Antalyaspor ligin ikinci yarısına kötü başladı, evinde Gençlerbirliği’ne 5-3 yenildi.
Maçı canlı izleyen biri olarak daha ilk dakikalarda şok yaşadığımı itiraf etmeliyim.
18 yıldır Antalyaspor’u takip eden, 25 yılı aşkın bir süredir futbolun içinde olan, geçmişte amatör olarak futbol oynayan biri olarak daha önce böyle bir maç izlediğimi hatırlamıyorum.
Maçın başlamasıyla Antalyaspor kalesinde gölü gördü. Şoku üzerinden atlatamayan kırmızı-beyazlı takım 4. dakikada 2-0 geriye düştü.
Siz bakmayın 4. dakika dediğime. Topun oyunda olduğu süreyi ele alırsak bu süre ancak 2 dakikadır. Bir diğer anlamda Antalyaspor maça 2-0 yenik başladı da diyebiliriz.
Böyle bir maçı çevirmek takdir edersiniz kolay değil. Kırmızı-beyazlı ekip direndi ve zaman zaman oyuna ortak oldu. Biraz daha direnç gösterebilseydi maçtan puan çıkarması sürpriz olmayacaktı.
Tabi Tita, Ömer Şişmanoğlu, İbrahim Dağaşan, Pedro ve Emre’nin de sakatlıklarını unutmamak gerekir.
Tüm bunlara rağmen Isaac’in sakatlanarak oyundan alınması ise işleri iyice çıkmaza soktu.
Maçta dakikalar 28’i gösterdiğinde konuk ekip Gençlerbirliği’nin 4-1’lik üstünlüğü vardı. Oyunu bir ara 4-3’e kadar getiren Antalyaspor’un oyun disiplininden uzaklaşılmadan gösterdiği performansı kendi adıma olumlu buluyorum.
Evet, Antalyaspor takım olarak kötü oynadı. Savunma ve orta saha rezildi. Gol yollarında etkili değildi. Yapılan oyuncu değişiklikleri de eleştirilebilir. Ancak yenilginin çok büyütülmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bugün Süper Lig’de artık her takım her takımı yenebiliyor. Şampiyonluk parolasıyla yola çıkan ve milyon dolarlar harcayan Galatasaray ve Trabzonspor haftayı puansız kapattı. Fenerbahçe ile Beşiktaş ise bir puanı zor alabildi. Böyle bir ligde zaman zaman kazalar yaşanacaktır. Önemli olan bu kazaları en az zararla atlatabilmek. Bu nedenle bundan sonrası çok önemli. Ya geçmişe sünger çekip yeniden güzel günler hayal edilecek, ya da umutsuz bir tablo çizilip kötü gidişe katkı koyulacak. Karar Antalyasporluların.
Son olarak Avrupa’da haftanın takımı olan, ligin ilk yarısını ilk üç içinde bitiren, Fenerbahçe’nin yıllar süren iç saha yenilmezliğine son verenin de bu futbolcular olduğunu hatırlatırım.
Kalın sağlıcakla…