Hesap uzmanı olduğunu iddia eden ve arkasından, “Asgari ücret net 1.500 lira olacak!” diyen Kılıçdaroğlu.. Türkiye’nin ekonomisini en iyi bilen 10 kişiden biri olduğunu bize zorla kabul ettirmeye çalışan Kılıçdaroğlu.. Ardından, “Emekliye yılda 2 maaş ikramiye!” vereceğini söyleyen de Kılıçdaroğlu.. Ona inanmadığımızı bildiği için, noterden kağıt almak zorunda kalan Kılıçdaroğlu..
Noter tasdikli eğlence! Tam bir komedya!
Kemal Ağa bizimle eğleniyor a dostlar. Asgari ücretin öyle bir anda 1.500 lira olamayacağını bilmek için hesap uzmanı olmaya da gerek yok, müneccim olmaya da! Hele hele, şaklabanlık yaparak öyle hokus-pokusla da olacak iş değil bu. Şapkadan tavşan çıkarmak daha kolay, zira!
Eline kalem kağıt alan her vatandaş, Kılıçdaroğlu’nun hesabına göre asgari ücretin brütünün 2 bin lirayı aştığını hesaplayabilir. Yani bugün net 943 liralık asgari ücreti vermeye zorlanan esnaflar var. Bu gerçeği kimse göz ardı edemez. Nihayetinde asgari ücreti devlet ödemiyor ki devlet tek başına karar versin. Sendikalar, hükümet temsilcileri, esnaf temsilcileri gibi 5’li Komisyonun uzlaşması sonucu belirleniyor asgari ücretin neti, brütü. Kılıçdaroğlu bu kadar basit bir bilgiden yoksun olabilir mi? Bu durumdan habersiz mi? Eğer bunu biliyorsa, o halde kimin parasını kime veriyor!?
Haydi diyelim ki, hasbelkader Kılıçdaroğlu başbakan oldu ve asgari ücretin brütünü 2 bin liranın üzerine çıkardı. İşverene de bu karara uyma zorunluluğu getirdi diyelim. Esnaf ne yapacak? Ya üretimi azaltacak, daralacak ve işçi çıkaracak ya da kepenk kapatacak. Sanayici ve yatırımcı da düşük maliyetli ülkelere gidecek, yatırımılarını dışarıya yapacak. Ne oldu? İşsizlik oldu, yatırım durdu ve devletin vergi geliri azaldı. Daha bir sürü yan etkilerini sıralayabilirim burada ama bu işi de size bırakıyorum. Ben yine Kemal Ağa’ya döneyim!
Niye mi Ağa diyorum? Valla benim bildiğim, Ağalar böyle bol keseden saçıp savurur. Hem boşuna dememişler, “Ağanın eli tutulmaz” diye!
İşte Kemal Ağa’nın da eli tutulmuyor, verdikçe veriyor. Emekliye para dağıtıyor, köylüye mazot dağıtıyor. Bütün öğretmenlere atama yapıyor, işsizleri işe sokuyor ve herkesin evi oluyor! Dağıttıkça dağıtıyor Kemal Ağa! Bizden 4 sene istiyor, 4 senede öyle dağıtacak ki hazinede para, Merkez Bankasında döviz kalmayacak. Hepsini “Halk”ına feda edecek! Halkını o kadar seviyor. Her şey “Halk” için dostlar, Kemal Ağamız böyledir işte!
İroniye bakar mısınız sevgili okurlar; ülkenin anamuhalefet lideri yaklaşık 10 yıllık SSK Genel Müdürlüğü macerasını -pardon faciasını!- unuttuğumuzu sanıyor. 25 dolarlık stentin nasıl bir hesapla(!) 3 bin dolara fatura edildiğini, hesap bilen Kemal Ağamız halen açıklamadı bize. Sanırım, onun hesabından anlamadığımızı düşünmüştür, yoksa niye izah etmesin bu vurgun görünümlü faturayı! Ne kadar safız değil mi? Hep böyle iyiye yoruyoruz işte, Kemal Ağamızda meydanı boş bulup dağıtıyor!
İyisi mi ben SSK hesaplarını bırakıp meydanlara geleyim. Zira Kemal Ağa dönemi SSK’yı yazmakla bitiremem. O dönemlerde İstanbul’da yaşayan bir gazeteci olarak bire bir şahidiyim SSK skandallarının. Rezalet kelimesinin yetersiz kalacağı zulüm yıllarıydı o yıllar.
Şimdi meydanlara inmiş Kemal Ağamız. Ve meydanları boş(!) bulunca da dağıtmaya başlamış! Emekli ikramiyeleri, asgari ücretin azamileşmesi, bütün öğretmen adaylarının atanmasına kadar dağıtıyor. Bol keseden dağıtıyor. Bütün öğretmenler atanacak diyor ama, o kadar derslik var mı bilmiyor! Nereye atıyorsun öğretmenleri, uzaya mı!? Arz-talep dengesi gözetmeden dağıtıyor. Seçim bahşişi(!) olarak 2 maaş ikramiye dağıtıyor ama, yerine nerden koyacak o paraları bilmiyor. Sorduğunuzda, “Kaynak var efendim, Ak Parti hazineyi doldurmuş! Ordan verecem!” diyor veya “Benim adım Kemal, ben kaynağı bulurum!” diyerek bizimle şey(!) geçiyor.
Sanki biz bilmiyoruz, petrolün ithal edildiğini ve 1,5 liaradan satılamayacağını.. Sanki biz bilmiyoruz, 8 milyon emekliye rüşvet verilmek istendiğini.. Sanki biz bilmiyoruz, asgari ücretin net 1.500 lira olmayacağını.. Sanki biz bilmiyoruz, bütün öğretmenlerin atanamayacağını..
Eğer Kemal Ağa’nın bu boş vaatlerinin karşılığı olsaydı, önce emekliler ve işçiler; ardından öğretmenler ve köylüler bunu belli ederdi. Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerine dair veya vaatlerine kandıklarına dair bir açıklama duydunuz mu? Atama bekleyen öğretmenlerden, mazot indirimi bekleyen köylülerden bir ses duydunuz mu? Çifte maaş heyecenı yaşayan bir emekli topluluğu yansıdımı gazetelerin 1. Sayfasına veya televizyon ekranlarına? “Yürüü kim tutar seni, arkandayız Kemal Ağam!” diye slogan atan taşeron işçilere rastladınız mı hiç?
Bize şaka mı yapıyorsun sayın Kemal Ağa!?
KemalAğadeyince aklıma merhum Kemal Sunal’ın film repliği geldi: “Ağam bizimle eylenir!”