Turizm ve gastronomi sektörü, son yıllarda sadece ekonomik büyüklükleriyle değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal etkileriyle de daha fazla tartışılıyor. İşte tam da bu noktada, sektörün önde gelen temsilcileri, şefler, akademisyenler ve yatırımcılar 2026 yılında Akdeniz’in önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya’da düzenlenen FSUMMIT kapsamında bir araya geldi. Zirvenin ana gündem maddesi ise giderek daha fazla önem kazanan “sürdürülebilir turizm ve gastronomi” oldu.

Bugün dünya genelinde turizm sektörü yalnızca ziyaretçi sayılarıyla ölçülmüyor. Artık destinasyonların doğayı koruma, yerel kültürü yaşatma ve gıda sistemlerini daha sürdürülebilir hale getirme konusundaki performansları da dikkatle takip ediliyor. FSUMMIT 2026, bu dönüşümün Türkiye’de ve dünyada nasıl şekilleneceğine dair önemli tartışmalara ev sahipliği yaptı.

Turizmde Yeni Paradigma: Sürdürülebilirlik

Turizm sektörü uzun yıllar boyunca hızlı büyüme odaklı bir modelle ilerledi. Ancak son dönemde iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve gıda tedarik zincirlerindeki kırılganlık gibi konular sektörün geleceğini yeniden düşünmeye zorladı. FSUMMIT 2026’da yapılan konuşmaların büyük bölümü de bu dönüşümün nasıl yönetileceği üzerine yoğunlaştı.

Uzmanlara göre turizmin geleceği artık yalnızca lüks oteller, yüksek doluluk oranları veya büyük yatırımlarla değil; doğaya saygılı, yerel üreticiyi destekleyen ve karbon ayak izini azaltan modellerle şekillenecek. Özellikle gastronomi turizmi bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Çünkü bir destinasyonun mutfağı, o bölgenin tarımıyla, kültürüyle ve ekonomisiyle doğrudan bağlantılı.

Zirvede yapılan sunumlarda, yerel ürünlerin kullanıldığı menülerin hem çevresel etkiyi azalttığı hem de turist deneyimini zenginleştirdiği vurgulandı. Yerel üreticiyle doğrudan iş birliği yapan restoranların ve otellerin, aynı zamanda bölgesel kalkınmaya da katkı sağladığı ifade edildi.

Gastronomi Turizminin Yükselişi

Gastronomi artık turizmin yan unsurlarından biri değil; doğrudan seyahat kararını etkileyen bir faktör haline geldi. Günümüzde birçok turist, bir şehri ya da ülkeyi ziyaret ederken o bölgenin mutfağını deneyimlemek için plan yapıyor. Bu durum Türkiye gibi zengin mutfak kültürüne sahip ülkeler için önemli bir fırsat anlamına geliyor.

FSUMMIT 2026’da konuşan sektör temsilcileri, Türkiye’nin gastronomi turizmi açısından henüz potansiyelinin tamamını kullanamadığını dile getirdi. Özellikle Anadolu’nun farklı bölgelerinde bulunan yerel lezzetlerin uluslararası tanıtımının artırılması gerektiği vurgulandı. Bununla birlikte gastronomi turizminin sürdürülebilir bir şekilde büyümesi için bazı kritik adımların atılması gerektiği de belirtildi.

Bu adımlar arasında gıda israfının azaltılması, mevsimsel ürünlerin tercih edilmesi, yerel üretim zincirlerinin güçlendirilmesi ve çevre dostu işletme modellerinin yaygınlaştırılması öne çıkıyor. Zirvede yapılan panellerde özellikle otel ve restoranların enerji kullanımı, atık yönetimi ve su tasarrufu konularında yeni standartlar geliştirmesi gerektiği ifade edildi.

Şefler, Akademisyenler ve Yatırımcılar Aynı Masada

FSUMMIT 2026’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı alanlardan gelen paydaşları aynı platformda buluşturması oldu. Zirveye katılan ünlü şefler sürdürülebilir mutfak anlayışını anlatırken, akademisyenler gıda sistemleri ve iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi ele aldı. Yatırımcılar ise gelecekte turizm yatırımlarının hangi alanlara kayacağını değerlendirdi.

Özellikle “geleceğin mutfağı” başlıklı oturumlar yoğun ilgi gördü. Bu oturumlarda bitki bazlı beslenme, alternatif protein kaynakları ve sürdürülebilir tarım uygulamaları gibi konular gündeme geldi. Katılımcılar, önümüzdeki yıllarda restoran menülerinde çevresel etkisi daha düşük olan ürünlerin daha fazla yer alacağını öngörüyor.

Bir başka önemli tartışma başlığı ise teknoloji oldu. Yapay zekâ destekli tedarik zinciri yönetimi, gıda israfını azaltan veri analiz sistemleri ve akıllı mutfak teknolojileri sektörün geleceğini şekillendiren unsurlar arasında gösterildi.

Antalya’nın Stratejik Rolü

Zirvenin Antalya’da düzenlenmesi de tesadüf değildi. Türkiye’nin turizm başkentlerinden biri olarak kabul edilen şehir, milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan büyük bir turizm altyapısına sahip. Aynı zamanda tarım üretiminin güçlü olduğu bir bölgede yer alması, gastronomi turizmi açısından önemli bir avantaj sağlıyor.

FSUMMIT kapsamında yapılan değerlendirmelerde, Antalya’nın sadece deniz-kum-güneş turizmiyle değil, gastronomi ve sürdürülebilir turizm alanında da bir merkez haline gelebileceği ifade edildi. Özellikle yerel ürünlerin uluslararası mutfakla buluşturulması ve bölgesel lezzetlerin markalaştırılması, şehrin turizm çeşitliliğini artırabilecek önemli adımlar arasında gösteriliyor.

Turizm profesyonelleri, Antalya’nın bu tür uluslararası zirvelere ev sahipliği yapmasının aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren fikirlerin Türkiye’de daha güçlü şekilde tartışılmasına katkı sağladığını düşünüyor.

Sürdürülebilirlik Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk

FSUMMIT 2026’da ortaya çıkan en net mesajlardan biri şu oldu: sürdürülebilirlik artık turizm ve gastronomi sektörleri için bir seçenek değil, bir zorunluluk. İklim krizinin etkileri giderek daha fazla hissedilirken, doğal kaynakların korunması ve gıda sistemlerinin dayanıklı hale getirilmesi büyük önem taşıyor.

Sektör temsilcileri, sürdürülebilirlik konusunun yalnızca çevresel bir mesele olmadığını; aynı zamanda ekonomik ve sosyal boyutları olan bir dönüşüm süreci olduğunu vurguluyor. Bu dönüşümün başarılı olabilmesi için kamu kurumları, özel sektör, yerel yönetimler ve akademi arasında güçlü bir iş birliği kurulması gerektiği ifade ediliyor.

Zirvede yapılan değerlendirmelere göre geleceğin turizm modeli; doğaya zarar vermeyen, yerel kültürü koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bir yapı üzerine kurulacak. Bu modelin merkezinde ise gastronomi yer alacak.

Türkiye İçin Yeni Bir Fırsat Penceresi

Türkiye, zengin mutfak kültürü, farklı iklim bölgeleri ve güçlü turizm altyapısıyla sürdürülebilir gastronomi turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin gerçek bir ekonomik değere dönüşebilmesi için stratejik bir planlama yapılması gerektiği sık sık dile getiriliyor.

FSUMMIT 2026, bu açıdan önemli bir platform işlevi gördü. Zirve boyunca yapılan tartışmalar, sektörün geleceğine dair yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağladı. Aynı zamanda Türkiye’nin gastronomi turizmi alanında daha güçlü bir marka haline gelebilmesi için atılması gereken adımlar da netleşmeye başladı.

Sonuç olarak Antalya’da gerçekleşen bu buluşma, yalnızca bir zirve olmanın ötesinde, turizm ve gastronomi dünyasının geleceğine dair önemli bir yol haritası sundu. Sürdürülebilirlik odaklı bu yaklaşımın önümüzdeki yıllarda sektörde daha fazla konuşulacağı ve uygulamaya geçeceği şimdiden görülüyor. Turizm ve gastronomi alanında yeni bir dönemin kapısı aralanırken, FSUMMIT 2026 bu dönüşümün önemli kilometre taşlarından biri olarak kayda geçti.