Bir dinleme olayıdır aldı başını gidiyor.
Hukuk devletinde, ?Delilden, suçluya? mekanizması işletilirken, ne yazık ki son zamanlarda ?Şüpheliden delile? uygulaması yapılmaya başlandı.
Herkes bir birine, ?Acaba ben dinleniyor muyum? sorusunu sorar oldu. Ama aylar öncesi dediğim gibi ben bu kelimeyi kendim için asla sormadım.
Hatta aklımın ucundan bile geçirmedim.
Çünkü polisten hep suçluların korktuğunu iyi biliyorum.
Maliyeciden de vergi kaçakçısının korktuğunu da.
TV?lerin ana haber bültenleri ya dinlenme neticesinde gözaltılar ilk sırayı alıyor, yada cinayet, kapkaç ve buna benzer iç karartıcı haberler.
Bıkıp, usanmak bilmeden, çevirip çevirip 24 saat boyunca aynı haberleri tekrar edip, insanların içini nasıl kararta biliriz sorusunun cevabını bulmak istercesine.
Ekonomi almış başını gidiyor.
2010?un ilk gününde ?Zam? bombardımanlarıyla uyandı Türk milleti.
Bir paket sigara olmuş 7.25 TL.
Yolda yürüyen insanoğlunun yüzünden düşen bin parça. Mutsuz, umutsuz..
Ev kirasını ödeyemeyen, bu nedenle de ev sahibiyle papaz olmuş kiracıların geceleri uykuları kaçıyor.
Bir gün sonra evine nasıl ekmek götürebileceğinin hesabını yapanların sayıları her geçtiğimiz gün artmaya başlamış.
İcra mahkemeleri tıka basa haciz dosyalarıyla dolmuş.
Son zamanlarda da asker-polis karşı karşıya getirilmeye çalışılıyormuş.
Ülkem insanı güzel haberlere hasret bırakılmaya yüz tutmuş.
Sonumuzu hayır getire.,
** ** ** **
Her mizahın altında bir gerçek yatar ya, aşağıdaki e-mailin dikkatle okunmasını istiyorum.
?Yaşlı bir Anadolu köylüsü tek başına yaşadığı ve eskisi gibi tarlada çalışamadığı için çok dertliymiş. Susuz geçen bir yılın ardından, toprak taş gibi olduğundan, alnının teri ve büyük fedakarlıklarla okuttuğu ve tüm beklentilerini aşarak üniversite rektörü olan tek oğlu da Ergenekon 41.inci dalgadan dolayı tutuklanıp, cezaevine götürüldüğünden dolayı çok mutsuzmuş. Eşi de vefat edeli neredeyse bir ay olmuş. Sonunda dayanamamış ve 45 gündür suçunun ne olduğu bilinmemesine ve açıklanmamasına rağmen cezaevinde yatan oğluna çaresizlikten bir mektup yazmış.
Sevgili oğlum Mustafa,
Çok üzgünüm. Annen vefat ettiğinden beri onsuz hayatımın bir tadı yok. Seni alıp götürdüklerinden beri de seni çok arıyorum. Üniversitende olduğun zamanlar bile telefondaki sesini arıyorum. Bu yıl galiba felaket geçecek. Toprak o kadar sert ki, toprağı kazamıyorum ve bu yıl ekin ekmem mümkün görünmüyor. Gerçekten artık baban çok yaşlandı. Biliyorum ki elinde olsa yanıma gelip tarlamı kazmama yardımcı olurdun. Tıpki eski günlerdeki gibi. Sakın dert etme oğlum, yaşlı bir adam sadece boş, boş şeyler yazıyor o kadar. Sen kendine iyi bak, cesur ol, ve isminin nereden geldiğini de asla unutma.
Sevgilerimle, Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup gelmiş.
Sevgili Babacığım,
Sakın tarlayı kazma. Bütün cesetleri oraya gömdük.
Sevgiler biricik oğlun Mustafa.
Ertesi gün sabaha karşı saat 04.00 de yaşlı çiftçiyi polis yatağından ense paça kaldırmış ve apartopar tarlaya götürmüş. Bütün tarlayı kazmışlar. Hiç bir şey bulamayınca bir kazdıklarını bir kez daha kazmışlar. Sonunda bakmışlar en ufak bir şey bulamamışlar, yaşlı çiftçiden özür dilemişler ve geldikleri gibi gitmişler. Ertesi gün yaşlı adam cezaevinde yatan oğlundan bir mektup daha almış.
Sevgili babacığım,
Şimdi tüm ekinlerini ekebilirsin. Yanında olup her zaman olduğu gibi beraber tarlayı kazmayı çok isterdim. Ama bugünkü ortamda elimden ancak bu kadarı geldi. Kusuruma bakma.
Sevgi ve saygılarımla, oğlun.,?
(Teşekkürler İbrahim K..)
Asayiş
Antalya
Güncel
Özel
İlçeler
Kültür-
Bu gidişat nereye?
Vedat Gürhan
Yorumlar
Trend Haberler
Bülent Korkmaz’dan Mardin yenilgisi sonrası öz eleştiri: Mağlubiyeti hak ettik
YKS tercih sonuçları ne zaman açıklanacak?
Antalya trafiğine nefes: Uncalı ve Kocayatak tamamlandı, sıra Duraliler’de
Antalya'da elektrik kesintileri: 14 Ağustos
Köprülü Kanyon’da nefes kesen kurtarma
Antalya Havalimanı'nda bagaj krizi