Ekonomi konuşulurken bazı kavramlar vardır ki yıllardır kullanılır ama çoğu kişi tam olarak ne anlama geldiğini bilmez. İşte bunlardan biri de “görünmez el” metaforudur. İlk duyulduğunda insanın aklına gizemli bir güç, her şeyi perde arkasından yöneten görünmeyen bir mekanizma gelebilir. Oysa ekonomideki görünmez el, doğaüstü bir güç değil; insanların kendi çıkarlarını takip ederken ortaya çıkan ekonomik düzeni anlatan bir düşüncedir.
Sokaktaki vatandaş için daha anlaşılır şekilde söylemek gerekirse, görünmez el şunu anlatır: İnsanlar kendi ihtiyaçlarını ve kazançlarını düşünerek hareket ederken, farkında olmadan toplumun genel yararına da katkı sağlayabilirler.
Sabah erkenden fırına gidip sıcak ekmek aldığımızı düşünelim. Fırıncı o ekmeği bizi çok sevdiği için üretmiyor. Amaç para kazanmak. Un fabrikası unu satarken de aynı şekilde hareket ediyor. Çiftçi buğdayı ekerken de kazanç elde etmek istiyor. Nakliyeci ürünü taşırken ücret kazanmayı hedefliyor.
Herkes kendi çıkarını düşünüyor gibi görünse de sonuçta milyonlarca insanın ekmeği sofralara ulaşıyor.
İşte görünmez el tam olarak budur.
Bu düşünceyi yaklaşık 250 yıl önce ortaya koyan kişi Adam Smith olmuştur. Smith'e göre insanlar kendi ekonomik çıkarlarını takip ederken piyasada doğal bir denge oluşabilir.
Bir kasabada yalnızca bir manav olduğunu düşünelim. Bu manav domatesi çok pahalı satarsa insanlar başka ürünlere yönelmeye başlayabilir. Başka biri yeni bir manav dükkânı açabilir. Rekabet ortaya çıkar. Rekabet arttığında fiyatlar düşebilir.
Burada görünmez bir güç gelip "Fiyatı indir" demiyor. İnsanların tercihleri ve piyasa koşulları bunu kendi içinde oluşturuyor.
Bu nedenle ekonomistler görünmez eli bazen piyasanın sessiz yöneticisi olarak tanımlar.
Ancak mesele burada bitmiyor.
Çünkü görünmez el her zaman kusursuz çalışmıyor.
Örneğin bir şehirde yalnızca tek bir internet şirketi olduğunu düşünelim. İnsanların başka seçeneği yoksa firma fiyatları yükseltebilir. Rekabet olmadığı için görünmez elin denge kurma gücü zayıflayabilir.
Benzer durum konut piyasasında da görülebiliyor. Eğer bazı bölgelerde çok az konut varsa ve talep sürekli artıyorsa fiyatlar hızla yükselebiliyor. Görünmez el bazen bu sorunu kısa sürede çözemeyebiliyor.
Çevre sorunları da başka bir örnek.
Bir fabrikanın üretim yaptığını düşünelim. Fabrika para kazanıyor, çalışanlar maaş alıyor, ekonomi büyüyor. Ancak aynı fabrika dereye atık bırakıyorsa toplumun geri kalanı zarar görebiliyor. Burada şirket kazanç sağlarken çevresel maliyet başkalarının üzerine yüklenmiş oluyor.
Bu nedenle modern ekonomilerde devletler tamamen kenarda durmuyor.
Eskiden bazı ekonomistler piyasaya mümkün olduğu kadar az müdahale edilmesi gerektiğini savunurken bugün birçok ülke karma bir sistem uyguluyor. Yani piyasa kendi işleyişini sürdürürken devlet de gerektiğinde denetleyici rol üstleniyor.
Asgari ücret uygulamaları, çevre düzenlemeleri, rekabet kuralları, tüketici hakları ve sosyal destek programları bunun örnekleri arasında yer alıyor.
Son yıllarda yaşanan küresel ekonomik gelişmeler de görünmez el tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Pandemi döneminde dünya genelinde tedarik zincirleri bozuldu. Bazı ürünler bulunamaz hale geldi. Enerji fiyatlarında sert dalgalanmalar yaşandı.
Piyasalar bazı alanlarda kendi dengesini kurmakta zorlandı ve devletler ciddi müdahalelerde bulundu.
Bu da önemli bir soruyu tekrar ortaya çıkardı:
“Piyasa her şeyi kendi başına çözebilir mi?”
Bu sorunun kesin bir cevabı yok.
Bazıları serbest piyasanın uzun vadede en doğru sistemi oluşturduğunu düşünüyor. Bazıları ise devletin daha aktif olması gerektiğini savunuyor.
Gerçekte ise hayat çoğu zaman iki uç arasında ilerliyor.
Ekonomiyi bir araba gibi düşünürsek motor piyasa olabilir ama direksiyon ve fren sistemi de gerekli olabilir. Sadece gaz pedalına basmak nasıl tehlikeli olabiliyorsa, sürekli frene basmak da aracı hareket ettirmez.
Bugün görünmez el hâlâ ekonomi dünyasının en çok konuşulan kavramlarından biri olmayı sürdürüyor.
Çünkü marketten aldığımız ekmekten ev kiralarına, akaryakıt fiyatlarından maaşlara kadar günlük yaşamımızın büyük kısmı görünmeyen ekonomik ilişkiler ağı içinde şekilleniyor.
Belki de görünmez elin en ilginç yanı budur: Çoğu insan onun adını hiç duymasa bile, etkisini her gün cebinde, alışveriş sepetinde ve yaşam şartlarında hissediyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]