Antalya da iş hanı esnaflığı oldum olası tutmamıştır.
Misal: Şarampol Caddesi üzerindeki Mustafa Sak iş hanı.
Bir misal daha mı?
Yine Şarampol’deki Karadeniz iş hanı.
Bu kentin en eski semtlerinden birisi olduğu için iş hanı esnaflığı da, Şarampol’de tutturulmaya çalışıldı.
Geçtik Etiler Mahallesi’ne.
Kökmen iş hanı yıllarca kiracı bekledi.
Kıvrak ve Kilit iş hanları da öyle.
Menderes Türel, “Yıkacağım” dediğinde aynı sözü söyleyip de, yıllarca yıkamadığı için Türel’e bilmem nereleriyle gülenlerin bile hayret ettiği Vakıf iş hanını hatırlayan var mı?
2’nci katından sonraki dükkânlar bomboş, iş hanı yıllar boyu resmen mezbelelik olarak kaldı.
Peki ya Belediye iş hanı?
Giriş birinci ve az da zemin kattaki esnaflar eh işte iş yapıp, evlerine ekmek götürebiliyorlardı.
Peki ya diğer kattakiler?
Atatürk Caddesi üzerindeki Ali Oğuz Konuk iş hanı. Cadde üzerine bakan dükkânlar revaçta, diğer dükkanlar ise ancak belki depo olarak kullanılmaya çalışıldı.
Ve eski Halk Pazarı, yani Haşim İşcan Mahallesi tarafındaki belki de yine Antalya’nın en eski iş hanlarından birisi konumundaki Tankerler iş hanı.
İlk yapıldığında eski adı TEK, sonraki adı TEDAŞ olan elektrik kurumu sayesinde yıllarca zemin ve birinci kat dükkanları kiracısız kalmadı. Ne zaman TEDAŞ kendi yerine taşındı, o devasal iş hanı da kiracı konusunda sinek avladı.
Bunlar aklıma ilk gelen çok katlı iş hanları.
Antalya için hep denir ya hani, “Kozmopolit bir kent” diye.
Ne yazık ki bu kentin en büyük özelliklerinden birisi de, kıskançlık ve çekememezlik.
Eski Sanyo köftecisini hatırlayan var mı?
Sanyo firmasının Konyaaltı sahil yolu üzerine koyduğu reklam tabelasını kendisine siper edip, altına derme çatma bir mekan yapıp, rakı-birasını alıp gelenin önüne koyduğu birkaç porsiyon köfteyi satarak geçimini sağlayan sözüm ona işletmeci.
İlk başlarda fakir ama alemi seven garibanın mekanıydı, en zenginlerinin dahi uğrak yeri olmaya başladı.
Mekâncı da mutluydu, mekâna uğrayanlarda.
Ne zaman Sanyo restoran ismiyle 200 metre ileriyle lüks bir dükkan haline getirildi, o günden bu yana eskiyi mumla aradı o mekancı.
Eski yerinin yani bugünkü Konyaaltı Kent Meydanı olarak bilinen yer çalılık, çırpılık.
Tuvalet ihtiyacı olan oraya gider ayakta işini görür geri dönerdi.
Konyaaltı Kent Meydanı yapıldı, temizlik geldi. Küçük işletmeler yapıldı. Yıllarca o işletmelere işletmeci beklendi, onca yıl boşa geçti.
Ne zaman isim yapmış Antalyalı yiyecek-içecek firmaları ilgi gösterip, yatırım yaparak hizmet vermeye başladı, herkes gözünü Konyaaltı Kent Meydanı’na dikti.
Vay efendim oraya böyle bir yer nasıl yapılır mış
Yok efendim bazı işletmeler kaçak mış.
Benim yaşadığım kentin hangi semtinde her şey dört dörtlük?
Düne kadar ayyaşların mekânı, çok affedersiniz cinsel sapıkların uğrak yeri olarak bilinen ancak geliştirilen olağanüstü bir proje sayesinde pislikten arındırılıp, milletin gönül rahatlığıyla gidebileceği yer haline getirilen Konyaaltı Caddesi üzerindeki Atatürk Parkı için denmediği bırakılmadı.
Neden?
Çünkü atıl durumdan insanların yararlanılmasına sunulup, Antalya körfezi ve Torosların muhteşem duruşunun önü açıldı ya.,
Bu durum çoğu fesat insanların fesatlık duygularını kabarttı.
Bu kentte birileri başkalarının kazancına göz diktiği sürece, her şey kaçak olur.
Artık yeter..
Atıl durumdaki mekânı veya mekânları insanların uğrak yeri haline getirenlerin önünü tıkamak marifet değil. Asıl marifet bu kentin bir metre karesini dahi insanlığın layıkıyla hizmetine sunulmasıdır.