Devir, Menderes Türel’in Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı devri. Kırmızı-Beyazlı ekip eski adı 2.Lig, şimdiki adı Bank Asya 1.Lig’de zirve yarışı yapıyor. Ve deplasman karşılaşmalarına, özel uçaklar kaldırılıyor.
Hangi deplasman maçı fark etmiyor. Uçak ile ulaşım, otel konaklama, havalimanları transfer ve maç biletleri 500 TL’den aşağıya değil.
Uçakta yer bul bulabilirsen.
Elini çabuk tutmazsan, araya reisicumhuru da koysan, torpil sökmüyor.
Gidemiyorsun.
Antalyaspor bir yıl sonra Süper Lig’de. Deplasman maçları organizasyonları yine aynı şekilde.
Rakamları tam olarak bilemiyorum, Türkiye’de deplasman maçlarını masraf olayından çıkartıp, kulübe gelir haline getirmeye başlayan tek kulüp konumundaki takım Kırmızı-Beyazlı ekip oluyor.
Hem de ciddi rakamlarla.
Hasan Akıncıoğlu başkanlığındaki Antalyaspor yönetimi bir gelenek başlatıyor. Kırmızı-Beyazlı ekibin idaresinde bulunan her yönetici, kendi belirleyeceği bir deplasman maçında takımın tüm masraflarını karşılayacak. Üç yıldır bu başarılı şekilde sürdürülüyor.
Önceki günkü Bursa karşılaşmasında da aynısı oldu. Oldu olmasına da, bir önemli nokta da, “Haydi Bursa’ya” çağrıları, Antalyaspor taraftarlarına yapıldı.
Kafile ile Bursa’ya gelecek olanlar her şey dahil sadece 250’şer TL ödeyecekler. Ve bu paranın tamamı da, Bursa maçının sponsor yöneticisi Nurettin Ünal’ın harcayacağı miktara katkı değil, kulübe bağış olarak kalacak.
Cuma günü saat 14.00’te SKY Havayolları’yla Antalya’dan havalanacağız.
Antalyaspor’u desteklemek, bu önemli deplasmanda takımını yalnız bırakmamak üzere gelen sadece 7 kişi.
Bundan utanılır mı, ders mi alınır bilemiyorum.
Ama kim utanacak, kim ders alacak ki?
Merak ettim de, bugünkü Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın aynı kafile ile Bursa’ya gidiyor olsaydı, 7 kişi sayısı 17 kişiye çıkar mıydı?
Sanmıyorum.
Her insanın bir duruşu vardır ya, Menderes Türel’in duruşu, hep Antalyalı dolayısıyla Antalyasporlu duruşu olmuştur ve bu kentte yaşayanlar bunun bilincini beyinlerine yerleştirmiştir. Biz Akaydın’ın bırakın Antalyalı duruşunu, Çorum’lu duruşuna bile razıyız.
Antalya’dan çıkışımızda hava güneşliydi. Bursa’ya inişimiz sağanak yağış ve fırtınalı.
Stadın karşısındaki Kırcı Otel mütevazi bir işletme. Personeli ve sahipleri çok insancıl.
Antalyaspor’un eski Genel Müdürü Şaban Kurt, hakikaten vefalı insanmış. İki gün boyuncu, bizim kaldığımız Kırcı Otel, yöneticilerin kaldığı Çelik Palas ile takımın kaldığı Holiday İnn Otel arasında resmen cirit oynadı. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, olağanüstü insancıllığıyla vefanın nasıl gösterilmesi gerektiği türden bir ders verdi.
Kim alacak ki?
Maç günü Antalya Büyük Liman’daki Ali Şef’in köyüne gittik. Yakın dostu Zeytin diyarının tadından aldırdı. Türkiye’nin en büyük limanlarından birisi olan Gemlik’te hamsi ızgara keyfi yapmak o kadar iyi geldi ki, Ahmet Geven’in tavla hocalığı üzerine kaymaklı ekmek kadayıfı gibi geldi.
Öyle bir sert esen Lodos altında maç oynandı ki, az daha kaleci Sammy o Lodos’un akibetine uğruyor, Antalyaspor’u da uğratıyordu.
Türkiye’nin en ateşli futbol seyircisi Bursalılar, o Lodos nedeniyle mi tribünleri yer yer boş bıraktılar yoksa Ertuğrul Sağlam’ın sağlam durmayan koltuğundan mıdır bilemiyorum, takımına küsmüşler.
İyi de yapmışlar ve Antalyaspor söke söke, futbol dersi vermek istercesine, 90 dakika oyun disiplininden kopmadan bileğinin hakkıyla 1 puanı alıp geldi.
Peki bizim barışık taraftarlarımız ne yaptı?
Tribünde kan akıttılar. Hem de kendi kanlarını. Bir birlerini yediler, 1 yaralı 5 gözaltı.
Bursa faturasını hafifletmek niyetiyle yazıya girdik, birileri tam aksini yapmak adına elinden geleni ardına koymuyor.
Sonumuzu hayır getire.