2011 yılının Mayıs ayında yazdığım yazıda Musa Nizam’ın durumunu kaleme almışım. O dönemde gönderilmek istenen Musa Nizam ile ilgili; “…Musa iki tane Yenal, 3 tane İlkem eder. Kaldı ki etmese ne olur. Ben Bursa’nın kiralık topçusunu adam edeceğime kendi evladımın hatalarına katlanırım. Musa Nizam’ın gönderilecekler listesinde olduğu gibi bir duyum geldi kulağıma. Hak verdim vallahi bu kararı alana. Çünkü Musa’nın kabahati büyük. Kesin gitmeli. Çünkü Musa Kemer’deki diskolarda köpük partilerine katılmadı. Çünkü Musa, gece yarıları Gürsu’daki büfelerden içki satın alıp evde alem yapmadı. Çünkü Musa Nizam 3 kez komşuları tarafından neredeyse tekme tokat kovularak ev değiştirmek zorunda kalmadı. Ümit Milli takımın oyuncusu olan Musa Nizam Antalyalıların bayrağıdır” demişim.
Musa kaldı, aradan geçti 1 buçuk yıl.
Musa bugün yol ayrımında.
Mehmet Özdilek’in elindeki kadroyu kullanım prensipleri genç oyuncuları takımdan uzaklaştırıyor.
Özdilek, ideal on birinden sakatlık yada cezalı olmadan vazgeçmiyor. Bu tür durumlarda yerine oynattığı oyuncu ne kadar iyi oynasa da, sakatlığı yada cezası biten oyuncu takıma döner dönmez, diğerini yedek kulübesine çekiyor.
Bu sadece genç oyunculara yapılmıyor. Deneyimliler belki bunun üstesinden gelebiliyor ama gençler bu psikolojiyi kaldıramıyor.
Ancak şunu da unutmamalı;
Ümit Turmuş döneminde ilk kez A takım ile birlikte maça çıkan Musa Nizam, ilk Süper Lig deneyimini Mehmet Özdilek ile yaşadı. Milli takıma yükseldi, Süper Lig oyuncusu olarak adı duyulmaya başlandı. 2008-2009 sezonunda Beşiktaş maçında 90 dakika sahada kalarak başladı Süper Lig deneyimine, o sezon 8’i ilk 11 olmak üzere 9, ertesi yıl 7’si ilk 11 olmak üzere 9 maçta şans buldu.
Bu arada Mehmet Özdilek’in sözleşmesini değiştirerek fiyatını artırdığını da pek kimse bilmez.
Buraya kadar işler iyi gitti ama ipler 2010-2011 sezonunda kopmaya başladı.
7 numaralı forma Musa’ya yakışır dendi, yeni sözleşme imzalandı, koca ligin ilk yarısında 2 kez oynadı. 7 numaramız, biri Deniz’in cezalı olduğu Galatasaray maçında (Kariyerindeki tek golünü de bu maçta attı) diğeri, Radeljic’in cezalı olduğu Bursaspor maçında. İki oyuncunun cezası biter bitmez yerlerine döndü, Musa da yedek kulübesine. Ligin ikinci yarısında ise Denizli’ye kiralandı.
Daha deneyimli geldiği 2011-2012 sezonunda 34 haftada 16 maç oynayabildi. Sezon sonunda Spor Toto Kupası’nda takım kaptanı olarak sahadaydı.
Musa, bu sezon Emre Güngör’ün sakat olduğu 4 maç ile, Deniz’in kadroya alınmadığı 1 maçta toplam 5 kez forma giydi. Emre ile Deniz sahaya, Musa kulübeye döndü.
İyi de oynasa, yerine oynadığı futbolcunun geri dönmesiyle yedek kulübesinin yolunu tutacağını bilerek güvenini kaybetti.
Hem kendisine, hem hocasına.
Şimdi gitmek istiyor, bence haklı.
Ben de 1 buçuk yıl önce kalmalı diyen Musa’nın artık gitmesinden yanayım. Musa, kafa olarak zaten gitmiş durumda. Fizik olarak kalmasının kimseye faydası olmayacak.
Son Gençlerbirliği maçında bu konsantrasyon eksiği artık gözle görülür bir hal aldı.
Bizim bayrağımız olan Musa’nın artık başka takımlarda boy göstermesinin zamanı geldi.
Yalnız kendisine iki hatırlatmam olacak.
Birincisi, Musa Nizam’ın kendisini Süper Lig futbolcusu yapan ve belki ailesinden daha çok emeği geçen kulübüne borcu var. Vefa borcu ödenmez onu geçelim. Maddi olarak ise kulübüne bir kazanç sağlamadan gitme isteği Musa’ya yakışmaz. Yetiştirme bedelini saymıyorum.
İkincisi, burada basından ve tribünden bulduğu desteği gittiği yerde bulamayacak. Bir takıma ‘transfer’ olarak gitmek başka bir şeydir. Kimse gözünün yaşına bakmaz, ayağı takıldı mı tekmeyi hiç acımadan vuruverirler. Bir bakmışsın 1.Lig’desin. İnanmazsan Ali Turan’a sor.
Gidersen yolun açık olsun, kalırsan ‘Antalya Çocuğu’ olarak bağrımıza basmaya devam ederiz.
Ama ayrılık olacaksa, herkes mutlu olsun.