Bizim cumartesi yazılarımızın takipçileri olduğunu iyi biliyorum ancak, ben de Ali Orhan?ın cumartesi yazılarını özlemişim. Yazmaktan vazgeçtiğinde bu özlemimi daha iyi anladım.
Sanki bir boşluk belirdi.
Ali Orhan için cumartesileri aşk dizeleridir bizimkisi ise daha çok doğa gezilerini içerir.
İnsan yaşlanmaya başlayınca içindeki yeşil tutku daha da artıyor mu ne?
Cuma günü, bir gün sonrasının planını yaparken, Köy Tavuğu hayalleri kuruyordum. Ne varki her zaman evdeki hesap, çarşıya uymuyor.
Değil bir gün, bir saat sonrasının dahi planını yapamaz oluyoruz.
Cuma günü yaptığımız planımızın bozulmasının birkaç nedeni var.
Birincisi Elin Sude hanımın o gün bisiklet sürme isteği, ikincisi ise Menderes Dal?ın CHP İl başkanlığı adaylığını açıklayacak olması.
Elin Sude benim canım ve isteği özellikle cumartesi olduğundan dolayı karşı konulmaz kanun gibi.
Menderes Dal?ı severim. O en önemli gününde de kendimi yanında olmak zorunda hissettim.
İşte bu iki önemli gerekçe, köy tavuğu olayını erteleme yaptırttı.
Tabi bir üçüncü neden yok değil. O da Sefa dostumuzun katılamama gerekçesi.
Biz köy tavuğu, yayla gezisi, yeşil turu diye anlattıkça, bazıları ?Adam durmadan geziyor. Bol keseden de harcıyor? demeye başlamış.
Bizimkisi çok gezmek mi bilemiyorum ama, önemli olan en ekonomik şekilde hafta sonunu doya, doya, haz ala ala, iyi ki gelmişiz sözlerini sarfederek, nasıl geçirebileceğinin hesabını yapmak değil midir?
Çünkü ben hep öyle yapıyorum.
Kırk yıldır Antalya?da yaşıyor olup da, Toros dağlarının bırakın zirvesini, eteğine dahi gitmeyen, kendi muhidinden dışarıya adımını atmayanları biliyorum.
Akşam olduğunda ?Bugün hangi meyhaneye gideyim? diye saatlerin geçmesini sabırsızlıkla bekleyenler arasında, bırakın Hisar Çandır, Feslikan yada Geyikbayırı?nı, Konyaaltı yada Lara tarafına dahi şöyle bir gezinti yapmayı elzem sayanların sayısı bence hayli çok.
Ailecek, keyifli bir hafta sonu geçirmekten ziyade, kahvehenede okey taşı çevirmeyi tercih edenler her geçtiğimiz gün bırakın azalmayı, artıyor.
Oysa Antalya?nın her tarafı tek kelimeyle cennet. Rabbim tüm güzellikleri fazlasıyla vermiş.
Ve bu nimetlerden yararlanmayı akıllarının ucundan dahi geçirmeyenler çoğunlukta.
Gününü ciğerlerine tertemiz oksijen çekip, en ekonomik harcamayla harika bir hafta sonu değerlendirmesi
Geçen yaz Sefa sayesinde keşfettiğim Akköy hala gözümün önünden gitmiyor.
Temmuz ayının ortasında, bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında inatla yaptığımız pikniği hiçbir yerde yapabileceğimi sanmıyorum da ondan.
O günü anlattığımda, yazımı okuyan 3 aile, Akköy?e gitmek istemiş, yanlarında bizim Sefa gibi bir kılavuzları olmadığından dolayı, doğa harikası, eski köy değirmeninin olduğu mesire alanını bulamamışlardı.
Cumartesi öğle saatlerinde Menderes Dal?ın adaylık açıklaması törenine iştirak ettikten sonra, nereye gidebiliriz diye düşünürken, bir arkadaşımın piknik için Konyaaltı Belediyesi?nin yaptığı, piknik alanı aklıma geldi.
Dal için düzenlenen tören hayli ilgili geçti. Delege sayısı bana göre fazlaydı. Kendisini desteklemeye gelenler de o sayıya eklenince, ortalık bayram yerine döndü.
Emin Sude hanımlar bisikletini hazırlamış, evin altında benim yolumu gözlediğini söylüyordu telefonda. ?Annen piknik malzemesini hazırlasın, az sonra geliyorum? dedim, CHP İl Binası?ndaki toplantının ardından, soluğu mahallede aldık.
Unsalı güzergahı üzerindeki piknik alanına gittik. Söz konusu alan gerçekten çok temiz ve bakımlı. Giriş kişi başı 1 TL. O 1 TL?yi verdikten sonra sana çöplerin için bir de çöp torbası veriyorlar.
Oraya gelenlerin çoğu aile. 
Mangalını yakıyorsun. Aldığın 1 kg tavuk kanadını yanan kömüre atıyorsun. Yanında rakın, ortam bir harika.
Emin Sude hanım desen yürüyüş yolunda bisikletine biniyor, memnuniyet yüzünden okunuyor.
Bu mudur zengin hayatı yaşamak?
Yoksa en ekonomik ve aynı zamanda mutlu şekilde ailecek bir hafta sonu geçirmek mi?
Kahvehane köşelerinde taş dizeleyenlere bol şanslar.