“Kaldıramazsan kaldırırlar gülüm” diyor ya eski yengemiz Banu Alkan. O şarkı sözleriyle kimin neyi kaldıracağını dinleyenlerin hala anlayabildiğini hiç sanmıyorum fakat, “Haydi beni dansa kaldır. Kaldıramazsan bi kaldıran olur” dercesine, “Kaldırırlar gülüm” diye de devam ediyor ya.
Şu sıralar, “Kaldırın bu bombaları” çağrıları yapılıyor.
Bomba dedikleri Büyük Liman’daki petrol dolum tankları.
Geçtiğimiz günlerde tank içindeki gaz sıkışması sonucu baş gösteren patlamada 2 işçi yaşamını kaybetti. Bu elim kazanın yankıları doğal olarak sürüyor. Neticesinde de kimileri patlamaya hazır bombaların yerinin artık orası olmadığını, kimileri gelecekte çok daha büyük faciaların yaşanabileceğini, bazıları da, bu kazanın bir ders olması gerektiğini öne sürüyorlar.
Olaya zerre kadar duyarlılık göstermeyenler de yok değil.
Her koyun kendi bacağından hala asılmaya devam ediyor bu ülkede.
Evet.
Kaldırın gitsin!.
Fakat neyi, nasıl ve niçin ve nereye kaldırırlar işte bunu söyleyen yok.
Hani meşhur bir laf vardır ya, “Sorunu getiriyorsan, beraberinde çözümünü de getireceksin ki, o sorunun bir parçası olmayasın” diye.
Seçim öncesi balıkçılara balıkçı barınağı sözü verenler bile koca Antalya’da bir barınak yeri bulamamışken, Petrol ürünlerini depolama yeri olarak neresi bulunur hiç düşünülmüş müdür?
Kaldırın yahu o bombaları!.
En basit çağrı yapım şekli bu.
Önceki güne kadar adına, “Mobil dolum tesisleri” denirdi. Bulunduğu yer ise, eski Lara yolu. Açık adres vermek gerekirse bugünkü Adonis Oteli’nin hemen yanı başındaydı. Petrol Ofisi dolum tesisleri dün de Konyaaltı’na alındı. Bugün ise Büyük Liman’da.
Mobil dolum tesisleri için önceki gün, “Kaldırın bu burnumuzun dibindeki bombaları” deniyordu.
Dün ise Petrol Ofisi’nin dolum tesisleri için aynı çağrılar yapıldı.
Bugün gaz kaçağı sonrası 2 kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza ile birlikte yine, Büyük Liman’daki petrol tankları için, “Kaldırın şu bombaları” naraları atıldı.
Kaldırın arkadaş!.
Nereye kaldıracaksanız kaldırın ama kalksın!.
Bu ülkede bırakın 50 veya 60 yılı, gelecek 20 yılın dahi plan ve projeleri yapılmadığı sürece, “Kaldırın, İndirin. Yapın, yapmayın” demekten öteye gidemeyeceğimiz bir gerçek.
Yoksa.,
Yine düne kadar bir tek yerleşim alanın bile olmadığı mevcut Petrol dolum tanklarının etrafına toplu konut binaları dikenlerin nasıl ruhsat alabildiklerini araştırma gereği dahi asla duymayız.
Biz sadece, “Kaldırın” der geçeriz.
Bunu dediğimiz için de rahatlarız ve hep rahatızdır.
Nasıl rahatlamaysa?