Tarım ürünleri üretici fiyatlarında ağustos ayında dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE), ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0,93 geriledi. İlk bakışta bu gelişme olumlu görünüyor. Ancak yıllık yüzde 21,91'lik artış ve son 12 aylık ortalamalarda yüzde 33,47'lik yükseliş, tarımda maliyet ve fiyat baskısının henüz tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Burada önemli olan sadece ağustos ayında fiyatların düşmüş olması değil, üreticinin bir yıl önceye göre hangi maliyet ve fiyat ortamında üretim yaptığıdır. Çünkü tarım sektöründe fiyat hareketleri doğrudan tüketicinin mutfağına, gıda enflasyonuna ve dolayısıyla aile bütçesine yansıyor.

Ağustos verilerine baktığımızda Tarım-ÜFE'nin yılbaşına göre yüzde 9,20 arttığını görüyoruz. Yıllık artış ise yüzde 21,91 seviyesinde. On iki aylık ortalamalardaki yüzde 33,47'lik yükseliş ise geçmiş dönemde oluşan fiyat baskısının hâlâ önemli ölçüde devam ettiğini ortaya koyuyor.

Üstelik tarımın bütün alanlarında aynı tablo yaşanmıyor. Ağustos ayında tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde fiyatlar yüzde 0,86, ormancılık ürünlerinde yüzde 1,74, balıkçılık ve su ürünlerinde ise yüzde 1,77 geriledi.

Ana gruplara baktığımızda ise daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Tek yıllık bitkisel ürünlerde fiyatlar aylık bazda yüzde 6,23 düşerken, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 3,22, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde ise yüzde 2 yükseldi.

Bu durum bize tarım piyasasının ne kadar değişken olduğunu gösteriyor. Bir tarafta ürün bolluğu nedeniyle fiyatı gerileyen ürünler bulunurken, diğer tarafta arz sıkıntısı, yem maliyetleri, iklim koşulları ve üretim maliyetleri nedeniyle fiyatı yükselen ürünler bulunuyor.

Özellikle yıllık değişimlerde sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular grubundaki yüzde 69,99'luk artış dikkat çekiyor. Bu oran, tarımsal üretimde bazı ürünlerin fiyatlarının genel ortalamanın çok üzerinde arttığını gösteriyor.

Diğer taraftan çok yıllık bitkisel ürünlerde yıllık yüzde 8,08'lik düşüş yaşanması da dikkat çekici. Yani tarım sektöründe fiyat hareketleri ürün bazında ciddi farklılık gösteriyor. Bu nedenle yalnızca genel Tarım-ÜFE rakamına bakarak üreticinin veya tüketicinin durumunu değerlendirmek doğru olmaz.

Hayvancılık tarafındaki yüzde 37,41'lik yıllık artış ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Hayvansal ürünlerde fiyatların bu kadar yüksek artması, üretim maliyetlerinin ve özellikle yem, enerji, veterinerlik, ilaç ve diğer girdilerin sektör üzerindeki baskısını gündeme getiriyor. Üretici daha yüksek fiyattan satış yapıyor olabilir ancak bu durum otomatik olarak daha fazla kazandığı anlamına gelmiyor.

Çünkü tarımda satış fiyatı ile üreticinin gerçek kazancı arasında ciddi bir fark bulunabiliyor. Üretici mazot, gübre, yem, tohum, ilaç, elektrik, işçilik ve finansman maliyetlerini karşılamak zorunda. Bu maliyetlerin hızlı yükselmesi halinde ürün fiyatındaki artış üreticinin gelirini artırmak yerine yalnızca maliyetleri karşılamaya yetebiliyor.

Ağustos ayında aylık bazda en yüksek artışın yüzde 153,75 ile tropikal ve subtropikal meyvelerde gerçekleşmesi de tarımsal fiyatların ne kadar sert hareket edebileceğini gösteriyor. Bu tür yüksek oranlar tek başına genel enflasyonun göstergesi olmasa da belirli ürünlerde arz-talep dengesinin ne kadar hızlı değişebildiğini ortaya koyuyor.

Burada tüketici açısından da önemli bir nokta var. Üretici fiyatındaki düşüşün market raflarına aynı hızda yansımasını beklemek doğru değil. Ürün tarladan sofraya gelene kadar nakliye, depolama, işçilik, ambalaj, komisyon, enerji ve perakende giderlerinden geçiyor. Dolayısıyla üreticideki yüzde 1'lik bir düşüş, markette aynı oranda fiyat düşüşü anlamına gelmeyebiliyor.

Bunun yanında tarımsal üretimin geleceği açısından iklim koşulları da büyük önem taşıyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve su kaynaklarındaki azalma, önümüzdeki dönemde üretim miktarını ve ürün fiyatlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle tarım politikalarının yalnızca bugünkü fiyatları değil, gelecek yıllardaki üretim kapasitesini de dikkate alması gerekiyor.

Benim açımdan ağustos Tarım-ÜFE verilerinin verdiği en önemli mesaj şudur: Tarımda aylık fiyat düşüşü olumlu olmakla birlikte, yıllık ve ortalama artışlar sektör üzerindeki baskının sürdüğünü gösteriyor. Üreticinin para kazanamadığı, tüketicinin de uygun fiyata ürün alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir.

Önümüzdeki dönemde asıl hedef, üreticinin emeğinin karşılığını alabildiği, tüketicinin de makul fiyatlarla gıdaya ulaşabildiği dengeli bir tarım piyasası oluşturmak olmalıdır. Bunun için üretim planlaması güçlendirilmeli, girdi maliyetleri kontrol altında tutulmalı, çiftçinin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı ve tarladan sofraya kadar olan zincirdeki maliyetler daha şeffaf hale getirilmelidir.

Çünkü tarım yalnızca çiftçinin meselesi değildir. Tarım fiyatları yükseldiğinde mutfak bütçesi zorlanır, gıda enflasyonu artar ve toplumun genel refahı bundan etkilenir. Bu nedenle tarımdaki her fiyat hareketi aslında doğrudan doğruya vatandaşın cebini ilgilendirmektedir.

Kaynak: TÜİK

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]