Cuma günkü “Özgür Özel, Böcek’i sahiplenmiyor” başlığını taşıyan yazım sonrası sanki bana nazire edercesine Özgür Özel, Antalya’ya geldi ve Muhittin Başkanı cezaevinde ziyaret etti.
Çok sayıda gönderilen mesajda, benim iddiamın yersiz olduğunu çünkü Muhittin Başkan için Antalya’da Özgür Özel’in miting yaptığını ve ziyaretine geldiğini belirttiler.
Bu mesajları yazan ve telefonla arayarak bunları ifade edenler yazımı dikkatli okumamışlar anlaşılan…
Ben yazımda Başkan için miting yapılmadığını, ziyarete gelinmediğini yazmadım ki…
Ben “Muhittin Başkana sahiplenilmediğini” ifade ettim.
“Peki nedir sahiplenme?
Öncelikle Muhittin Başkan için hazırlanan iddianamede ileri sürülen yolsuzluk ve rüşvet iddialarını reddetmek ve bunun için kamuoyu oluşturmaktır.”
Böyle bir çalışma yapılıp kamuoyu oluşturuldu mu?
Buna kimse evet diyemez…
Özgür Özel’in yasak savma kabilinden İmamoğlu için yaptığı 93 mitingde bir-iki kez böyle şeyler söylemiş olması Muhittin Başkanı sahiplendiğini göstermez…
“Nedir Sahiplenme?”
İmamoğlu için hazırlanan iddianame CHP’nin hukukçuları tarafından didiklenip yanlış ve delilsiz görülen iddiaları kamuoyu ile paylaşılırken, Halk TV başta olmak üzere birçok tv kanalında bunlar anlatılırken;
Muhittin Başkan için hazırlanan iddianamenin tek satırına bile dokunmamaları Başkanı savunan ve haksız yere tutuklandığını dile getiren bir tek tv programı yapılmaması bile tek başına Muhittin Başkanı sahiplenmediklerini göstermeye yeterlidir…
“Nedir Sahiplenme?”
İmamoğlu iddianamesi “Aziz İhsan Aktaş’ın” itirafları ile oluşturulduğundan CHP’li kurmaylar her fırsatta Aktaş’ın icraatlarını yalanlamak için çok çeşitli açıklamalar yaptılar/yapıyorlar…
Muhittin Başkan için hazırlanan iddianame ise “Yusuf Yadoğlu’nun” itirafları ile oluşturuldu.
Şu ana kadar Yadoğlu ile ilgili CHP’li kurmayların tek bir açıklama bile yapmaması Muhittin Başkanı sahiplenmediklerini göstermektedir…
Belediye Başkanları bir partinin kurumsal olarak yerel iradesini temsil ederler.
Bu kurumsal yapı eğer yerel iradeyi sahiplenmiyorsa ve onu yalnızı bırakıyorsa orada bir sorun vardır.
Ya partinin genel başkanı ve merkez kadrosu işin siyasi vahametinin farkında değildir,
Ya da yerel iradeyi temsil eden başkanı gözden çıkarmışlardır…
Bence Muhittin Başkan olayında her ikisi de var…
“Ve Başkanı kendi kaderiyle baş başa bırakmalarının ağır siyasi sonuçları olacağının ne Özgür Özel farkındadır ne de CHP’nin kurmayları bunun farkındadır…”
Açık bir siyasi körlükle yol alıyorlar…
Birkaç cümlede Antalya Cumhuriyet Savcılığı ve yargılamayı yapacak mahkeme heyetine…
Muhittin Başkanı soruşturmanın başlangıcında tutuklamanız delillerin toplanması, tanıkların baskı altında olmadan ifadelerinin alınması açısından belki kendi bakış açınızla haklı görülebilir.
Ancak iddianameyi hazırladınız, mahkemede bunu kabul etti.
Gelinen nokta delilleri topladığınız, tanıkları dinlediğiniz anlamına gelmektedir.
Yani ne deliller karartılabilir ne de tanıklar baskı altına alınabilir demektir.
Kaçma şüphesi de olmadığına göre (isteseydi başkaları gibi soruşturma başlamadan kaçabilirdi.) Muhittin Başkanın hala tutuklu olması açıkça hukuk dışı cezalandırma anlamına gelmektedir.
Bu durum AİHM’in ve Anayasa’nın insan hakları hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır.
Bundan sonrası “Muhittin Başkanın tutuksuz yargılanmasını” gerekli kılmaktadır.
Dilerim yargılamayı yapacak olan mahkeme heyeti, hukuka uygun olarak Başkanın tutukluluk halini kaldırır…