Bugün bir ciddi konuya dikkat çekmek istiyorum.
-CHP Yozgat İl Başkanı Onur Kaytan, Türkiye'de bugün 4 gençten 1'nin işsiz olduğunu söyledi.
-CHP Aydın İl Teşkilatı'nda düzenlenen basın toplantısında Türkiye'nin AK Parti iktidarında dünyadaki en işsiz 25. ülke olduğu belirtildi. Aydın'daki İl Başkanlığı boşluğu nedeniyle açıklamayı CHP Aydın İl Teşkilatı Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Belgin Borat yaptı.
-CHP Kars İl Sekreteri Meryem Çetin, Türkiye'nin işsizlikte birinciliğe koştuğunu, her dört gençten birinin işsiz olduğunu açıkladı.
-CHP Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Bihlun Tamaylıgil, halkın en önemli sorununun işsizlik olduğunu belirterek, “12 Şubat 2011 günü Adana’da, yani işsizliğin en yüksek orana ulaştığı Adana’da, ‘İşsizlik kader değildir’ mitingini düzenliyoruz” dedi.
-CHP Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş “Aksine işçilerin, emekçilerin ve çalışanların hakkı gasp edilmiştir. Yoksulluk ve yolsuzluk tavan yapmıştır. İşsizlik ülke tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır” dedi.
Yukarıda örneklerini verdiğimiz basın açıklamalarının hangisi bir diğerinden değişik?
Tabi ki hiç birisi.
Hepsi aynı kalıptan çıkmış gibi lügatlar.
Zaten aynı beynin ürettiği sözler olduğu açıkça belli.
Ve tarih 12 Şubat 2011.
CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken, basın toplantısı yapacağı gerekçesiyle gazetelere e-mail geçiyor. 12-13 dolayındaki gazeteci, CHP Antalya İl Başkanı’nın bu çağrısını galeye alıyor ve CHP il binasına gidiyor.
Saat 12.00’de başlaması gereken toplantı 30-40 dakika geçiyor ama, o toplantıyı yapacak olan CHP’nin İl Başkanı, kendi toplantısına gelmiyor.
Cep telefonuna bakmıyor.
Çağrıları galeye bile almıyor.
Gazeteciler de, bu tutum karşısında geldikleri gibi geriye gidiyorlar.
Çok geçmiyor, CHP İl Başkanı Özer Ülken, yazılı bir açıklama yapıp, bunu elektronik posta yoluyla gazetelere geçiyor.
İşte kısaca o açıklamanın özeti.
-Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İl Başkanı Özer Ülken, “İşsizlik Kader Değildir” başlığıyla yaptığı yazılı açıklamada AKP iktidarının kendi mahkemesini kurduğunu ve yargıyı ele geçirmeye çalıştığını vurguladı”
Peki bu sözler kimin?
Özer Ülken’in mi?
Bana sorulursa bence değil.
O zaman kendi basın toplantısına gelmeyen CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken’e kızmayalım.
Neden mi?
“Ben kendi fikrim olmayan, uzaktan kumanda yöntemiyle hareket eden zihniyetteki il başkanlarından birisi değilim. Bu basın toplantısının davetini yaptık ancak, benim o toplantıya katılıp, elime tutuşturulan açıklamayı yapmak içime sinmiyor” diye düşünmüş olacak ki, son anda toplantıya katılmaktan vazgeçmiş.
“O zaman gazetecileri niye basın toplantısı var diye il binasına çağırdı” diye sorulacaktır.
Ben gitmedim.
Ama eleman gönderdim.
Çünkü kendisine olmayabilir ancak, makamına saygı gösterdiğim için bunu yaptım.
Özer Ülken’e kim mi saygı gösterecek?
Ülken’in kendi basın açıklamasıymış gibi, gazetelere elektronik posta yoluyla gönderip, gazetesine taşıyanlar zaten gösterdi.
Ben o açıklamasını gazeteme taşımadım.
Bundan sonra da Ülken ile ilgili tek satır da olsa şahsi açıklamasını taşımayacağım, taşıtmayacağım.
Görevden alınması, istifası, çuvalladığını duyma haberleri hariç.
Bu da bizim yoğurt yiyişimiz.