Antalya Muratpaşa İlçesi Çaybaşı Mahallesi’nde 1345 sokakta türbesi bulunan Ahî Şücâeddin Hazretleri, isminin telaffuz zorluğundan olsa gerek Antalya’da halk arasında “Şeyh Cüce” diye bilinmektedir. Türbesi ziyaretgah olan Ahî Sücâeddin Hazretlerinin, türbesinin giriş sağ tarafında yer alan 1238 tarihli inşa kitabesine göre Âhîlerden olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca onun, Ahî Yusuf ile birlikte Antalya’nın fethi sonrası manevi imarı için Ahî Evran tarafından Antalya’ya gönderildiği kanaati oluşmaktadır. Ahî Şücâeddin, medrese ve zâviyesini Antalya’nın kale dışında şehrin doğu mevkiine kurmuştur. Antalya’da birçok meslek erbabı ile birlikte, öğretmenler, müderrisler, kadılar, hatipler, vâizler, emirler, bölgenin saygın ve önder kişileri, üst düzey yöneticiler, tabibler, vâliler, komutanlar, müderrisler ve kadılar bu medrese ve zâviyelerden yetişmiştir.


Hakkında kaynaklarda herhangi bir belge ve bilgi bulunmayan Ahî Sücâüddin Hazretleri’nin, on dördüncü veya on beşinci yüzyılda yaşayan, İmam Rızâ’nın üçüncü göbekten torunu Seyyid Şeyh Şücâüddin Velî ile karıştırılmaması gerekmektedir. Zira türbesi h.636/m.1238 yılında inşa edilen Ahî Şücâeddin Hazretleri on üçüncü asırda yaşamıştır. Seyyid Şeyh Şücâeddin Velî’nin Vilâyetnâmesi’nde Abdal Mehmed (ö.?), Kaygusuz Abdal (ö.1444), Ümmî Kemal (ö.1475), Seyyid Nesîmî (ö.1417), Hacı Bayrâm-ı Velî (ö.1430) gibi yaşadığı dönemin sûfileriyle görüştüğü ifade edilmektedir. Ahî Şücâeddin ile Seyyid Şeyh Sücâeddin Velî’nin yaşadığı dönemler arasında iki yüz yıldan fazla fark bulunmaktadır.

Ahî Şücâeddin’in türbe kapısının bulunduğu kuzey cephesinde, sivri kemerli iki niş içinde, iki mermer kitâbe bulunmaktadır. Süleyman Fikri Erten; ‘‘Şeyh Şücâeddin Hazretlerinin türbesi de kendi ismiyle müsemma mahallesinde olup (Cumhuriyet dönemi Şeyh Şücâeddin Mahallesi ismi Çaybaçı Mahallesi olarak değiştirilmiştir) toprak altında hayli derinde bulunur. Seng-i mezarında kitabe bulunmadığı için hakkında bir fikr-i sahih dermeyan edilemez. Üstünde bulunan kadîm-kârî bir mescidin kapı duvarında âtîdeki kitâbe mevcuttur’’ açıklaması ile, kapının sağ tarafında yer alan inşâ kitâbesini okuyup, 1919 yılında Osmanlıca bastırdığı “Antalya Livası Tarihi” adlı kitabının 126. sayfasında ki kaydını şöyle tamamlamıştır: ‘‘Kitabede Şeyh Şücâeddin’e dair bir lafza tesadüf edilmiyor. İsimleri okunamayan iki kardeş isimleri yazılıyor. Şu kadar var ki 636/1238 tarihinden türbenin pek kadim olduğu anlaşılıyor.’’ Kemal Turfan’ın 1970 yılındaki tespitinde ise inşâ kitâbesi türbenin içerisinde, âyet-i kerimenin yer aldığı ikinci kitâbe dışarıdadır. Türbe, 1969 yılında aslına uygun onarım görmüş, kesme taştan kare plan ile üst kısmı mescid, alt kısmı türbe olarak inşa edilmiş, üzeri kiremitli bir çatı ile örtülmüştür.


Ahî Sücâüddin Hazretlerinin türbesinin giriş kapısının sağ ve sol taraflarında, türbenin inşâ edildiği döneme ait iki kitâbe bulunmaktadır. Kapının sağ tarafında yer alan inşâ kitâbesi, 70x70 cm ebatlarında, mermer üzeri 5 satır Selçuklu sülüsü ile yazılmıştır. Kitâbe şöyledir:

لله

تبرع بعمارة هذه التربة

العبدين الضعيفين المحتاجين الى

رحمة الله تعالى تركرى الذواق و اخوه

ارق مرارى بن عبدالله فى سنة ست ثلثين و ستماية


Türkçe okunuşu: Lillâhi
Teberre’a bi-‘imâreti hâzihi’t-türbeti
el-‘abdeynü’d-da’îfeynü’l-muhtâceynü ilâ
Rahmetillâhi Te’âlâ Türkeri ez-Zevâk ve ehûhu
Erak Mirârî bin Abdillâhi fî seneti sitte selâsîne ve sittemiyete

Türkçe Çevirisi: “Sadece Allah için, bu türbenin yapımını, zayıf ve Allâh Teâla’nın rahmetine muhtaç kullar, Türkeri Zevvâk ve kardeşi Abdullah oğlu Erak Mirârî 636/1238 senesinde bağışladı.”


Erten, المحتاجين (el-muhtâceyni) kelimesini من المحتاجين (mine’l-muhtâcîne) şeklinde; تركرى الذواق (Türkeri ez-Zevâk) kelimesini تركرى الزواق (keskin “ze” harfi ile) şeklinde; ارق مرارى (Erak Mirârî) kelimesini ارو مزارى (Eru Mezârî) şeklinde hatalı okumuştur. Yılmaz-Tuzcu, بن عبدالله (bin Abdillah) kelimesini ابوعبدالله (ebû Abdillâh) şeklinde; ست ثلثين (sitte selâsîn/636) tarihini ثلثين (selâsîn/630) şeklinde hatalı okumuşlardır.


Giriş kapısının sol tarafında yer alan ikinci kitâbe, 73x70 cm ebatlarındadır. Mermer üzeri 5 satır Selçuklu sülüsü ile yazılı kitâbede Tevbe suresinin 18. âyet-i kerimesi vardır. Kitâbe şöyledir:

انما يعمر مساجد الله من

آمن بالله و اليوم الاخر و اقام

الصلوة و آتى الزكوة و لم يخش الا الله

فعسى اولئك ان يكونوا من المهتدين



Türkçe okunuşu: İnnemâ ya’muru mesâcidallâhi men
âmene billâhi ve’l-yevmi’l-âhiri ve ekâme
s-salâte ve âte’z-zekâte ve lem yahşe illallâhe
fe-‘asâ ülâike en yekûnû mine’l-mühtedîne

Türkçe Çevirisi: “Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe îmân eden, namazı hakkıyla edâ eden, zekâtı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler i'mâr eder; işte hidâyete erenlerden olmaları umulanlar da onlardır!”