Eskiden, “Finike çukuru” denilince bu tabir sadece Finike için kullanılmaz, Kumluca ve Demre’nin yanı sıra üç ilçenin beldelerini de kapsardı.
Mavikent, Beykonak, Hasyurt, Sahilkent, Turunçova, Beymelek gibi o beldeler sıra sıra dizilir, Finike çukurunu temsil ederlerdi.
“Di” diyorum da, hala aynı şekilde devam ediyor.
Çok bakir yerleri vardır batı ilçe ve beldelerimizin.
Her ne kadar Türkiye’nin yaş sebze-meyve ihtiyacının tek elden karşılandığı yer olarak adlandırılsa da, Arkeolojisi, Tarihi, Doğası ve Tarımıyla yakinen bilinir o çukur.
Kumluca ile Finike arasında özellikle spordaki tatlı rekabet, yıllar öncesine dayanır. Bu vesileyle eskiden iki ilçemize sıkça gider, fırsat çıktığı anda da, gitmeye can atardım.
2000 yılında, Kumluca Toptaş Futbol takımı ile Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu 18 yaş altı Antalya il karmasını Rodos’a götürmüştük. O gezi sırasında dostluklarımızın daha da pekiştiği kişilerle kaynaşma olanağı bulduk.
Gerçeği söylemek gerekirse, o tarihlerde Kumluca henüz kabuğunu kıramamış, büyük bir köy görüntüsündeydi.
Şehir merkezinin içerisindeki yollara asfalt demeye bin şahit isterdi.
Hiçbir altyapı çalışması yapılmamıştı.
Hüseyin Gürkan’ın ikinci dönemdeki Belediye Başkanlığı sırasında biraz olsun kıpırdama olur gibi olmuştu ama Kumluca’da hareketlilik 2000 yılı sonrası başladığını iyi biliyorum.
Ve geçen Cuma 4-5 saatliğine Kumluca Belediyesi’nin misafiri olduk.
Bir gün öncesinin afet olaylarının etkisi, insanların yüzüne vurmuş gibiydi. Özellikle de, Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya’nın.
1999 yılında, “Kumlucalılar’ın önderi olmak için yola çıkıyorum” sloganıyla başkanlığa adaylığını koyup, 3 dönemdir Kumluca Belediye başkanlığı görevini sürdürmekte olan Çetinkaya, neden yalan söyleyeyim hala tok değil aç gibi duruyor.
O açlık mide açlığı değil, hizmet edebilme açlığı.
Yiğidi öldürsekte nasıl hakkını vermek gerekiyorsa, Çetinkaya’nın da hakkını Kumlucalı’nın verdiği bir gerçek. Gerçek ki, 3’nce kez kendisini başkan seçmişler.
12 yılda çok kalıcı eserler ortaya çıkartmış.
“Altyapısız bir kent, kent değildir” diyerek kollarını önce foseptik çukuru dahi olmayan apartmanların, kanalizasyon çalışmalarının tamamını bitirmiş. Biyolojik arıtma ve çöp sorununu çözmüş. 10 yıl öncesine kadar sağlıklı suya hasret olan Kumlucalı’nın o hasretine son verdirmiş.
Türkiye’nin en iyi toptancı hallerinden birisi Kumluca’da.
“Bu Kule de neyin nesi” diyen mutlaka olmuştur ancak Antalya tarafından araçlarıyla Kumluca’ya girenlerin gözlerine ilk çarptığı şey, Kumluca’nın simgesi haline gelen Kule.
Her türlü sosyal aktive düşünülerek yaratılmış Kule. Piknik alanlarından tutun da, sinema ve tiyatro salonu dahi var.
Kalıcı eserlerin yanı sıra, kültürel etkinlik başlatmış Hüsamettin Çetinkaya.
“Ayın konuğu” başlığı altında her ay konusunda uzman, kültürel faaliyetlere katkı koyabilecek önemli insanları Kumluca’ya getirerek, halkla buluşturmaya geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Menderes Türel ile başladılar.
O buluşma anlatılmaz, yaşanması gerekirdi.
Yaşadık.
Çünkü ben de oradaydım.
İyi ki davete icabet etmişim. Çünkü Kumluca’nın değişen, daha doğrusu değiştirilen yüzünü görme olanağı buldum.
Cam kapılı belediye başkanının daha çok hizmet edebilme arzu ve isteğini çıplak gözle gördüm.
Çetinkaya, Belediye Başkanı koltuğunun yan gelip yatma yeri olmadığının en canlı ispatı.
Kumluca halkı çok şanslı.
Çünkü kendi açtıkları çukurları dahi doldurmaktan aciz başkanlardan medet umanlar çok bu ülkede. Ama Kumluca çukurunu 12 yılda kalıcı eserleriyle doldurmuş Hüsamettin Çetinkaya.