Cevat Alp’in özel bir hastaneye giden vatandaşın ayakta tedavi görmesine karşın, kendisine verilen reçeteyi eczaneye götürdüğünde hastanede yattığını öğrenmesiyle şok olma olayını hayretler içerisinde okudum.
Sonuç olarak da, “Burası Türkiye” gerçeğini çıkarttım.
Burası Türkiye ye hani.,
Benim ülkemde hiç ama hiçbir şeye hayret etmeyeceksin.
Millet bizim cumartesi yazılarımıza alıştı ya.,
Hiç yapamazsak köy tavuğu yemeye giderdik ya hani.,
Yaşlanıyor muyuz ne, son zamanlarda geleneği bozmaya doğru gider hal aldık.
Cuma akşamı bir sıkıntı, bir sıkıntı sormayın gitsin.
Yaşantım boyunca en son rekteye gelindiğinde hastaneye gitmiş birisiyimdir. Bu nedenledir ki, hastanelerimizde neler olup bittiğine hep arif kalmışımdır.
Dedik ya, “Bir sıkıntı, bir sıkıntı” diye, baktım ki canımız yavaş yavaş tatlı hal almaya başladığından olacak, eski SSK şimdiki Atatürk Devlet Hastanesi acil servisine gittim.
Hay gitmez olaydım.,
Benim hemen önümdeki bir bayan kayıt sırasında kendisine, “Neyin var” diye soran görevliye, “Muayene olmaya geldim” diyor.
Muayeneymiş?
Belli ki durumu acil ile yakından uzaktan alakası yok.
Evde canı sıkılan, acil serviste vakit geçirmeye gelmiş.
Acil servis değil, resmen acil poliklinik hizmeti veriliyor gibiydi. İlk kayıt işlemimi tam 35 dakikada yaptırabildim. Kuyruk uzadıkça uzuyor.
İlk kayıt bu kadar sürerse, derdimizi anlatacak hekim bulabilmek acaba kaç saat sürerdi?
Allahtan ki karşımıza bir tanıdık çıktı da, “Hayırdır” demesiyle derdimizi anlatınca, “Abi senin anlattıklarına göre durumun ciddi” deyip, elimden tuttuğu gibi beni doktor ile karşı karşıya getirmez mi?
Yaptığı kıyağa teşekkür mü etmeliydim, “Senin durumun ciddi” sözünden psikolojik rahatsızlık içerisine mi girmeliydim bilemedim.
Bende olanları doktora anlatınca anında, “Şuraya uzanın” deyip, başladı kalbimi dinlemeye. Derken yan tarafındaki hemşireye, “EKG çekilecek. Tahliller yapılsın” deyip, kağıtlara bir şeyler çiziktirdi. Kanımı aldılar, EKG’mı çektiler. Sonuçları beklerken tam 1 saat 50 dakika geçti ki, gelin o süreci nasıl geçirdiğimi bana sorun.
Acil servis resmen insan seli.
EKG’da bir şeyden şüphelendiler. Kan tahlilinde de beklenen rakamın tersi yazmaz mı?
Uzman doktor ile telefon görüşmesi derken, “Seni müşade altına alacağız. Sabah 6’da tekrar tahlillerin olacak” denilmez mi?
Acil servisin müşade bölümünde ben diyeyim 10 siz deyin 15-20 tane sedye. Nefes almakta zorlanıp, inleyenler mi, öksürükten ciğerleri çıkacakmış gibi ses çıkartanlar mı dersiniz, ne ararsanız var. Bakın, müracaat önündeki insan selinin çıkarttığı gürültü ile, doktorlara bağırıp, çağıranları asla hesaba katmıyorum.
Haydi gelin, sabaha kadar orada sabırla bekleyin bekleyebilirseniz?
İnsan kafayı yer.
Verdim gönüllü olarak çıkıp, sabah 6’da tahlil için geri gelme imzamı, gidip eve yattım. Yat yatabilirsen. Sabah 5.30 oldu, çıktım yola. Düştüm acil poliklinik yoluna. Ortalık tenhalaşmış. Doktor beni karşısında görünce sanırım, “nasılsa gitti geri gelmez” diye düşündüğünden olacak ki, şaşırmadı değil.
Derken ikinci tahliller, uzman doktor sabahın 06’sında çıkıp geldi. İnce eleyip sık dokumalarına, gösterdikleri ilgi ve alakaya hakikaten hayran kaldım.
O hayranlığımın tek nedeni, personelin hakikaten titiz ve o denli yoğunluğa rağmen sakin ama olaya ciddi sarılmalarıydı.
Bir günde acil serviste bin 300 hastaya bakmak, her babayiğidin harcı mı?
Bu işe bir çare gerek.
Benim sonuç mu ne oldu?
Acil servisin halini gördükten sonra mevcut halime bile şükrettim. Yoksa oraya tedavi olmaya gidenler, hastalık hastası olmazsa şüphe duyulmalı.
Not: Kötüye bir şeycik olmaz!..
Spor
Antalya
İlçeler
Asayiş
Gündem
Eğitim
Özel
Kültür-
Ekonomi
Güncel
Sağlık
Trend Haberler
674. Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
‘Eleştiriyorum diye beni engelledi!'
Bülent Korkmaz’dan Sivasspor yenilgisi sonrası: “Futbolun içindeki bütün talihsizlikleri yaşıyoruz!”
İsmail Öz’den dikkat çeken mesaj: Sen saygı duy ki, saygı duyulasın