AK Parti İl Başkanı Sayın Ali Çetin, belediye başkanlıklarına aday olabilmek için istifa eden ilçe başkanlarına yönelik bir bildiri yayınlayarak teşekkür etti.
Güzel bir hareket.
Birlikte siyaset yaptıkları arkadaşlarına yönelik kamuoyunda onları bu şekilde onure etmek gerçekten güzel bir jest.
Ancak takıldığım bazı kelimeler bu bildirinin kamuoyunda etkisini azaltmaktadır.
Şöyle deniyor bildiride:
“Vatan toprağı ile sınırlı kalmayan bu DAVA dünya mazlumlarının ve İslam aleminin umudu olmuştur…”
AK Partinin kuruluşundan beri başta Sayın Erdoğan olmak üzere hemen her yetkili/yetkisizin dilinden düşürmediği bir kelime, “Dava…”
Sayın Ali Çetin ve yetkililere soruyorum;
Dünya mazlumlarının ve İslam aleminin umudu olan bu “dava” nedir?
“Kiminle ve neyle davalısınız?”
Ortada bir dava varsa bu davanın karşısında olan muhatapları da vardır.
Kimdir bu karşı muhataplarınız?
Merak ediyorum; Diyanet İşleri Başkanlığı ile bileşenleri arasında HTŞ, El Nusra, ÖSO ve benzeri radikal grupların meydana getirdiği “Suriye İslam Meclisi” arasında bir protokol yapıldı.
Söz konusu olan davanın bir parçası mı bu protokol?
Daha çok sayıda buna benzer örnekler çoğaltılabilir.
Kısacası tevil yapmadan gerçek anlamda açıklanmaya muhtaç bir ifade bu dava kelimesi…
***
Sayın Çetin’in yayınladığı bildirideki bir ifade de bence sıkıntılı…
Şöyle deniliyor;
“Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinde elde ettiğimiz Büyük Türkiye Zaferi’nde olduğu gibi…”
Bu cümleyi okuyunca üzülmedim dersem yanlış olur.
“Zafer” kelimesi orduların silahlı savaşında düşmanı yendiğinde kullanılan bir sözcüktür.
Yani savaş jargonudur.
Siyaseten seçim kazanmayı zafer diye adlandırmak seçimdeki rakipleri “düşman” konumuna sokmak demektir.
Siyaseten seçim kazanılır, zafer kazanılmaz.
Bu ifade başta CHP’liler olmak üzere karşınızdaki tüm muhalefet partilerini “düşman” yerine koymanız anlamına gelir…
Demokrasilerde siyasi partiler iktidara talip olur, devleti yönetmek isterler…
Bunu da halkın iradesine sunar ve iradenin tecellisi de seçimle olur.
Hiçbir demokratik ülkede halkın iradesine mazhar olan siyasi partiler, halkın kabulünü zafer olarak adlandırmaz…
Çünkü siyasi partiler birbirlerinin hasmı, düşmanı değiller, aksine toplumun daha iyiye, daha refaha ulaşmasını sağlamak için birbirleriyle rekabet eden kuruluşlardır.
Birinin diğerine üstünlüğü halkın tercihidir ve bu tercihler zafer diye adlandırılmazlar.
Kısacası; 22 yıldır ülkemizi yönetme yetkisine sahip olan AK Parti yetkililerinin kullandıkları dilin daha dikkatli ve daha özenli olması gerekir.
Bu türden kullanılan dil, toplumsal kamplaşmayı daha da derinleştirmekten başka şeye yaramaz.
