Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) gönül verenlere, “Gelin hep birlikte sesli düşünelim” çağrısı yapmak istiyorum.
“Dur arkadaş. Bu neyin sesli düşünmesi. Herkes kendi çapında aday adaylığı çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Şimdi derinden düşünme zamanıdır ama, sesli değil, sessizce düşünerek” deneceği kesin.
Diyen desin.
Benim de özellikle aday adaylığına hazırlananlara birkaç hatırlatmam olacak.
-İl Başkanı Özer Ülken’in duruşu, Deniz Baykal’ın gücündendir.
(Her ne kadar görevden alındı, alınıyor. Bugün gidecek, gitti bile denilse de. Ülken’in yerinde kalması tamamiyle Baykal kaynaklıdır)
- 2 aydır kayıp olan ve ortalıklarda gözükmeyen Deniz Baykal, Oran Sitesindeki evinden telefonla Türkiye’yi yönetmeye çalışıyor.
- Antalya’nın kamburu Baykal’dır..
- Baykal olduğu sürece Antalya’da ön seçim yapılamaz.
- Antalya’nın önünü Deniz Baykal tıkıyor.
Sonları soru işareti ile biten tüm bu soruları birbirinize sorup, yorumlarda bulunup, kafa yoruyor musunuz, yormuyor musunuz?
Tamam.
“Ön seçimsiz bir genel seçime girilmesini aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz” diyenlerdensiniz.
Her CHP’li Antalya’da ön seçimden yana.
Peki kazın ayağı hakikaten öyle mi?
18 yıldır ön seçimin ‘Ö’ harfinden bahsetmeyip, her seçim listesini kendisi yapan Deniz Baykal’da ne değişti de, bu genel seçim için ön seçimden bahsetmeye başladı ki?
Deniz Baykal hakikaten çok mu samimi?
Eski Genel Başkan ağırlığını hissettirebilmek adına, Oran’daki evinden telefonlarla hükmettiği görüşüne ben de katılıyorum.
Partililer üzerinde etkisini hala koruyabilmek adına sanırım kim olsa aynı şeyi yapardı.
Ama unutulmamalıdır ki, CHP tarihi bir fırsatı kendi iç çekişmesi yüzünden elinin tersiyle geriye itmektedir.
Aslında ben Baykal veya ekibi kadar siyasetten veya politikadan anladığımdan bahsedecek kadar, megaloman birisi değilim.
Fakat görünün köy de kılavuz istemez.
“CHP’de ben varsam CHP’de var. Yoksam CHP’de yok” zihniyetinden arınma, arındırılma zamanı gelmiştir.
Onun da adı “Antalya’da ön seçimdir.”