Halen tutuklu bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Belediye ile ilgili savcılığın yaptığı soruşturma nihayet iddianamenin hazırlanıp mahkemeye iletilmesiyle yargılama süreci başlatıldı.
Mahkemenin henüz iddianameyi kabul edip etmediği belli değil.
Umarım bir an önce mahkeme iddianameyi kabul eder ve yargılama başlar.
Bu bekleme uzadıkça kamuoyundaki bıkkınlık ve “neyi bekliyorlar” sözlerinin yaratacağı kuşku ile olayın ciddiyetinde sıkıntılar meydana gelebilir.
Bu nedenle iki şey, yargılama geciktikçe süreci enfekte edebilir…
Birincisi, savcılığın iddianamesinin her satırının didiklenerek insanların kendilerini yargıç yerine koyup kendilerince karara varmalarıdır…
İkincisi, konuyla ilgili yanlışla doğrular, gerçekle gerçek olmayanlar kafalarda birbirine karılmış durumda.
Bu nedenle herkes başta Muhittin Başkan olmak üzere suçlananların ifadelerini, bu iddialar karşısında ne diyeceklerini, ortaya konulacak kanıtları merakla beklemektedir.
Benim de dikkatimi çeken (şimdilik) iki husus var.
İddianamenin 702 sayfasını okudum ve kafamda cevaplayamadığı bazı deli sorular var.
Mesela, savcılığın ifadesiyle 3 milyar liralık rantın oluştuğu “hafriyat” olayı müfettiş raporlarında her yönüyle ortaya konulduğu halde neden iddianamede bu rant ile ilgili yolsuzluk iddiaları gereğince yer almamıştır?
30 milyonluk daire ile 8,5 milyonluk rüşveti iddianamenin yüzlerce sayfasında didikleyen savcılık 3 milyar liralık hafriyatı neden iddianamesinin merkezine koymamıştır?
Acaba hafriyat yolsuzluğu savcılık tarafından ayrıca yürütülmekte olduğundan ilerleyen zamanda ek iddianame mi hazırlanacaktır?
Şunun altını çizmek istiyorum…
“Hafriyat olayının üzerine gidilip yolsuzluk yapanlar yargılanmadıkça yaşanan bu süreç her zaman eksik olarak anılacaktır…”
İkinci husus ise Döşemealtı’nda yapılan imar planı tadilatı karşılığında 100 bin dolarlık rüşvet iddiasında hiçbir detay yer almamaktadır.
İddianamenin 172. Sayfasında yer alan “itirafçı Serkan Temuçin’in” ifadesinde, “Trinvest” isimli firmanın Döşemealtı’nda yapılan imar tadilatıyla ilgili olarak; bu tadilatın yapılması için 100 bin dolar rüşvetin verildiğini belirterek aynen şunları söylüyor;
“…ortağı olduğunu beyan eden Mehmet ÇETİNKAYA kamyon alınmadan sürecin çözülmesini talep etmesi üzerine durumu Başkan da bana yine Okan KAYA'ya festival ve konserlerden dolayı borçları olduğunu belirterek 100 Bin DOLAR yatırılmasını söyledi. Ben de bu durumu hemen ertesi gün Mehmet ÇETİNKAYA'nın Meltem Mahallesindeki ofisine giderek kendisine ilettim. Mehmet ÇETİNKAYA bana tamam diyerek birkaç gün sonra yine 7 Mehmet isimli restoranda denk geldiğimizde paranın gönderildiğini bana söylemişti.”
İddianamenin girişinde sunulan deliller içerisinde tanık beyanları ve itirafçıların ifadelerini belirten savcılık, Serkan Temuçin’in bu suçlayıcı beyanındaki iddiasında, rüşvete aracılık ettiğini itiraf eden “Mehmet Çetinkaya için takipsizlik” kararını neden verdi?
Trinvest’in sahibi “Cengiz Gökay” ile ilgili neden herhangi bir işlem yapılmadı?
Söz konusu imar tadilatıyla ilgili belediye meclis kararları ve bu kararların alınmasında etkili olan yetkililerin ifadelerine neden başvurulmadı?
Umarım yargılama safahatında bu sorular adil yargılama ile açıklığa kavuşur ve kamuoyu vicdanında sıkıntılı sorular bırakılmaz…