26 Ekim 2011 tarihli yazımızda, “Şehir turu atalım mı” demiş, Antalya cadde ve sokaklarının park edilmiş araçlardan geçilmediği konusu üzerinde durmuştuk.
Ara sokaklardan geçtik. Hatta küçük caddeleri de bertaraf ettik, Güllük, 100. Yıl ve Hasan Subaşı Caddesi gibi önemli güzergah yollarının üzerlerine gelişi güzel park edilen araçların, diğer araçların geçişlerini ciddi biçimde engellediğini öne sürmüştük.
Bu nedenle yazımızın başlığını, “Şehir turu atalım mı” koymuştuk.
Yazıdan birkaç gün sonra Trafikten Sorumlu İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Yunus Avcı
Bize telefon açtı.
Kendisi hemşerimmiş.
Avcı müdür, Antalya’daki araç sayısının fazlalığından, Antalya’nın otopark yetersizliğinden bahsetti.
Konuşmamızdan yaklaşık yarım saat sonra ikinci bir telefon açıp, Büyük Postane’nin karşısındaki katlı otoparkta olduğunu, üç katlı parkta sadece 3 araçlık yerin boş olduğunu belirtti.
Antalya kentinde yaşayan her ev sakininin en az bir-iki aracı var. Yollar yetersiz. Yol açanlara da, “Sanki vatandaşa hizmet etmişler” gibi acımasızca ve aynı zamanda cahilce yaklaşımlar bile gösterildi bu memlekette.
Alt-üst geçit yapma olayını garipseyenler oldu.
“Koskoca tırlar kent merkezinden hala ne diye geçiyor” diye soran yok.
“Batı çevre yolu hala neden başlamadı da, işi sürüncemede bırakıyorsunuz” bile demiyoruz.
Bundan sonrasını eğri oturup, doğru konuşalım mı?
Türkiye’nin nüfus sayısına göre en fazla araca sahip olan ili Antalya olabilir.
Turizm’de Türkiye’nin can damarı Antalya otopark konusunda yüzde yüz yetersiz de olabilir.
Bu kentte yaşayanlar, insan gibi yaşamak istiyor.
Muratpaşa Camii’nden Hasan Subaşı Caddesi güzergahına gidiyorsunuz. Ana cadde üzeri park edilmiş araçlarla dolu. Buna müsaade etmemesi gereken Antalya’da görev yapan Trafik Polisleridir.
Hasan Subaşı Caddesi’nin sağ tarafında tek sıra, sol tarafında ise kimi günler iki sıra halinde park etmiş olan araçlar, oradan geçmek isteyene yol vermiyor. Valilik kavşağı desen trafikten zaten kilitlenmiş, gidiş milim milim işliyor.
Güllük Caddesi baştan sona resmen yaka silktiriyor. İnsanlar araçlarıyla bir yere gitmeye korkar hale gelmiş.
100. Yıl, Ulusoy Bulvarı, Atatürk Caddesi ve Işıklar tarafını yine belirtmeye gerek dahi duymuyorum.
“Yıkılacak mı, çökecek mi” diye sıkça soruların sorulduğu il özel idare müdürlüğünün eski binasının karşısındaki yol, tek kelimeyle otopark haline getirilmiş.
Yoldan araçlar geçer arkadaş, o yola araçlar park etmez.
Buna göz yummaması gerekenler de, Antalya’nın trafik polisleridir.
Trafikten Sorumlu İl Emniyet Müdürü Yardımcısı ve değerli hemşerim Yunus Avcı kusura bakmasın ama, bunu düzeltecek olan kendileridir.
İl Emniyet Müdürü Ali Yılmaz’ın oğluna ait araç, yanlış otoparktan dolayı, çekici tarafından çekilip, ceza tutanağı düzenleniyor ise, Antalya’daki her araç sahibi torpillimi de, ana cadde üzerlerine millet kafasına göre aracını park edip gidiyor?
Cadde ve sokaklarda motor sürücülerine tek kelimeyle nefes aldırmayan.,
Elektrikli bisiklet sürücülerine bile aman vermeyen trafik polislerimiz, Antalya trafiğini rahatlatmakla görevlidir.
Yoksa ben mi yanılıyorum.
O halde Antalya trafiğini çıkmaza sokan, ana caddeleri otoparka çevirenlerle kim mücadele edecek?
Araçlarını koymaması gerekenlerin yaptıklarının gerekçesi, “Otopark yetersizliği” oluyor ise, Cuma günleri Milli Egemenlik Caddesi güzergahındaki trafik yoğunluğunun nedeni de, Cuma pazarı olsa gerek.
”O zaman Pazar kurulmasın, trafik düzelir” mantığı mı?
Antalya trafiğine bakış mantığıysa, işin içerisinden bence çıkılmaz..