve hala da inanmıyorum.
Peki ama CHP?de biz kime inanacağız?
Öncelikle CHP Antalya?da fokur, fokur kaynamaya yüz tutmuş bir Parti konumunda.
Herkes bir birinin ardından konuşur hale gelmiş.
Birileri her gün bir gündem konusu belirliyor, o gündemi bir gün sonra mutlaka değiştirip, bu kez başka konularda yoğunlaşılıyor.
Ama ben, ?Yıldıray Sapan?ın Disiplin Kurulu?na sevk edildiğini öğrendim? sözlerini kullanan sade CHP?li dostumuza yürekten inanıyorum.
Çünkü koyu bir CHP?li olmasına karşın, hiçbir beklentisi olmayan, kavgalardan, iç çekişmelerden hoşlanan birisi olmadığını iyi bildiğim için o dostumuz ne söylerse söylesin bana göre doğrudur da ondan.
İyi de Yıldıray Sapan gerçekten ihraç talebiyle Disiplin Kurulu?na sevk edilmiş midir veya edilecek midir?
İşte bu sorunun cevabını vermesi gerekenler, tam karşımızda duruyor ama, ne ?Evet? ne de ?Hayır? diyebiliyorlar.
?İnşallah bu yazıdan sonra sorunun cevabı netleşir? diyeceğim ama, galiba 13 Mart?tan evvel Antalya CHP?de netleşecek hiçbir şey yok gibi.
Şu da bir gerçek ki, Mesut Kılcı gibi taban gönüllüsü, CHP fanatiği birisini kapı önüne koyanlar, Yıldıray Sapan?ın mı göz yaşına bakacaklar?