Biz gazeteciler ?Savcı? mıyız ki, biri veya birileri hakkında kendi yazdığımız senaryo doğrultusunda hareket ederiz?
Biz gazeteciler kendimizi neden hep, ?Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi? gibi görüp, attığımız yazı-turada kim çıkarsa ona veya onlara gönlümüzce hesap sormaya kalkarız?
Suçluyu yaratan biz, mağduru oynayan da?
Hiç utanmadan da çıkar, savunma avukatlığı yapmaktan geri durmayız!..
Neyiz biz?
?Bu ülke nereye doğru gidiyor? diye soran da biz oluruz. Oysa birileri, ?Sizler bu ülkeyi nereye götürüyorsunuz? diye soranı hiç beklemeyiz.
Neden sorulmaz?
Çok mu öcü gibi duruyoruz?
?Ağzı olan konuşuyor? misali, klavyesi olana köşe verilmiş, giydir babam giydir.
Sırp Yönetmen Kusturica olayı, haftaya damgasını vurdu.
Bir Türk Bakan hakkında, ?Düşman ilan ediyorum? hitabı için.,
?Yakışık alır mı? adını koyup.,
?Kusturica doğrusunu yapmıştır? cümlesini kullananın ben gazeteciliğinden, köşe yazarlığından ve siyasete alet olmayan yorumculuğundan şüphe ederim.
Sen kimi temsil ediyorsun?
Mesleğinin gereğini mi, Türk olmanın verdiği sorumluluğu mu?
?Hadi ordan hadi. Sen kim oluyorsun da, benim ülkemin bir bakanı ile ilgili böyle bir hitap kullanabilme cüretini gösteriyorsun? diyebilen bir babayiğit çıktı mı?
Çıkmaz.
MHP?li Meclis Üyesi M.Reşat Oktay şov yapmış!.
Altın Portakal Film Festivali?nin açılışı zaten başlı başına bir şov değil mi?
?Tepki mi göstereceksin? Meclis Üyesi olarak gitmezsin o açılışa, tepkini bu yolla göstermiş olursun? zihniyeti.
Oldu, gözlerim doldu..
Oktay çıksa dese ki, ?O senin fikrin arkadaş. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Benim yiyiş şeklim de bu? ne halt yiyeceksin?
Bir AKSA olayıdır günlerdir gündemden düşmüyor.
Hatta gündemden düşürmesi gerekenler dahi tam tersini yapıp, kaşıdıkça kaşıyorlar.
Yetmiyor, avukatlık cübbesini giyip, kimisi davacı, kimisi de savunma mekanizması olup çıkıveriyor.
?Adamlar yüz yılın bombasını yakalamışlar sanki? demekten bile geri durulmuyor.
Hal böyle olunca da, ?Belki yüz yılın bombası olmaya bilir fakat, yüz yıllardır Antalya?nın su ihtiyacının karşılandığı bir durumdan bahsediyoruz? cevabı yapıştırılıyor.
Yok arkadaş yok.
Canımız istediğinde Savcı rolü üstlenip, saldıracağımız kişileri kendimiz seçtiğimiz.,
Hakim cübbesi giyip, kendi yöntemlerimizle yargılayıp.,
Sırf şahsi menfaat, gelecek kaygısı ve cep dolgusu uğruna kılıktan kılığa girdiğimiz sürece, bu ülkeyi kaosa sürüklesek süreklesek biz gazeteciler sürekleriz.
Kusturica gitti ülkesinde keyif çatıyor.
Biz ise hala burada cumartesi akşamının kavgasını veriyoruz.
Kuyruk acısı olanlar Reşat Oktay?a saldırıyor, CHP karşıtları, ?İyi oldu? naraları atıyor.
Antalya?yı düşünen kim?
Sanırım sadece biz gazeteciler!..
?O doğru, bu yanlış, şu şöyle olmalıydı, bu böyle olmamalıydı vs. vs..?
Eskiden gazeteci haberini yapar, gelişmeleri geriden izlerdi, şimdiki gazetecilik yöntemi olayın tam orta göbeğinde olmaktan geçiyor.
O göbeği en fazla kaşıyanlar da yine bizler..
Not: Başkan Akaydın?ın Reşat Oktay?a bir teşekkür borcu vardır. Nedeni de, o protesto eylemi ile birlikte Akaydın, 2 gün boyunca tüm TV ve Ulusal basına çıkmış, gündemden de düşmemiştir de ondan.
Spor
Gündem
Antalya
Güncel
İlçeler
Asayiş
Kaşıyın, kaşıyın!..
Vedat Gürhan
Yorumlar
Trend Haberler
Antalya'da elektrik kesintileri: 25 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 29 Ağustos
Korkuteli’nde şenlik coşkusu
Antalya'nın yollarında COP31 hazırlığı
Fatih Altaylı duyurdu: Antalya’nın simgesi 7 Mehmet kapanıyor mu?
Antalya’da hafta sonu hava durumu belli oldu: Antalya'da 29-30 Ağustos hava durumu nasıl olacak?