Diyarbakırspor-Antalyaspor karşılaşmasının 69. dakikasını gözünüzün önüne getirin lütfen.
Soldan Erdal ortalıyor, o sırada Bebbe avantaj kazanmak için Sedat?a yaslanıyor, Sedat da ceza alanında dikkatli, ellerini kaldırıyor ben penaltı yapmıyorum diye.
O sırada Musa topa öyle saçma sapan vuruyor ki, top belki de boş tribünlere gidecek. Ama yarım metre önündeki, pozisyona bile bakmayan Sedat?ın koluna çarpıyor top.
İlker Meral, maçı 20 dakika önce bitiren düdüğünü çalıyor, kırmızıyı da çakıyor Sedat?ın alnına.
Sedat?ın elleri hala havada.
Şaşkın.
Sedat, kalkan ellerinin futbolun siyasete teslim olduğunu işaret ettiğinin farkında bile değil belki de.
O resim tam da budur.
Diyarbakırspor-Antalyaspor maçının 69. dakikası, futbolun sadece futbol olmadığının, ya da futbolun sanıldığından çok daha önemli olduğunun resmi belgesidir.
Güvenç Kurtar maçta sonra ?Bileğimizin hakkıyla ligde kalmak istiyoruz? derken, Sedat?ın bileğini kastetmemiştir herhalde.
O penaltıyı veren İlker Meral, Kasımpaşa-Galatasaray maçında Ali Güneş?in uçarak çizgi üzerinde topu eliyle çıkarmasına da devam kararı vermişti.
?Yanlış görmüşüm, özür dilerim. Kaza oldu? diyecek kadar da itirafçıdır İlker Meral.
O maçtan sonra 2 ay Süper Lig?de maç da verilmemiştir kendisine.
Kazayı hata yapan, hatayı aklı karışık olan yapar.
Sağlıklı bir zihin kaza yapmaz.
Maç boyunca biri Diyarbakırspor, ikisi Antalyaspor lehine daha bariz pozisyonlarda penaltı çalmayan, gözünün önünde Bebbe?nin Yalçın?a yumruk atmasını görmeyen İlker Meral kazalar zincirine imza atmıştır.
Bu kadar kazayı trafikte yapsanız, ehliyetinize el konur.
Peki, Antalyaspor bu maçta oynadığı futbolla galibiyeti hak mı etmiştir derseniz, hayır derim ama konumuz da bu değil zaten.
Antalyaspor, can derdindeki takımların kurtarıcı meleği olmuş adeta.
Belki de seçilen kurban.
Ligin ilk galibiyetini Antalyaspor karşısında almıştı Sivas.
Kongreden bir gün önce, yine bir penaltıyla Demirören?i hayata döndüren Beşiktaş yenilgisi.
7 maç kazanamayan Fenerbahçe, her ne hikmetse 8?incsinde Antalyaspor?u yener.
Ve Diyarbakır, 2 haftalık komadan Antalyaspor sayesinde çıkar.
Bu sene kupadan başka tutunacak dalı kalmayan Trabzon?da da aynı kaderi yaşamak en büyük endişem.
Yılın hayırseveri olarak ödül verilebilir.
Kazandığımız tek şey bu olur belki de.
Bir acayip lig oynanıyor bu sene.
Direkt ligden düşürmeler, bitmemiş maçı kazanmalar, oynamadan puan almalar.
Futbol mu trajikomik bir film mi belli değil.
Ligdeki yerimiz, bir sonraki senaryoda rol alma hakkı olan figüran gibi.
Ama kupada karakter oyuncusuz.
Başroldekilerden birinin ayağını kaydırırsak, belki de Oscar alırız.
Belli mi olur.