Değerli okurlarım, insanoğlunun azınlık bir gurubu 100 yıl içerisinde bütün dünyayı etkisi altına alan bir şer organizasyonu kurdu.
Bugün itibarıyla Emperyalizm başlığıyla bütün dünyayı sömürmeyi soymayı, Kapitalizm başlığıyla sadece kar elde etme ideolojisini, Küreselleşme ya da Globalimiz başlığıyla da bütün dünyayı menfaatleri uğruna idare edebilecekleri bir sistemi kurdular.
1789 Fransız ihtilalinden önce emperyalizm siyaseti kilise ve derebeylerin haydutluklarıyla, soygunlarıyla ve katliamlarla dünyayı perişan etmişlerdi. Mazlumların sayısını o kadar hızla çoğalttılar ki en sonunda kendi topraklarındaki mazlumların eliyle kendi hazin sonlarını getirmiş oldular.
Gel gör ki Avrupa kıtasının yüzyıllardır oluşan mayasında zulüm vardı. Bu sefer eski zalimleri yok eden zihniyet sanayi toplumu oluşum sürecinde üretim için insanları köle gibi kullanmaya başladılar.
Sanayi devleri ülke siyasetlerini ellerine aldılar ve bir müddet sonra kapitalistler ve sosyalistler diye iki kutup oluştu. Ve dünya ilk defa küresel bir savaşa başladı.
Bu savaşla birlikte monarşiler bitti ve yerine yeni yönetim modelleri türedi. 1. Dünya savaşı sonunda varılan anlaşmalar çok uzun süre yürürlükte kalamadı ve daha acımasız bir savaşa başladı dünya.
2. Dünya Savaşını da milyonlarca insanın ölümü, yaralılar, travmalılar ve ırmaklara karışan göz yaşına sebep oldu. Ama bu düzenin de bu yıllarda yaşananlardan anladığımız kadarıyla dünyanın zalim açlar gurubu yeni bir katliam için küçük çapta bölgesel savaşlarla dünyayı ısıtıp savaş psikolojisine alıştırıyorlar.
Peki İslam kendine uyanlar ve uymayanlar için nasıl bir dünya tasarlamıştır?
Bunu maddeler halinde sunmaya çalışayım.
&&İslam, özünde eşitlik ilkesini barındırır. Hiçbir dünyalık mazlumlara tahakküme ve zulme aracı olamaz.
&&İslam, mali açıdan zekât gibi bir ibadeti emir kipiyle kabulünü şart koşmuş ve mal sahiplerini yoksullara borçlandırmıştır.
&&Zekât, kendisine mülk emanet edilene kesinlikle gerçek sahibini unutmaması için uygulaması istenilen bir ibadettir.
&&Zekât ödeyen kişiye ibadetinin kabulü için alçakgönüllü olmasını, muhatabının gönlünü almasını emreder.
&&Zekât ibadetinin yanında Ramazan Ayında Fıtır Sadakasını da emreder. Bencilliğe panzehir olarak ahlaki usullerle yerine getirilmesini emreder.
&&Bir başka mali ibadetin adı, zamanı ve miktarı belli olmayan, kişinin her şartta bir miktar ödenmesi tavsiye edilen Sadakadır. Müslümana sadakasız yani iyiliksiz yaşamaması tavsiye edilmiştir.
&&Bir diğer yükümlülük ise Karz-ı hasendir. İslam'da "güzel borç" anlamına gelen, kişinin herhangi bir çıkar gözetmeden, karşılığını yalnızca Allah'tan umarak ihtiyaç sahibine verdiği borçtur; faizsizdir, sadece ana para geri alınır ve sosyal yardımlaşmayı teşvik eder. Bu ibadet, toplumu faize düşmekten koruyan, toplumda dayanışmayı artıran, Kur'an-ı Kerim'de teşvik edilen bir borç verme biçimidir.
Batı tabiri caizse kan üzerinden hüküm sürerken Müslümanlar huzur içerisinde bir hayatın yaşanmasına aracılık etmiştir. Din, insanlığı mutlu eden bir sistemdir. Hiçbir gerekçe insanın bir canlıya eza çektirmesine müsaade etmez.
İşte batı hem dinini hem gücünü kullanarak zalimliğini yüzyıllarca sürdürdü. İnsan insana hiç bu kadar toplu zulüm sergilememişti.
Bugünün aranan huzurunun yine İslam’ın özünde olduğunu her akıl sahibi anlamalıdır. Bu nimetin en büyük engeli Dünyanın her yerinde İslam’ı kültürü ve adetleriyle özünden koparmış olanlardır. İslam’ı gerçekte anlayamayan ve dolayısıyla örnek olamayanlardır. Bu en çetin engeldir değerli okurlarım.
Allahtan hayırlı uyanıklıklar vermesini isteyelim.