Yıllarını yazı yazmakla geçiren her kim olursa olsun uzunca bir süre yazmadan duramaz.
Duramaz duramamasına da.,
Bir de insanı mecbur kıldıranlar olmuyor mu?
Gel de dayan..
Siz değerli okurlarımla artık bundan böyle sıkça karşılaşacağız.
Zira.,
Meydanı boş bulduğunu sananlar, piyasada gazetecilik yaptıklarını sanıyor.,
Yok öyle yağma!..
Misal mi?
Başlık: “Betona dur denildi.”
Alt başlık: Kaş Belediyesinin büfe ruhsatıyla, iş makineleri sokarak inşaat başlattığı dünyaca ünlü Kaputaj Plajı için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi..
Buraya kadar bir şey var mı?
Yok..
Ve aynı gazetenin 1’nci sayfadaki haberin detayı: Kaş Belediyesi doğal SİT alanı statüsündeki denize sıfır konumundaki arazide doğal bitki örtüsünü sökerek yerine palmiyeler dikmiş, kıyıdaki doğal kayalıkları da iş makineleriyle yıkarak, çim ekmiştir.
Ne yapılmış efendim?
Palmiye ve çim ekilmiş..
Nereye ve nasıl?
Dünyaca ünlü plajımız Kaputaj plajına ve eski kayalıklar parçalanıp, yerine yeşil alan yapılarak..
Buyur buradan yak.
Sit alanına betonarme yapmak mı yasak, yoksa yeşillendirmek mi?
Belli ki apaçık ajans haberi.
Bana göre de, yan yan giden bir ajansın haberi olduğu apaçık ortada..
Yargı da betonlaşmaya dur demiş ya.,
Al sana bomba bir haber. Gazetecilik yapmak için de, başlık puntolarını büyüt büyütebildiğin kadar, koy 1’nci sayfandan, akşam olup, kafanı yastığa koyduğunda da; “Oh be bugün de mükemmel bir gazetecilik yaparak günü geçiştirdim” diye gönül rahatlığıyla horlamaya başla!..
Bu yazılı basın olayı.
Peki ya sosyal medya?
Yine dünkü bir internet gazetesi haberi: “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Alanya’da düzenlenen mitingde konuştu. Kılıçdaroğlu, “1 Kasım’da sandığa gideceğiz. 7 Haziran seçimlerinin sonucuna baktım 230 bin Alanyalı sandığa gitmemiş. Ben şimdi onlara sesleniyorum. Sandığa gidin ve oyunuzu kulanın.”
Haydaaaa..
İnternetten Alanya’nın seçmen sayısına baktım 185 bin civarında.
Benim ülkemin Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı 185 bin seçmeni bulunan bir ilçede yapılan mitingde 230 bin seçmenin sandığa gitmediğini söylüyorsa.,
Benim ülkemin ya politikasında.
Ya da politikacılarında bir arıza yok da ya ne var Allah aşkına?
Biz gazeteciler de, tüm bu yanlışları ya kasıtlı olarak ya da marifet olsun diye sütun sayfalara taşıyoruz.
Adına da gazetecilik deyip geçiyoruz.
Tıpkı, Antalya’da Belediye Başkanlığı yapması için seçilip, beş yıl boyunca da yan gelip yatıp, kimi zaman da biraları yudumlayıp, Rus dansçı kızlarını koluna takarak müzik eşliğinde dans eden Mustafa Akaydın’ı zaman zaman ortaya çıkarıp, rakiplerine “Hodri Meydan” dedirten muhteremlerin yaptığı gibi.
Hadi ordan hadi..