“İnsanoğlu yenilmek için yaratılmamıştır, insanlar yıkıma uğratılabilirler ama yenilmezler” demiş Ernest Hemingway.
Ne kadar doğru bir söz.
AK Parti’nin A Takımı’na girerek Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Menderes Türel için söylenmiş sanki.
Türel, 29 Mart 2009 yılında yapılan seçimleri kaybedince Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunu CHP’li Mustafa Akaydın’a kaptırdı.
Bazı kesimler Türel’in siyasi hayatının bittiğini iddia etti.
Başbakan Erdoğan’ın seçim kaybetmiş kişilerle yola devam etmeyeceğini dillendirenler oldu.
Ancak bu görüşlerin doğru olmadığı kısa sürede anlaşıldı.
Başbakan, 12 Haziran 2011’deki genel seçimlerde Türel’i milletvekili adayı yaptı. Yapmakla kalmadı seçilebilecek yerden, yani Vecdi Gönül ve Mevlüt Çavuşoğlu’nun ardından üçüncü sıraya yerleştirildi.
AK Parti Antalya’dan birinci olup TBMM’ye 6 vekil gönderince Türel de Ankara’nın yolunu tuttu.
Seçimlerin bitmesiyle Türel’e Başbakan’ın yakın ilgisi günden güne arttı. Siyaset dersi vermeye başlayan Türel, zaman zaman Başbakan ile yurtdışı seyahatlerine katıldı. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan 4. Olağan Genel Kurul’da partisinin 50 kişilik Merkez Karar Yönetim Kurulu’na seçilen Türel, son olarak A Takımı’na girdi. 12 kişilik A Takımı’nda kendine yer bulan Türel’e Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevi verildi.
Bu bin 500’ü aşkın AK Partili belediyenin sorumluluğunun Türel’e verilmesi demektir.
Bu kadar önemli bir göreve Türel’in getirilmesi AK Partililer dahil herkesi şaşırttı. Ancak ben şaşırmadım. Türel’in belediye başkanlığı döneminde yaptıkları ortadaydı. Antalya’ya cumhuriyet tarihi boyunca yapılan hizmetlerden fazlasını yaptı. Bunu Başbakan da biliyordu. Hatta tüm bu hizmetlerin açılışları bizzat Başbakan tarafından yapıldı. Dolayısıyla Türel’in başkanlık karnesi O’na bugünlerin kapısını açtı.
Evet, nerden nereye?
Kaybederken kazanmak buna derler.
Türel kazanırken maalesef Antalya kaybetti.
Akaydın’ın 3,5 yıllık yan gelip yatması buna en güzel örnektir.