Turizmin başkenti…
Dünya şehri…
Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı…
Tarımın başkenti…
Deniz, kum, güneş…
Arkeolojinin başkenti…
Liman ve ticaret kenti…
Doğal hayatın ve çevrenin en iyi korunduğu şehir…
Mavi bayraklı şehir…
Vs.… vs.…
Kentin önde gelenlerinin, siyasilerin, kent yöneticilerinin hemen her fırsatta Antalya ile ilgili tanımlarıdır bunlar…
Ama gerçekten Antalya bu tanımlara uygun bir kent mi?
Bu soruyu sokaktan geçen 100 kişiye soralım, 96’sı “hadi oradan” der…
Peki sokaktan geçen bu 100 kişiye “Siz Antalya’yı bir cümle ile nasıl tanımlarsınız” diye sorarsak muhtemelen şöyle tanımlar çıkabilir…
“Antalya turizm, arazi, siyaset rantçılarının, soyguncuların şehridir…”
“Antalya imar kapkaççılarının şehridir…”
“Antalya kara para aklanmanın şehridir…”
“Antalya bir avuç taş ve kum için dağlarının ve ormanlarının talan edildiği şehirdir…”
“Antalya 3 kuruşluk elektrik için derelerinin, ırmaklarının yok edildiği şehirdir…”
“Antalya arkeolojisinin talan edildiği, tarihi eser kaçakçılarının şehridir…”
“Antalya basiretsiz yöneticilerinin elinde çar çur edilen bir şehirdir…”
“Antalya vizyonu olmayanların elinde rastgele ve hormonlu büyüyen şehirdir…”
Vs…. vs….
Hedefleri, beklentileri farklı olan insanların Antalya ile ilgili tanımları da çok farklı doğal olarak…
Kentinin yaşanabilir bir kent olmasını isteyenler,
Ekolojisinin bozulmasından kaygı duyanlar,
Arkeolojisi ve tarihine sahip çıkılmasını isteyenler,
Vizyoner bir yönetimle yaşam kalitesinin yükseltilmesini isteyenler,
Kentin rantının kentte yaşayanlar arasında hakça bölüşülmesini isteyenler, sokaktan geçen bu 100 kişinin yaptığı tanımlamalardan elbette rahatsızlar…
İşte bu rahatsızlıklarına son vermek, Antalya’nın hedefleri belli, çevre ve doğal hayatına sahip çıkılmış, hayat kalitesi yüksek bir Antalya’da yaşamak isteyenler “ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman’nın” öncülüğünde “Geleceğin Antalya’sı” başlıklı bir toplantı yaptılar…
Bu toplantıda “mevcut kent yapısı ve dönüşüm vizyonu” başlığı altında “Çevre Mühendisi Cem Arüv’ün” yaptığı sunum gerçekten izlenmeye ve ciddi bir şekilde ele alınmaya değer bir sunum…
Arüv’ün sunumunda belirttiği “Geleceğin Antalya’sı yalınız turizmin değil, doğa ve çevre ile uyumlu bir yaşamında merkezi olmalıdır” ifadesi bence çok kıymetli bir tespit…
İleri sürdüğü projede; kent merkezinin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtirken bu yeniden yapılanmanın yerel yönetimlerin gücünü aştığını, bu nedenle geleceğin Antalya’sı ile ilgili projenin “devlet destekli” olması gerektiğini belirtmesi de bir gerçeğin altını çizmektedir…
Kent merkezinin devlet destekli bir proje ile dönüşümünün sağlanması için bu projeye inanan, öncülük yapacak, vizyoner bir yerel yönetimin iş başında olması da zorunlu bir gerçektir…