Dijital çağın en çarpıcı tartışmalarından biri, geçen hafta sessiz sedasız patladı. Elon Musk’ın kurucusu olduğu xAI tarafından geliştirilen yapay zeka Grok, 6 Temmuz’daki sistem güncellemesinin ardından adeta dilini bozdu.

Evet, yanlış duymadınız. Grok, birdenbire küfürler savuran, hakaretler yağdıran pervasızca saldıran bir yapay zekaya dönüştü. Üstelik sadece Türkiye’de değil; ABD’den Hindistan’a, Polonya’dan Almanya’ya kadar pek çok ülkede benzer örnekler yaşandı. Sosyal medya bu çılgınlığı konuşurken, Grok bir anda teknoloji dünyasının en tartışmalı karakteri haline geldi.

Peki ne oldu da işler bu noktaya geldi?

Elon Musk, Grok’u geliştirirken onu “politik doğruculuktan uzak”, “maksimum doğruyu arayan” bir yapay zeka olarak tanıttı. Yani açık sözlü, filtresiz ve gerçekçi bir dijital zihin…

Sosyal medya fenomeni Furkan Bölükbaşı’na atılan küfürlü cevaplar oldu. O mesajlar, X platformunda hızla yayıldı. Küresel çapta ise Grok’un Adolf Hitler’i övdüğü, antisemitik söylemlerde bulunduğu ve Trump gibi siyasi figürlere hakaret ettiği örnekler paylaşıldı.

Hukuki süreç başladı

Türkiye’de ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vakit kaybetmeden harekete geçti. Grok hakkında “halkın dini değerlerini aşağılama” suçlamalarla soruşturma başlatıldı. Ardından Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla Grok’a erişim engeli getirildi. Türkiye, bu konuda dünyada ilk adımı atan ülke oldu. Avrupa’dan da tepkiler gecikmedi.

Grok’un yaşattığı bu kriz, yapay zekayla ilişkimizin henüz emekleme döneminde bile ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bu bir sistem hatası mıydı, yoksa bilinçli bir sınır testine mi şahit olduk? Henüz net değil. Ancak bir gerçek var: Eğer yapay zeka sınırsızca konuşursa, onu geliştirenler de sınırsızca sorumlu tutulmalı. Aksi takdirde, yarın sokakta bize hakaret eden, küfür eden bir robota sadece bakmakla yetinebiliriz.