Büyük Birlik Partisi İl Başkanı Rasim Küçük, Büyükşehir Belediye Başkanı Akaydın’a “Rektörlük farklıdır, belediyeyi yönetmek farklıdır. Antalya’nın anasını ağlattın” demiş.
Daha doğrusu bunu bizim Esra’ya bizzat söylemiş.
“Rektörlük farklı, Belediyeyi yönetmek farklı” hitabının açılımını yapmaya gerek yok.
Sokakta karşından gelen 10 yaşındaki çocuğa sorsan, “Tabi ki farklı. Bu da soru mu” der geçer.,
Geçer geçmesine de, benim ülkemde OSTİM’deki patlamadan haberi olmayan binler hatta milyonlarca insanım var.
Belli mi olur.,
“Belediyeyi yönetme olayını anladık da, Rektörlük de nedir. Sen bana küfür mü ediyorsun” denilme ihtimali de var.
Ama anaların ağlatılma olayına ben takılı kaldım.
Ne demek, “Antalya’nın anasını ağlattı” kelimesi?
Rasim başkanın bu açıklamasından sonra, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın başbakan gibi çıkıp, “Antalya’nın en böyük belediye başkanı benim. Dolayısıyla da kendimi bu şehrin sahibi gibi hissediyorum. Beğenmiyorsan ananı da al git” derse ne olacak?
Diyemez mi?
Deme ihtimali olamaz mı?
“Ben Antalya’da kimin anasını ağlatmışım da, sen çıkmış benim için böyle diyorsun” deyip, soluğu mahkeme kapılarında alsa.,
Etrafında ekmek verdiği kişilerin, “Sizi dava manyağı yapacağım” göndermelerinde bulunduğu gibi, aynı sözlerle karşılık verip, dava açsa ne olacak?
Onun da kolayı var.
BBP’de ağlayan evlat sahibi analar var ki, Rasim başkan bunu söyleyebiliyor.
Antalya’da yaşayıp da, CHP’li analar arasında Akaydın tarafından ağlatılan yok mudur ki?
Ben 23 aydır Antalya cadde ve sokaklarının üzerindeki duraklarda dolmuş veya otobüs bekleyip, ulaşım sorunları yüzünden içi kan ağlayan bırakın anaları, nice babalar dedeler gördüm, gazetelerde haber olarak okudum, kimsenin umurunda bile değil.
Kıt kanaat geçindiği yetmiyormuş gibi, dişinden, tırnağından attırıp, bin bir güçlüklerle Halkkartına 10 TL yükletip, üçüncü binişinde kartında para olmadığını gören emekli yaşlılarımızın nereye baş vuracağını bilememenin üzüntüsünü yaşayanların halinden, o kişileri dinleyenler anlar.
Adam Burdur’da cenazede, Halkkartı’da cebinde. Ama o kartından Antalya’da bir-iki değil, tam tamına üç kez dolmuş-otobüse biniş parası kesiliyor.
O adamın ağladığını görmek için, illa ki gözünden düden şelalesinin suyu gibi yaş mı akıtması gerekiyor?
Yüreğinin sızlaması yetmez mi?
Ne diyor Rasim Küçük başkan?
-Akaydın göreve geldiği günden bu güne kadar hiçbir proje üretmedi.
-Trafiği içinden çıkılamaz bir hale getirerek, minibüsçü esnafıyla vatandaşları birbirine düşürdü.
-Akaydın, sözde icraatlarıyla Antalya’nın anasını ağlatarak tescillemiştir.
-Müslüman bir ülkede ölüleri yakmayı düşünen bir zihniyetten hizmet beklemek akıl karı değildir.
Sadece ve sadece 23 ayda böylesine malzeme konusu olabilmek bile marifet ister. O marifetlik de, öncelikle profesör olmaktan, ardından da Belediye başkanı seçilmekten geçiyor olsa gerek.
Geriye ne kaldı ki?
Al eline sabır tesbiği, 3 yıl daha çek çekebildiğin kadar “Ya sabır.”
Var mı başka yapabileceğin alternatifin?
İlçeler
Asayiş
Antalya
Gündem
Eğitim
Özel
Kültür-
Ekonomi
Spor
Güncel
Sağlık
Trend Haberler
674. Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
Bülent Korkmaz’dan Sivasspor yenilgisi sonrası: “Futbolun içindeki bütün talihsizlikleri yaşıyoruz!”
‘Eleştiriyorum diye beni engelledi!'
İsmail Öz’den dikkat çeken mesaj: Sen saygı duy ki, saygı duyulasın