Engelli bireyleri topluma kazandırmak değil, toplumu engelli bireylere uyarlamaya en güzel örnek Antalya'da 12 yıldır gözleri görmeyen Ümit Çetin olabilir. Kendisi şu anda 39 yaşında ve telefon tamircisi. 27 yaşında mobilya ustasıyken kimyasal boya kullanımı ile sinir kuruması gerçekleşmiş ve gözlerini kaybetmiş. Kendisi "Çalışma kurallarına uymadığım için gözlerime kaybettim" diyor. Önce eşi onu terk etmiş, yuvası dağılmış. Daha sonra tekrar denemiş. 9 yıl otelde çalışmış, bununla yetinmemiş ve yeni arayışlara başlamış. Yılmamış, kendi telefon tamirhanesini kurmuş ve gözlerini kaybetmesine rağmen pes etmemiş. "Evet, zor bir dönemdi" diyor ve devam ediyor: "Her zaman insanlar arkamızda olmayabilir. Hayatta tek başımıza yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor." Bunları söylerken yüzünden gülümseme eksik olmuyor. "Ellerimle hissederek telefonları söküp tamir ve bakım yapıyorum. Gözler her yerde gözler, sadece bakar ama sinir sistemi ile hissedersek tüm organlarımız göz olur" diye devam ediyor. "Benim gibi görme engelliler ya da herhangi bir engeli olanlar hiç pes etmesinler, hayat mücadelesine tek başımıza devam etmemiz gerekiyor" diyor. Nasıl da güzel bakıyor hayata. Takdir etmemek elde değil. 
Düşüncedeki engelden kurtulmanın yolu, sabır ve azimle önüne gelen engelleri aşacağına inanmakla başlıyor. 
Asıl engel cehalettir. 
Engelliye acınası bakışlarla değil normal bakışlarla bakmalıyız çünkü o kendi engelini açtığı halde biz zihnimizdeki engeli aşamamışız. 
Gelişmiş, çağdaş bir toplumdan söz edebilmek için engelli bireylerin sorunlarını çözmeye çalışmak ya da çözmüş olmak o toplumun gelişmişlik düzeyi ile yakından ilişkili görünmektedir. 
Söz konusu gelişme sağlanabildiğinde toplum engelliler tarafından da kazanılmış olacaktır. Adı gibi Ümit Çetin hayattan çok güzel bir ders çıkarmış, azmetmiş, ayaklarının üzerinde durabilmiş ve çok zor bir meslek olan telefon tamirciliği yapmakta.