Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak Cuma günü Akdeniz Manşet’in misafiriydi.
Gazetemize nezaket ziyaretinde bulunan Altıparmak ile yaklaşık 1 saate yakın konuşmalarımız oldu. Gerçekten kendisiyle sohbete hiç ama hiç doyulmuyor.
60 dakika ne çabuk gelip geçmiş, nasıl su gibi akıp bitmişti gerçekten anlayamadık.
Bu kentin bırakın valisi olmayı, bir yaşayanı olarak sorunlar ile ilgili o kadar güzel çözüm önerileri var ki, insan az önce söylediğini bir sonra duyduğu kelimelerle resmen karıştırınca not almadan aklında bile tutamıyor.
Çünkü o kadar akıcı ki konuşmaları, ben nefesimi tutarak dinledim, gıkım bile çıkmadı.
Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve Belediye Başkanı veya Meclis Üyeleri’nin yerinde olsam, Antalya Valisi Ahmet Altıparmak ile çok daha sıkça bir araya gelir, ondan bir vali kimliğinden çok, sade bir vatandaş edasıyla bilgi, görgü, fikir ve çözüm önerileri ile ilgili sohbet ortamları yaratırım.
Ama biz Türk insanının yapısında var kıskançlık.
Bir şehrin valisi de olsa, kurp bulup yapıştırma yapmak benliğimize yerleştirmiştir.
“Kendimizi bu kentin sahibi gibi görmeliyiz” diyor Vali Altıparmak.
Bu hitap şekli beni çok eskilerden bugünümüze kadar gelen sürece götürdü. Ne yazık ki her seçilmiş kendini bu şehrin sahibi gibi gördü. Ama o sahiplenme başka yönden yapıldı. Özellikle belediye başkanları açısından diyorum, 5 yıl boyunca sanki Antalya babalarının çiftliği, oturdukları koltuk da hükümdar koltuğu.
Zihniyet hep, “Bizimkiler, ötekiler” oldu, bundan ileriye de geçemedi.
Geçmeye çalışmak işlerine gelmedi.
Ne var ki hiç kimse vazgeçilmez asla olmadı. Gün geldi o Antalya’nın reisi cumhurları (!) görev yaptıkları süreçte yüzlerine dahi bakmaya erindikleri sade vatandaşların arasında buluverdi kendisini.
Kimileri attan düşmüşten beter olup, masa muhabbetlerinde yapmadıkları işleri öyle abarta abarta yapmış gibi anlattılar ki, çok örneğini gördük.
Ama Vali Altıparmak’ın, “Bu kentin bir yaşayanı olarak, kendimizi bu kentin sahibi gibi görmeliyiz” örneği tam tersi.
Hatta çok şey anlatıyor.
Peki anlayacak olan kim?
Bu soruyu sorup, geride durmak da çözüm değil.
Ben Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ile yaptığımız sohbette, “Sorun getirirken çözümü de beraberinde getireceksin ki, sorunun bir parçası olmayacaksın” örneğinin ta kendisini gördüm.
Vali bey Antalya’nın olmaması gereken ama kabak gibi ortada duran sorunlarını bir bir sıralıyor sıralamasına da, ardından da çözümlerini sunuyor.
Hem de öyle mantıklı ve yapılması basit çözümler ki.,
Mesela her yere halk ekmek büfelerinin konmasının Antalya’ya yakışmadığını söylüyor.
Çarpık yapılaşma.
Gelecek nesle neden kalıcı eser bırakmadığı.
Kaldırımların işgali.
Görüntü kirliliği.
Her geçtiğimiz gün cadde ve sokaklarda artış gösteren işportacılar.
Binaların havadan çirkin görüntüsü ve alınması gereken önlemler ile ilgili yapılan girişimler.
Yerel Medya’nın Antalya için önemli. Sorunların üzerine gitmek adına asla çekinilmemesi gerektiğini, yılmadan sonuna kadar mücadele verilmesinin şart olduğunu vurguluyor vali bey. Daha hangi birilerini sayalım ki.
Hani bir tabir vardır ya, “Ağzından bal damlıyor” diye.
Vali Altıparmak’ın abartmıyorum ağzından resmen bal damlıyordu. 1 saate varan süreçte de, kendisini nefesimi tutarak dinledim.
Dedim ya, Antalya kenti adına yapılması gerekip, o gerekliliğin bilinmesine rağmen iş icraata gelince, “Akşam olsun, mesai dolsun. Gideceğimiz yer masa olsun, varsa yoksa rakı-balık keyfi” zihniyetiyle bu kente kalıcı eser bırakmak hiç gerçeğe dönüşmedi, aynı zihniyetler sürdüğü müddetçe de, dönüşmeyecek.
Bir şehrin hele hele Antalya kentinin valisi tabi ki bilgili, donanımlı, kültürlü ve çözüm üreten birikimlere sahip olmalı.
Benim bunu buradan açıkça söylememe biliyorum ki Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ın hiç ama hiç ihtiyacı yok ancak, bu kentin bir yaşayanı olarak böylesine bir valiye sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.
Bölge
Antalya
Güncel
Asayiş
İlçeler
Trend Haberler
Antalya’ya yeni otel geliyor!
Bülent Korkmaz’dan Mardin yenilgisi sonrası öz eleştiri: Mağlubiyeti hak ettik
Swandor Hotels & Resort Kemer’de sezonun anahtarı: Misafir memnuniyeti ve kaliteli hizmet
Köprülü Kanyon’da nefes kesen kurtarma
Antalya Havalimanı'nda bagaj krizi
Antalya'da elektrik kesintileri: 18 Ağustos