Bir insanın gezmeden görmesi, görmeden bilmesi, bilmeden biliyormuş gibi ahkam kesmesi mümkün mü?
“Değil” denemez.
Hem de sayısı o kadar çok ki.,
Kimse tahmin bile edemez.
Artık çoğunluk her şeyi biliyor. Tam olarak vakıf olamayanlar, vakıfmış gibi rol yapmaktan geri durmuyor.
Sabah kalk. Akşama kadar Tv başında vakit geçir. Akşam üzerine doğru her zamanki uğrak yerine demirle. Hızlandırılmış sistemde işini gör, akşam oldu git yat.
Bu monoton yaşamın derinliğindeki birisinin TV veya eğer ki okuyorsa gazetelerin bilgi aktarımı dışında nelerden haberdar olur ki?
En son Kalekapısı’na ne zaman gitmiş?
Işıklar Caddesi’nin son halini görmüş mü?
Önümüzdeki günlerde Büyükşehir tarafından güzelleştirme çalışmalarının başlatılacağı Kazım Özalp Caddesi’nin çirkin hali nasılmış?
Hiç merak edip, bakan var mı?
Gazetelerden okuyun, “Helal olsun. Şarampol elden geçiriliyor” yorumu yapıp geçin.
Sonra da her şeyde kendini bilgili yerine koy, tartışma ortamlarında olayın uzmanı olup kesil.
Hadi ordan, hadi.
Dün Atatürk Devlet Hastanesi’ne (Eski SSK) gitmem gerekiyordu. Doktorum Arif Doğanoğlu, “Çabuk gel” deyince, arabayla gitmeye gözüm yemedi. Tramvay Muratpaşa Durağına (Eski otogar) çıktım, kimliğimi gösterip tramvaya bindim. İki durak sonra indim. 5 dakikaya Arif Doğanoğlu’nun yanındaydım.
“Sen hastane içerisinde miydin de, beni telefonla aradın” diye sordu. Geliş olayını anlatınca, “Hımm” diye cevap verdi.
Arif beyden sonra, Dr. Burhanettin Çalım’a çay içmek için uğradım. Tramvay ile geliş olayını anlattım, “Geçenlerde cenaze törenine katılmak üzere Murtapaşa Camii’ne gitmem gerekiyordu. Araç park sorunu var. Bindim tramvaya, gittim geldim. İlk kez binmiştim çok hoşuma gitti” dedi.
Adam gibi çalıştırılırsa tramvay ulaşımı insan oğlu için hakikaten önemli bir teknoloji. Ama o ulaşımda yaşananları bizzat görmek gerekli.
Tramvay duraklarındaki gişilerin önünde hala insan kuyrukları uzayıp gidiyor.
Özel güvenlikçiler o soğukta ve bir de yağmur altında orada tutulması insani açıdan bana göre yanlış.
Haa o iş onların görevi. Bu doğru da, kışın dondurucu soğuğu, yazın kavurucu sıcağında her babayiğit görev yapamaz. Hele klimasının karşısında kışın sıcacık, yazın serin ortamda gerinenler onların derdinden hiç anlamaz.
Kartına dolum yapanların kartları turnike girişinde çalışmıyor. Özellikle GSM operatörleri aracılığıyla kartını kullanmak isteyenler çok sorun yaşıyor.
Vatandaş ile özel güvenlikçiler karşı karşıya geliyor.
İşletici firma topu atmış görevlilerin üzerine “Vatandaşa uydurun bir bahane” deyip geçin” zihniyetiyle mi hareket ediyor ne, hiçbir durakta güvenlikçi-vatandaş tartışması yaşanmadığını görebilmek mümkün değil.
Ben iki kez şahit oldum.
Çocuk sıkıntısız büyümez.
Antalya’nın kimilerine göre koca bir kamburu, kimilerine göre ise geleceğin en büyük yatırımı, her neyse. Belli ki büyüyecek ama, öncelikle o büyütme işleminde hazmetmek gerekir. Devasal bir yatırım yapılmıştır ve yapılması gereken de o yatırımı en iyi şekilde halkın kullanımını sağlamaktır.
At bakalım atabilecek misin?
Satamazsın bile.
Antalya
Asayiş
Özel
İlçeler
Kültür-
Gündem
Eğitim
Ekonomi
Spor
Güncel
Sağlık
Trend Haberler
674. Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
Bülent Korkmaz’dan Sivasspor yenilgisi sonrası: “Futbolun içindeki bütün talihsizlikleri yaşıyoruz!”
‘Eleştiriyorum diye beni engelledi!'
İsmail Öz’den dikkat çeken mesaj: Sen saygı duy ki, saygı duyulasın