-“Belediye Başkanlığı üzülmek için yaratılmış bir makamdır.”
-“Başkanlar eleştirilmek için vardır.”
-“Antalya’da belediye başkanlarını eleştirme olayı biraz aşırıya kaçıyor.”
-“ Eleştirilerin nedeni şahsımı yıpratma politikasından geçiyor.”
Yukarıda belli başlıklar halinde verilen açıklamalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın bizzat kendi ağzından dökülen sözcüklerdir.
Hem de, Başkanlığını yaptığı Büyükşehir Belediyesi’nin yayınladığı “Genç Ses” gazetesinde.
Akaydın’a sorulmuş, kendisi de cevaplamış. Verilen cevaplar da mürekkep kokularıyla gazete sütunlarına yansıtılıp, Ocak ayı sayısının önemli röportajı olarak da verilmiş.
Ortada bir emek olduğu kesin.
Ama bir de gerçek var.
Belediye Başkanlığı makamının eleştirilme makamı olduğunu söyleyen Mustafa Akaydın’a kaç kişi katılır?
Bir belediye başkanı, “Yapacağım” dediği halde aradan geçen onca zamana rağmen o dediklerini yapmadığı için eleştirilmeyecek mi?
“Sen dün bunu diyordum ama, bugün o dediklerin ile ilgili neden kılını bile kıpırdatmıyorsun ki” diye bize göre eleştiri, Akaydın’a göre hesap sorma olayına gidilmeyecek mi?
Mustafa Akaydın’ın bu söylediklerini yapan gazeteci veya köşe yazarları yok mu?
Tabi ki var.
Peki bunun adı sosyal adaletlilik mi oluyor?
“Gazetecilik” denebilir mi?
Ocak ayı da geride kalıyor, 23 ayını deviriyor Akaydın.
“Beni acımasızca eleştiriyorlar” diye dert yanan sayın başkan, 23 aylık süreçte 1 kez olsun o eleştirilerin adına, “Meyve veren ağaç taşlanır” koyabilmiş midir, koyamamış mıdır?
Çünkü ortada bir dikili ağacı yok ki, meyvesi olsun.
Bu da mı yanlış?
Peki.,
Belediye başkanının görev ve sorumlulukları nedir?
Akaydın 23 aydır ne yapmıştır?
Merak ediyorum da, bir-iki kez de olsa, kendisine yönelik hiç öz eleştiri yapmış mıdır?
Etrafındaki dalkavukların, “Sen çok yaşa başkanım” hitaplarıyla el avuçlamalarına kandığı sürece, başkanın amortisi, “Bunun adı siyasi görüş ayrılığı” olur gider.
“Bana ağır eleştirilen yöneltiyorlar. Rakiplerim Antalya’yı yeniden kazanmak için var güçleriyle çalışıyor. Bu çalışma ağırlıklı olarak beni yıpratma politikası üzerine gelişiyor. Bu kısmen doğal bir şey ama, Antalya’da biraz aşırıya kaçıyor.”
Hayır başkan.,
Sana belden aşağıya saldıran olur, belediye işi ile şahsi işleri karıştırarak işi siyaset ancak, bunu gazeteci kimliğiyle tetikçilik yapıyorsa, kim olursa olsun çık deşifre et.
Ama önce aynaya bak, kendi kendinin yüzünü boş boş izle ve bugüne kadar neler yapıp, neler yapman gerekipte yapamadıklarını film şeride gibi gözlerinin önünden geçir.
İnan ki yukarıda söylediklerinin ne denli yanlış bir cümle kurma olayı olduğunu anlayacaksın.
Eminim ki seni eleştiren, yol gösteren, sorunları sana getirmesi gerekenlerin ancak getirmeyenlerin yaptığı işi yapan senin, “Acımasızca eleştiriyorlar” dediğin kişiler, milyonlar vererek emrine aldırdıklarından çok daha yararlı işler yapıyorlar.,
Sen bunun farkında bile değilsin.
Ne zaman farkında olursun biliyor musun sayın başkan.,
O koltuk altından gittiğinde.
Ama insan oğlu keşkeleriyle yaşadığı sürece, kendi ömrünü kısaltırmış derler ya hani.,
Allah sana sabırlar versin bay başkan.
O sabır, eleştiriler için değil. Çok güvenip, her ay tıkır tıkır maaş ödeyipte, işinin yüzde birini bile yapamayan, ama senin yanı başında tutmaktan vazgeçmediğin etrafındaki dalkavuklar adına.
Örnek mi?
Halk kart.