Son yıllarda (yaşlılıktan mıdır nedir) senelik izinlerimizi Ramazan aylarında kullanma alışkanlığı hasıl oldu bende. Bu yıl da yine Ramazan’ı çalışma ortamından uzak geçirdim. Her ne kadar işyerini, mesai arkadaşlarımı özlesem de bu uzun istirahat gerçekten de iyi geldi. Mesaiye başladığım ilk gün aldığım bir haber ise gerçekten bu tatilin kaymaklı kadayıfı oldu resmen…

Bana adaletin geç de olsa bir gün muhakkak tecelli edeceği gerçeğini hatırlatan habere gelince; Antalya CHP’nin bir baş belası vardı hani. Ağzını her açtığında çevresine salyalarını akıtan, önüne gelene sinkaflı kelimeler kullanmayı marifet sayan…

Muratpaşa ve Büyükşehir Meclis Üyesi Erol Özkarabekir’den bahsediyorum. CHP Yüksek Disiplin Kurulu, daha önce iki kez üzerindeki uyarı cezalarını dahi kaldırdığı işte bu zatı muhteremi nihayet partiden ihraç etmiş.

Çekirge bir zıplar, iki zıplar misali Özkarabekir de hak ettiğiyle buluştu sonunda.

Antalya CHP’nin gözü aydın olsun. Eminim yakın çevresindeki birkaç ‘yancı’nın dışında genel ekseriyet zil takıp oynuyordur şu an. Çünkü kendisini partiden üstün gören, partinin sahibi gören bu zatın kırmadığı, incitmediği hemen hemen kimse yok. Kimileri yaşına, kimileri parti geçmişine hürmeten ses çıkarmadığı için kendini ali kıran başkesen zanneden bu zatı muhterem yakın geçmişte bir il başkanının da başını yemişti.

Hatırlarsanız, Erol Özkarabekir’i kaçınılmaz sona götüren süreç, Semih Esen’in il başkanlığı döneminde başlamıştı. Büyükşehir Meclisi’nde grup kararına uymayarak aykırı oy kullandığı için Semih Esen tarafından kesin ihraç talebiyle il disiplin kuruluna gönderilmiş ancak disiplin kurulu sadece ‘uyarı’ cezası vermekle yetinmişti. Esen bunun üzerine konuyu genel merkez nezdinde Yüksek Disiplin Kurulu’na taşımış fakat orası uyarı cezasını da kaldırmıştı. Bunu üzerine Esen il başkanlığı görevinden istifa etmişti. Bu gelişme, kendini partinin sahibi sanan Özkarabekir’i daha da azdırmış, kısa bir süre sonra yine Büyükşehir Meclisi’nde bu kez partili meclis üyesi Reşat Oktay’la kavga etmiş, herkesin gözü önünde Oktay’a ağza alınmayacak küfür ve hakaretler savurmuştu.  Bu durumu köşemizde ele aldığımız için biz de benzer hakaret ve küfürlerle karşılaşmıştık. (Gerçi meclis arkadaşlarının yanında biz de ona gerekli karşılığı verdik elbette)

Reşat Oktay’a hakaretleri bir kez daha bardağı taşırmış ve Özkarabekir bu kez Mustafa Erdem’in başkanlığındaki il yönetimince yeniden il disiplin kuruluna sevkedilmişti. Ama ne hikmetse disiplin kurulundan yine bir ceza çık(a)mamıştı…

Ardından Mustafa Erdem yönetimi de kendisinden önceki yönetim gibi konuyu Yüksek Disiplin Kurulu’na sevketmişti. Bu sürece benim de bir nebze de olsa katkımın olduğunu düşünüyorum çünkü o sıra ben de CHP İl Başkanlığı’na bir dilekçe vererek bu şahıstan bir vatandaş, bir gazeteci olarak şikayette bulunmuş ve gereğinin yapılmasını istemiştim.

Nitekim 9 Haziran’da konuyu bir kez daha görüşen Yüksek Disiplin Kurulu meclis üyesi Özkarabekir’in partiden kesin ihracına oy birliği ile karar vermiş. Yazılı karar önceki gün de parti örgütüne ulaşmış.

Demek ki neymiş; Belde silah taşımakla, önüne gelene sinkaflı küfürler etmekle, tehditle filan siyaset yapılamazmış…

Öyle olsaydı eğer TBMM, belediye meclisleri mafya babalarından geçilmezdi…

İyi haftalar…