Cuma akşamı Antalya Tanıtım A.Ş’nin Kundu’daki Corcorde Otel’deki tanıtımına katılmak üzere, Körfez Gazetesi İmtiyaz Sahibi Rasim Gündüz ile yola çıktık.
“Saat 17.00’deki toplantıya, 16.30 gibi hareket ederiz” diye sözleştiğim Rasim Gündüz’e, “Yarım saatte Burhanettin Onat’tan değil Kundu’ya, Dedeman Oteli’ne dahi ulaşamayız” dememe rağmen, son dakika ve aynı zamanda yetiştirmeli ulaşım olayıyla ilgili nimlidir kendisi.
Nitekim yine öyle oldu.
27 dakika gecikmeli olarak tanıtım toplantısına yetiştik.
İş dünyası oradaydı.
Konuşmaların yapıldığı en ön kısımdan arkaya kadar konan sandalye sıra sayısı 13. Bunu 9 ile çarptık, 117 rakamı karşımıza çıktı. 9’arlı, 13 sıra 2 bölüm halinde olması nedeniyle toplamda sandalye sayısı 234 oluyor.
Yer yer boşluklar vardı. Katılım sayısı 200 civarında.
Antalya açısından 2 milyon (Eski parayla 2 trilyon) TL bütçesi olan ‘Tanıtım A.Ş’nin oluşumu hakikaten çok önemli.
“Ne önemi var ki” diyecek olanlar cevabını zamanla alacaklardır.
Öncülüğünü ATSO’nun yapıp, en büyük hissedarlarından birisinin de, yüzde 25’lik payla Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi olan Ulaşım Hizmetleri A.Ş olması beni şaşırtmadı.
Hem oğlan evi, hem de kız evinde oynamalarına alışık olduğumuz.,
Göreve geldikleri günden bu yana, 2.5 yıldır enkaz edebiyatları yapıp.,
“Para yok ki hizmet getirebilelim” diyenler.,
Tabiri caizse kirli çıkıymış ama birilerinin haberi yok.
Tanıtım A.Ş’nin kuruluşu ile ilgili yapılan toplantı her toplantı gibi sıradandı.
Protokol konuşmaları, yuvarlak laflar derken kokteyle geçildi.
Bu tür toplantıların yakın temas olayı, kokteyllerde yapılıyor. Kim, kiminle ne konuşmak veya almak istediği cevabı alabilmek adına kafa kafaya verilip, konuşmalar yapılıyor.
Sanırsınız ki kendi aralarında ülkeyi kurtarmaya yönelik görüşmede bulunuyorlar!.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın sağına eski basın müşavirini, soluna Ulaşım A.Ş’nin Genel Müdürünü. Arkasına da korumasını almış, neşeli bir sohbet halindeler.
Tam, “Belediye mesaisi size yetmiyor mu da, kokteylde de konuşacak bir şey bulabiliyorsunuz demek için yeltendim, Akaydın koşar adımlarla kapıdan dışarıya çıkmaz mı?
Meğer Vali Ahmet Altıparmak’ı yolcu etmeye çıkmış.
Yolcu edip geri mi döndü?
Hayır.
Gidiş o gidiş.
Derken Rasim Gündüz ile dönüş yolundayız. Akşamın karanlığı çökmüş ve yol trafiği hayli yoğun.
Havalimanı güzergahından gitmiştik, gelirken şehir merkezinde trafik santim santim akıyor.
O kadar dedik, bundan sonra da demekten bıkmayacağız. Hasan Subaşı Caddesi güzergahından, Valilik önü ve Güllük Caddesi etrafı başlı başında trafik sorunu yaşanan yerler ama, cadde üzerlerine oto park yapma olayı yok mu?
İnsanı çileden çıkartıyor.
Bana hiçbir trafik görevlisi, “Otopark yetersiz ne yapabiliriz ki” bahanesini uydurmasınlar kabul edemem. Çünkü onların asli görevleri oto park yetersizliğinin istatistiki bilgilerini tutmak değil.
Ağlamak hiç değil.
Antalya’nın trafiğini ağlatanların karşılarına dağ gibi dikilmek.
Dikiliyorlar mı?
Ne gezer.
Geçmişte uygulamalarıyla nam salmış, parmakla gösterilmiş, “Aman ha” dedirtmiş bir polis müdürü vardı.
Fahrettin Çakar.
Çaktı mı tokadını yiyen, feleğini şaşırıyordu. Çakma olayı mecazi anlamda. Kanunlar çerçevesinde görevini hiç kimseye ödün vermeksizin öyle bir yapardı ki, adı zihinlere kazındı.
Antalya trafiği de tıkır, tıkır işler, herkes ne gelişi güzel park yapma gereği duyardı, ne de trafik kurallarına uymama girişimine.
Ne yazık ki Antalya trafiği eskiyi mumla aratıyor, “Türkiye’nin en fazla aracına sahip kent şimdi Antalya. O zamanlar böyle miymiş” bahaneleri sadece züğürt tesellisi olarak görülüyor.