Dün Büyükşehir Belediyesi’nin Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nin tanıtım toplantısındaydık.
“Büyükşehir Belediyesi’nin” diye yazıya giriş yaptık da, toplantı sırasında öğrendiklerimizde, o Rehabilitasyon merkezinin kime ait olduğunu bir türlü anlayamadık.
Kurallar mı, kanunlar mı hukukçu değilim bilemiyorum, gereği Belediye direkt işin içinde olamıyormuş. Dolayısıyla bir başka Akaydın olan bayan Günseli hanımın başkanlığını yaptığı dernek aracılığıyla işletilecek olan Rehabilitasyon merkezindeki kahvaltılı toplantı soğuk ortamda başladı, sıcak ortamda bitti.
Soğuk ortam dedik de, sakın yanlış anlaşılmasın, hava insanın iliklerine işliyordu. Kahvaltı bol döküm. Allah var tek tabak üç kişiyi rahatlıkla doyurur.
Başkan Mustafa Akaydın son model AUDİ ile geldi, iki mi üç mü bilemiyorum yaşındaki Mercedes ile gitti.
*Kulakların çınlasın Nizamettin Sağır.
2.5 yıl önce de aynı tesise gitmiş, dünkü gibi bir yığın gazeteci ile merkezi gezmiş, Türkiye ve Avrupa’nın en modern en büyük ve gözde eğitim alanı olduğu vurgulanmıştı.
Nasip 2.5 yıl sonra Mustafa Akaydın’a.
Nitekim belki 2 yıldır ilk kez oldu ama dün Akaydın, “Türel’e teşekkür etmeden geçemeyeceğim” diye söze başladı.
Demek ki insan elinde olmasa da, eninde sonunda ağzından doğru sözler çıkartabiliyor.
Rehabilitasyon gerçekten harika. Çok modern. İnsanın orada olası geliyor ancak, dilerim amacına yönelik çalışmalar uzun yıllar sürüp gider.
Önemli olan engelleri ortadan kaldırmak. Bunun uğruna atılan her adım için, “Milyon kez Allah razı olsun” demek gerekiyor.
Her şey insanlar için de.
Kepez’den yukarı çıkınca insan elinde olmayarak da olsa, “Oh be” diyor.
Ne araç gürültüsü, ne trafik keşmekeşi.
Her yer pırıl pırıl. Havayı insan ciğerlerine doya doya çekmeye çalışıyor.
Kepez üstünden şehre doğru geriye dönüyoruz. Kırmızı ışıkta yeşilin yanmasını bekliyoruz. Sol tarafımızdaki kırmızı otobüs, daracık sokağa girebilmek için varyata yapıyor. Sağ tarafımda benim gibi ışıkları bekleyen motosikletli vatandaş haykırıyor.
“Burada girecek yol bulamıyorsunuz, Varsak köprüsünden de geri dönüyorsunuz. Varsak’da yaşayanlar sanki insan değil. Bu otobüsler neden Varsak’a uğramaz.”
Bize duyurmak adına yüksek sesle haykırıyor ki, kırmızı ışık yeşile dönüşüyor. Fazla gaza basmıyor, Özdilek’in önündeki kırmızı ışıkta aynı motosikletli ile yan yana tekrar buluşuyoruz.
Kartımı verip, benim cebi çaldır ben seni ararım” diyor ve gazlıyorum. Ofise geldikten 15 dakika sonra o vatandaş arıyor. Ve derdini anlatıyor da anlatıyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Mustafa Akaydın.
Ve hatta, Ulaşım A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı sayın Bülent Yıldırım.
Belediye, yani halkın parasıyla alınıp, işletilmesi adına Ulaşım A.Ş’ye verilen o kırmızı otobüslerin hakikaten takipçisi misiniz?
Bir hafta bir güzergah, bir hafta bir başka güzergah. Derken, bir hafta sonra da, iki hafta önceki aynı güzergahta çalıştırılma olayının adı nasıl halka hizmet oluyorsa-ki ben anlayabilmiş değilim, Varsaklılar da o otobüslerden yararlanmak istiyor.
Varsak köprüsünden geri döndürülmekle de, yararlandırılmış hiç sayılmıyor.
Hatta söz konusu otobüslerin Kundu’ya gittiğini söylüyor, hatta ve hatta önlerindeki ışıklı tabelada, Kundu- Sarısu yazıyor ya.,
Sarısu için bir şey diyemem çünkü ben oraya gittiklerine bizzat şahidim ama, Kundu istikameti duyduğuma göre Ofo Otel kavşağında son buluyormuş.
Beklesin vatandaş Kundu’da Akaydın’ın kırmızı otobüsleri gelecek diye.
Varsaklının aynı otobüslerin yolunu gözledikleri gibi.
Bilmem anlatabildim mi?
Benim de yeteneğim bu kadar!..